MENÜ
İzmir -1°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Alışmak sevmekten daha zor!
Mehmet KARABEL
YAZARLAR
22 Kasım 2022 Salı

Alışmak sevmekten daha zor!

Önce bir tespit…

Dünyanın hiçbir ülkesinin dilbilgisinde…

“Sokak Hayvanı” diye…

Bir tamlama ya da ifade şekli yok!

Sadece biz Türkler kullanıyoruz bu iki kelimeyi…

Neden?

Çünkü…

“Sokakta hayvan beslemek!” sadece bize özgü…

Oysa…

Bu hayvanlar…

Yüzyıllar önce insanlar tarafından evcilleştirilmiş…

Ve yine…

İnsanlarla yaşamaya alışık dört ayaklı canlılardır…

Sokaklarda…

Kendi kendilerine karınlarını doyurmaya çalışmaları…

Anormaldir!

*** 

Şimdi de “kıskandıran” bir gerçek…

Fransa’nın başkenti “rüya şehir” Paris’in nüfusu…

An itibarıyla…

2 milyon 200 bin…

O kadar insan(!)

Ne kadar evcil hayvan besliyor biliyor musunuz?

Kedisiyle… Köpeğiyle… Tavşanıyla… Hamster’ıyla… Kafesteki kuşu ve  Akvaryumundaki balığı ile…

4 milyondan fazla…

Paris’in nüfusunun tam iki katı!

Sokakta bi’tane “başıboş” hayvan göremezsiniz…

Hepsi, tasmalı…

İhtiyaç molasında bile sahibinin eldivenli elinde torba var!

Bu gerçek…

Avrupa’nın tüm kentlerinde geçerli…

*** 

Ve, bi’de bizim İzmir’den “pul biberi kadar acı” bir gerçek…

Benim yerime…

Harbi duygularını dile getiren…

Bu kentin duayen işadamlarından…

Değerli büyüğüm Kemal Çolakoğlu’nun…

Kaleme aldığı duyguları…

Üstelik, noktasına dokunmadan:

“Sokak hayvanları, “bulundukları alanlarda yaşamalı” saçmalığından acilen kurtarılmalı… Parklarda, meydanlarda, bulvarlarda, cadde ve sokaklarda yaşamak zorunda kalmamalılar… Onlar da birer can… Bu nedenle, korkanın tekmelediği, sevenin okşadığı garip ruh halinden kurtarılmalılar… Otomobile havlayan, motosiklete saldıran köpeklerin, doğal bilinçsizlikle insanları ısırmalarına engel olunmalı… Kent sınırları içinde, adam gibi barınaklarda, temiz gıda ve su ihtiyaçlarının yanı sıra düzenli veteriner gözetiminde, hijyen ortamda, Orman Genel Müdürlüğü ile belediyelerin tahsis edeceği yuvalarında yaşamalılar…”

Vahşi pet ticaretine izin verilmemesi gerektiğini hatırlatan Çolakoğlu, şöyle noktalıyor duygularını:

“Bu insan dostu hayvanların evlerde yaşayanlarına çip dahil mutlaka kimlik sağlanmalı… Eğer gerçekten hayvanları seviyorsanız, onları rahat mekanlarda yaşatınız… Sokaktan geçenlerin insafına bırakmayınız…”

*** 

10 ay önceydi…

İzmir Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Selim Özkan…

Mesele “Sokak Hayvanı” olunca…

Acı gerçeği şaaak diye masanın üstüne koyuverdi:

“İzmir’de 400 bin civarında sokak hayvanı olduğunu tahmin ediyoruz... Bir çift kedi ve köpekten 12 bin tane hayvan ürüyor… Beş yıl sonra bu rakam 12 milyona çıkacak… Bunların kısırlaştırılması için çok büyük bütçeler gerekecek; sıkıntılar daha da artacak…”

Bu ne demek?

İzmir’in nüfusunun yüzde 10’u kadar sokak hayvanı…

Yiyecek bi’şiler için gözümüzün içine bakıyor…

Hangi vicdan buna dayanır?

*** 

İzmir şefkatli bir kenttir!

Yemek masasından ne arttıysa…

(Hoş, artık masadan artan bi’şi kalmıyor ya, neyse)

Doğru evin karşısındaki çöp konteynerinin yanına…

Artık Allah ne verdiyse…

İki yoğurt kabına da ağzına kadar çeşme suyu…

Sokağınızın kedi ve köpekleri…

Artık çok mutlu…

Bırakın yemeği…

Biz millet olarak mahallenin çeşitli köşelerine…

Zavallı sokak hayvanları…

Üşümesin, ıslanmasın diye…

Üfürükten tayyare barınak yapıyorlar…

O kedicikler, köpecikler de…

Sokakta, yağmurda başlarını sokacak yer bulmanın…

Sevincini yaşıyorlar…

Nasıl minnet dolu gözlerle bakıyorlar, bi görmelisiniz?

İyi de…

Bu düzen böyle mi yürümeli?

Kedilerden, köpeklerden artanlara fareler geliyor…

Yemek artıklarından…

Gram kalmıyor geriye…

Özellikle yaz akşamlarında sokak fareleri cirit atıyor…

Bizim sokaktaki çöp konteynerlerin etrafında…

Fareler neden köşe - kapmaca oynuyor?

Aç oldukları için, bi’de sokaklar leş gibi…

Keşke…

Sıkı bir yağmur gelse de sokaklar “bıcı bıcı” yapabilse…

*** 

İzmir’in tanınmış veteriner hekimlerinden…

Selçuk Karakülçe’ye sordum:

“Sokak hayvanları neden aşılanıp yine aynı sokağa bırakılıyor?”

Cevap net; “N’apsın belediyeler? Hangi kediye, hangi köpeğe barınaklarda yer var ki? Bu yüzden aşılıyorlar, aldıklarını yere bırakıyorlar… Ayrıca barınak kadroları da yeterli değil… Barınak personelinin deneyimli ama hepsinden önemlisi ciddi bir hayvan sever olmalı…”

Kedi-köpeklerin yanı sıra çöp konteynerlerin civarında fareler de cirit atıyor… Ne yapmak gerekiyor?

Cevap dehşet verici; “Yemek artıklarına geliyorlar… Özellikle köpeklere atılan sofralarımızdan artanları ile besleniyorlar… Fareler birçok hastalığın taşıyıcısıdır… Önüne geçmek çok ama çok zor… Özellikle de yaz aylarında…”

*** 

Müthiş bir iddia…

Yıllardır tazeliğini koruyor…

Bazı belediyeler…

Gece topladıkları kedi-köpekleri komşu ilçelere götürüp…

Sabaha karşı…

Yallah…

Bırakıp, geri dönüyorlarmış!

Böyle bir talimat veren belediye başkanı düşünebiliyor musunuz?

*** 

Bitiriyoruz…

Cahide Sultan’la birlikte dört köpek büyüttük…

Üçü 20 yıl yaşadı…

Onlar birer “Sevgi Budalası” idi…

Hep onları sevelim isterlerdi…

Aynı zamanda...

Cin gibiydiler, her şeyi anlarlardı…

Özellikle yaşadığınız sıkıntıyı…

Yakınlarınızdan daha önce fark eder…

Sıkıntınızı hafifletmek için…

Bin bir maskara yaparlardı…

Biz onları sadece “Can Bebekler” olarak sevdik…

Bizimle büyüdüler…

Neden böyle bir duygusal hava yarattık?

Şunun için:

100 yıllık bir Devlet’iz ama…

Gel gör ki…

“Hayvan Hakları Yasası”nı revize edip…

Cezaları artırarak…

Ancak geçen yıl adam gibi hayata hayat geçirdik…

Buna rağmen “O Can”lara yapılan işkencenin hala önüne geçemiyoruz…

Oysa…

Başta Fransa olmak üzere…

Neredeyse…

Tüm Batı alemi…

Hayvanların hukuki statüsünü değiştirdi…

Böylece…

“Evcil hayvan, kanun karşısında artık (kişisel bir mülkiyet) değil (hissiyatı olan bir canlı) konumuna geçmiş oldu…”

Acaba?

Kaçımız sokak kedilerine-köpeklerine…

Hissiyatı olan “canlı” gözüyle bakıyoruz?

Nokta…

Hamiş: Tam 20 yıl önce, bugünlerdi… İstanbullu iki işadamı, kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanları öldükten sonra gömecekleri yer bulamayan hayvan severlerin bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için Şile Ahmetli Köyü'ndeki 2,5 dönüm alanı hayvan mezarlığına dönüştürdü… O adres, Türkiye’nin ilk hayvan mezarlığıdır…”

Sonsöz: “Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir… / Mahatma Gandhi – Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri…”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Emre Ergamalıoğlu
 22 Kasım 2022 Salı 10:58
Yazıdaki gibi:”büyük kentlerde yaşayan yurttaşlarımız ödül olarak canlı hayvan hediye etmekteler, çocuklarına. Tatil dönüşü yollara, köylere, ilçelere saçarak yaşadıkları yerlere dönmedeler: tabii,”sorarasanız hayvan ve doğa severliği kimseye vermezler!..
 tosbic
 22 Kasım 2022 Salı 09:27
barınak diye bir şey olamaz,dünyanın hiç bir yerinde olamaz.kombo virüslerin olduğu bir yerdir.olay sadece barınak çalışanları ile ilgili değildir
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2023 Ege'de Sonsöz