MENÜ
İzmir 20°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
'Yahu ekmek sahiden aslanın ağzındaymış!'
Kemal ANADOL
YAZARLAR
22 Temmuz 2021 Perşembe

'Yahu ekmek sahiden aslanın ağzındaymış!'

Yukarıdaki fotoğraf bırakalım genç kuşakların, büyük olasılıkla 1950’den sonra doğanların bile belleklerinde olmayan bir önemli şahsiyete aittir. Bu seçkin kişinin adı Ahmet Rasim Bey’dir. 1864-1932 yılları arasında yaşayan İstanbul doğumlu Ahmet Rasim Bey, mutlakiyet, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerini gören ve çok önemli olaylara tanık olan değerli bir Türk aydınıdır.

Babası onu doğmadan terk ettiği için annesi tarafından büyütülmüş ve bu nedenle parasız yatılı Darüşşafaka Lisesi’nde eğitim görmüştür. O günün önemli müzik otoritesi Mehmet Zekâi Dede’den ders almış kendi çabası ile mükemmel ölçüde Fransızca öğrenmiştir. Liselerde öğretmenlik yapmış, Ahmet Mithat Efendi’nin teşvikiyle tam elli yıl sürecek gazetecilikte karar kılmıştır.

Ahmet Rasim Bey köşe yazarlığını deyim yerindeyse kurumlaştıran kişidir. Yaşadığı dönemin İstanbul yaşamı onun kalemiyle köşe yazılarında, kitaplarda canlanmış, belleklerde yer almıştır. Ayrıntılara girmeden birçok şiir, öykü, romanın sahibi olduğunu söylemekle yetinelim. Ayrıca iyi bir tarihçidir; bu dalda esereler vermiştir. Müzisyendir, önemli güfte ve besteleri vardır. Zamanın keman üstadı Tatyos Efendi’nin canciğer dostudur. Birlikte meyhaneden çıkıp, sabah ezanı okunurken karısının sözlerini hatırlamış, dudaklarından “Bu akşam gün batarken gel / Sakın geç kalma erken gel” dizeleri dökülmüş, Tatyos Efendi de oracıkta bestelemiştir.

***

Malumat, Sabah, Sebat, Güneş, Maarif, Resimli Gazete, Türk Yurdu, Akşam, Cumhuriyet ve birçok gazete ve dergide çalışmış, sayısız köşe yazısı, makale, incelemeyi imzalamıştır. Birinci Dünya Savaşında Babıali’nin ilk savaş muhabirlerindendir. İstanbul işgal altındayken yandaş ve utanmaz mütareke basını içinde sağlam kalmış az gazeteciden biridir ve korkmadan Kuvayı Milliye’yi desteklemiştir.

İşte bu Ahmet Rasim Bey o günün gazete patronlarıyla cebelleşip mesleğinin son döneminde işsiz kalır. Üstat 63 yaşındadır ve o güne kadar tam yüz kitaba imza atmıştır. Ankara’nın yolunu tutar ve ucuz otellerden birine yerleşir. O günün ünlü gazetecilerinden İsmail Müştak’la karşılaşır. İsmail Müştak “Hayrola üstat” der. “Ankara’da ne işiniz var?” Ahmet Rasim Bey espriyle yanıt verir: “Fırıncılar ekmeği yuvarlak yapıyor. Ekmek elimden kaydı, Ankara’ya kadar yuvarlandı. Ben de peşinden geldim!”

İsmail Müştak Bey o akşam Çankaya’da Atatürk’ün sofrasında olayı gülerek anlatır. Ama Gazi’nin suratı asılmıştır. Sert bir ifadeyle sorar:

“Peki Ahmet Rasim Bey’in iş meselesiyle alâkadar oldunuz mu?” “Hayır” yanıtını alınca daha da sertleşir. “Peki üstadın nerede kaldığını öğrendiniz mi?” Bu soruya da olumsuz yanıt alınca iyice sinirlenir. “Türk irfanına yarım asırdan fazla hizmet veren yaşlı ve muhterem bir zat işsiz kalıp Ankara’ya kadar geliyor, siz de ona yardımcı olmuyorsunuz. Hatta nerede kaldığını bile sormuyorsunuz.”

Hemen bir araç çıkartılıp o zaman sayısı pek fazla olmayan Ankara otellerinden birinde bulunan Ahmet Rasim Bey Çankaya’ya getirilir. Atatürk üstadı kapıda karşılar, sofraya buyur eder, hatırını sorar kendi elleriyle rakı kadehini doldurur. Onun işsiz kalması Kemal Paşa’ya dokunmuştu. Her ikisinin de sevdiği rakıdan bir iki duble içince kulağına eğilir “Üstadım münhal bulunan İstanbul mebusluğumuzu kabul buyurur musunuz?” Ahmet Rasim Bey çok etkilenir ne yapacağını şaşırmış durumdadır. Atatürk’ün elini öpmek ister ama başarılı olamaz. Ayağa kalkar ve yüksek sesle söylenir: “Yahu ekmek sahiden aslanın ağzındaymış!”

***

Ahmet Rasim Bey 1927’den 1932 yılına kadar iki dönem İstanbul milletvekilliği yaptı. 21 Eylül 1932 günü vefat etti Heybeliada mezarlığına defnedildi.

Okuyuculara bir bilgi daha verelim. “Bir İhtimal Daha var, Yine Bu yıl Ada Sensiz, Körfezdeki Dalgın Suya Bir Bak” gibi belleklerde yerini koruyan ve daha birçok bestesi olan Osman Nihat Akın, Ahmet Rasim Bey’in torunudur.

***

Gelelim bu duygu dolu olayın düşündürdüklerine… Cumhuriyet ilân edileli dört yıl olmuştur. İki yıl önce Nakşibendi Şeyhi ve Zaza asıllı Kürt lideri Şeyh Sait tarafından başlatılan Hilafet isteyen ayaklanma zor belâ bastırılmıştır. Seyh Sait isyanından altı ay önce de Hakkari’de Hristiyan Süryanilerin Nasturi ayaklanması gerçekleşmişti. Bu ayaklanma İngiltere’nin Musul sorununun ele alınması için Milletler Cemiyeti’ne başvurmasından bir gün önce ortaya çıkmıştı! TBMM Takrir-i Sukûn Kanununu kabul etmiş, İstiklâl Mahkemeleri kurulmuştu. Özetle olağanüstü bir dönemden geçiliyordu. Genç Cumhuriyet kendini İngiliz emperyalizmine ve içerdeki gerici güçlere korumaya çabalıyordu. İktidarda tek parti vardı. İktidar sahipleri de ülkede demokrasi olduğunu söyleyerek sahtekârlık yapmıyorlardı. Bu koşullarda milletvekillerini Atatürk belirliyordu. Atatürk’ün istemediği kişi vekil olamazdı demek daha doğru olur.

Atatürk, Ahmet Rasim gibi, Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Yahya Kemal, Ruşen Eşref gibi isimleri milletvekili seçiyordu. Bugünün politikacıları ve parti başkanları tek parti iktidarını bazen “iki ayyaş dönemi” bazen “otuzların CHP’si” diye niteleme insafsızlığını gösteriyorlar. Bazıları da cumhuriyet için “seksen yıllık reklâm dönemi” demek gafletinde bulunabiliyor. Oysa bugün TBMM üyeleri 12 Eylül öncesinden de geriye giderek tek adamlar tarafından belirleniyor. Güya ülkemizde demokrasi var!

Ahmet Rasimler’den, Yahya Kemaller’den bugüne ne kaldı? Onların yerine kimler geçti?

Fethullahçı olduğu için yurt dışına kaçan futbolcular, kırmızı bültenle aranan akademisyenler! Başka? Türkücüler, reisin şoförü, bankaları batıran genel müdürler, vaktiyle “temiz raporu” veren müfettişler yine vaktiyle “takipsizlik kararı” veren savcılar… “Ben CHP milletvekiliyim ama CHP’li değilim” diyen “yetmez ama evet”çiler!

1930’lardan bugüne ilerlediğimiz bir arpa boyu yol bu maalesef…

İsmet Paşa’nın bu durumlarda ağzından dökülen sözcükleri anımsıyorum:

“Hadi canım sen de!”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
  Mustafa Sezen
 22 Temmuz 2021 Perşembe 19:07
Harika bir anlatım ve ders niteliğinde bilgilendirme. Yüreğine sağlık , kalemine güç diliyorum. Sevgiler.
 Nurettin Ergul b
 22 Temmuz 2021 Perşembe 13:29
Cumhuriyet in alternatifi yoktu olamaz, Yunanistan''da emperyalizmin Anadolu''ya Saldırmış olduğu bir kukladir,
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ege'de Sonsöz