MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Büyük Mübadele 95 yaşında
Nedim ATİLLA
YAZARLAR
29 Ocak 2018 Pazartesi

Büyük Mübadele 95 yaşında

Yirminci yüzyılın ilk çeyreği de ikinci çeyreği de acı, kan ve gözyaşıyla açıklanabilir.

Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı bizim açımızdan en trajik öyküleri kapsar…

1912-1922 yılları arasındaki savaşlar nedeniyle Balkanlar’da, Ege Adalarında ve Anadolu’da büyük acılar yaşandı. Balkan Savaşı sonrasında yüz binlerce Müslüman savaşta yenik düşen Osmanlı ordusunun peşi sıra korku ve panik içinde doğdukları toprakları terk ederek Anadolu‘ya sığındı. Benzer trajedi, 1922 yılında Kurtuluş Savaşında yenik düşen Yunan ordusuyla beraber Anadolu’yu terk eden Rum Ortodoksların başına geldi. Bir ay gibi kısa bir süre içinde yüzbinlerce Rum Ortodoks Yunanistan’a sığındı. Bu durum Yunanistan’da büyük sıkıntılara ve kaosa yol açtı. Yunanistan’ın nüfusu bir anda dörtte bir oranında arttı.

Lozan Barış Konferansı toplandığında öncelikle sığınmacılar ve esirler konusu ele alındı. İngiltere temsilcisi Lord Curzon’un teklifi ve Milletler Cemiyeti görevlisi Nansen’in raporu doğrultusunda; Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Rum Ortodoksların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşme uyarınca; İstanbul’daki Rum Ortodokslar ile Batı Trakya’daki Müslümanlar hariç Yunanistan’da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik bütün Rum Ortodokslar Yunanistan’a gönderildi. Mübadele sözleşmesinin kapsamına 18 Ekim 1912 tarihinden sonra yurtlarını terk etmiş olanlar da alınarak mülteciler sorununa bir çözüm bulunmuş oldu.

ZORUNLU GÖÇÜ içeren bu sözleşme ile iki milyon civarında insan yurtlarından kopartılarak, yeni yerleşim bölgelerinde yaşamaya mecbur edildi. Tarihimizdeki bu kitlesel ve zorunlu göçe kısaca mübadele, bu insanlara da mübadil deniyor.

Ben dört kökten de mübadil bir aileye aidim.

Bizim ailemize eski hemşerilerimize orada kalmış akrabalara karşı büyük sevgi ve saygı beslenir, “Mendilim Yeşili/ Ben Kaybettim Eşimi/ Al bu mendil sende kalsın/ Sil gözünün yaşını” türküsü Türkçe ve Rumca söylenir ama iki konu tartışılmazdı: Lozan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Çekilen büyük acılara rağmen ailenin Yunanistan topraklarında doğmuş onlarca bireyi “Biz orada doğduk ama anavatana geri döndük. Laik Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak öleceğiz, bu da bize yeter” derlerdi.

Bizi ailemiz, öğretmenlerimiz şöyle eğitti: Anadolu’dan emperyalizmi kovan askerî zaferimizi ve haklılığımızı dünyaya ilân eden ve tarihe altın harflerle yazan Lozan Barış Antlaşması, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütün olan Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını, ekonomik ve siyasal bağımsızlığını uluslararası düzeyde, tartışmasız biçimde kabul ettirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu belgelerinden olan Lozan Antlaşması, Türk tarihi için olduğu kadar, dünya tarihi için de önemlidir.

Türkiye'nin sınırlarını çizen, egemenliğini, uluslararası ilişkilerde eşitliğini öngören Lozan Barış Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra imzalanan benzer anlaşmalardan yürürlüğünü sürdüren tek belgedir.  Lozan Antlaşması, Türkiye'ye uluslararası toplum içinde hakettiği saygın konumu kazandırmış, Batılı devletlerle ilişkilerini yeni bir çerçeveye kavuşturmuştur. Antlaşma'yla ayrıcalıklara son verilmiş, Türkiye, o zamana kadar başka ülkelerce kullanılan vazgeçilmez haklarını yeniden elde etmiştir.
 

Atatürk'ün, Heyet Başkanı İsmet Paşa'ya gönderdiği telgrafta yer alan 'Ülkeye yararlı sıra sıra işlerle örülü olan ömrünüzü bu kez de tarihsel bir başarıyla taçlandırdınız.' sözleri, İsmet İnönü'nün bu zaferdeki rolünü en iyi biçimde yansıtmaktadır.

Mübadele Lozan’ın en dramatik sonuçlarından biridir ama vazgeçilmez tek belgedir.

***

İKİ YAKA YARIM AŞK

Mübadelenin 95. Yılı nedeniyle başta Lozan Mübadilleri Vakfı tarafından onlarca etkinlik düzenleniyor bu hafta.

Bu gece (29 Ocak) İzmir’de de önemli bir etkinlik var… İki Yaka Yarım Aşk’ İzmir’de gösterilecek

Senayosunu Nurdan Tümbek Tekeoğlu’nun yazdığı ve yönettiği, “İki Yaka Yarım Aşk” adlı kısa film 29 Ocak’ta saat 20.00’de İzmir Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde gösterilecek.

Filmin başrollerini Selda Alkor, Sezai Aydın, Deniz Doğa Tegün, Zafer Kayaokay ile İzmir Devlet Tiyatrosu sanatçıları Aylin Kumbaracıoğlu, Selin Üşar, Yağmur Damcıoğlu Namak ve İbrahim Raci Öksüz paylaşıyor. 54. Antalya Film Festivali, 20. Randevu İstanbul Film Festivali seçkisine alınmış olan ve 16. Uluslararası Dhaka Film Festivali ile 12. River Film Festivali’ne yarışma filmi olarak seçilmiş olan ve 5. Antakya Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü alan film gösterimi öncesinde; Lozan Mübadilleri Vakfı’nın sunumu, TRT sanatçısı İbrahim Can’dan Rumeli türküleri konseriyle başlayacak.

Filmi izleyip yorumlayacağım..

Yarım kalmamış aşklar dileyerek anıyorum, ailemin birinci kuşak mübadil fertlerini ve tüm mübadilleri…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Acı...
 1 Şubat 2018 Perşembe 17:23
Dedelerinin dini zorla değiştirildiği için soydaşlarından, topraklarından koparılıp yabancı topraklara sürülen mübadiller için Lozan Anlaşması güzelleme yapılacak bir konu olmamalı...
 Esin Kurt
 30 Ocak 2018 Salı 15:54
Lozan Antlaşması ve Mübadele kısa ve öz daha nasıl anlatılsın ki......Ellerinize sağlık Nedim Bey. Bu hafta boyunca Mübadil Dernekleri etkinliklerle bu konuya dikkat çekiyorlar.
 ibrahim Yüncü
 29 Ocak 2018 Pazartesi 17:40
Teşekkürler Nedim cim. Mübadele babalarımızın en büyük acısı idi. Ne oldu nasıl oldu ise insanlar kardeşlerinden bile ayrı düştü bir daha hiç birbirleri görmediler. Klavyeye dokunup bu cümleleri yazabiliyorum bak... Ancak anlat bakalım İbram abi desen sesim titrer, hıçkırmaktan anlatamam... iyi ki varsın da bu anılar somut hale geliyor.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2024 Ege'de Sonsöz