MENÜ
İzmir 20°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Eski bir İzmir masalı... Gerdan tatlısı
İhsan Özbelge ÖZDURAN
YAZARLAR
20 Temmuz 2021 Salı

Eski bir İzmir masalı... Gerdan tatlısı

Bazen bir resim, bir söz, bir şarkı götürür sizi çok uzaklara...

Bazen sandıkta sakladığınız oyalı bir mendile akıtmak istersiniz gözyaşlarınızı...

Aileden kalma yaldızı çıkmış bir fincanda içerken kahvenizi...

En koyu sohbetleri yaparsınız kaybettiklerinizle..

Ya da, bir koku alır götürüverir sizi yıllar yıllar öncesine...

Bugün bayram... Kim bilir; bu yaşadığım kaçıncı bayram sabahı?

Burnumda, beni geçmişe uçuruveren... Buram buram bir tarçın kokusu...

Duyusal hafızamdaki kayıtları seriverdi gözlerimin önüne... 

Kurban bayramı telaşlarının yaşandığı, çocukluk yıllarım çok gerilerde kaldı...

Gördüklerim, yaşadıklarım bir film şeridi...

Geriye sar sarabilirsen! Tekrarı mümkün değil...

O unutulmaya yüz tutmuş bayram adetleri...

Tadları damağımda… Kokuları burnumda kalan İzmir lezzetleri.

***

Soğuk kış günlerine denk gelirdi çocukluğumun bayramları, o bolluk bereket yıllarında...

Kurban bayramının birinci günü... Evin içinde bir koşuşturma, bir telaş…

Nasıl da sabırsızlanırdım bayramlıklarımı bir an önce giyebilmek için...

Fakat... Zinhar! Bayramlıklar ilk günden giyilemezdi...

Çünkü.. Bayramın birinci günü; genellikle ne kimseye gidilir, ne de kimseler gelirdi...

Telaşe bayramı derlerdi, kurban bayramına... O yüzden de dört gün ya.

Günler öncesinden başlardı, o hummalı faaliyet...

Bileyiciye götürülen; bıçak, satır gibi bilcümle edevat...

Senede bir gün, kilerden ortaya çıkıveren masat...

Kalaycıya gönderilip; pırıl pırıl parlayarak geri gelen kazan, tencere, tava, kuşane, sahan

Turgutlu’dan (Kasaba) aylar öncesinden getirtilen bir çuval mangal kömürü...

Maltızla ve mangalla buluşuveren; ateşle duman...

Ev halkı arasında ise hiyerarşik yapıya göre hazırlanmış olan görev taksimi...

Mutlak surette, et dağıtmaktı çocukların işi...

Bir rabarbayı andıran, fikir beyanatları...

“Kasap da pek maharetli imiş / Yok yok bu seneki pek acemiymiş...

Kasabın eli ne de ağırmış / sağolsun, eli de pek çabukmuş...

Kurbanın kaçta kaçı dağıtılmalıymış?

Hangi koyunun eti fazlaymış, kuyrukluymuş, kuyruksuzmuş, yağlı ya da yağsızmış” gibi.

Hava soğuk mu soğuk... Sıcacık odalarda, içimizi ısıtıveren işkembe çorbası...

Neşe içinde oturulan, o kalabalık bayram sofraları...

İşkembe dolması, kavurma, kumbar, sura dolması...

Bayramın olmazsa olmazı... Mutlaka yapılan gerdan tatlısı...

Ah... Kokusu burnumda tüten, unutulan o muhteşem lezzet...

Osmanlı mutfağından... Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği...

Kurban bayramlarının vazgeçilmez ritüeli…


Lezzetin emekle buluştuğu eski bir İzmir geleneği...

Yapılışı zahmetli mi zahmetli... Gerdan tatlısı...

Gerdan tenceresi denilen tencerede mütemadiyen suyu değiştirilerek...

Bir süre bekletilirdi kuzu gerdanı, yağları ayıklanırdı bir güzel...

Sonra, maltızdaki nar gibi yanan ateşin üzerinde kaynamaya başlardı...

Duru bir et suyu elde edene kadar üzerinden köpükleri alınır ve soğumaya bırakılırdı…

Bir çabukta soğuyuveren et suyunun üzerinden, mukavva gibi donmuş yağ tabakası kolayca ayrılırdı

Defalarca süzülür ve pırıl pırıl bir su kalırdı geriye…

‘’Bolca koy şekerini…Tadı kıt olmasın derlerdi birbirlerine mutfaktakiler…Et , şeker kaldırır…’’

Bir tarafta gerdanın yağsız tarafından etler didiklenir ve şekerli et suyu ile buluşturulur

Ve... Koyu bir kıvam alıncaya kadar uzunca bir süre  kaynatılırdı.

Önceden ağartılmış, mis gibi kavrulmuş bademler, kavrulmuş fındıklar, fıstıklar...

Kuru erik, kuru kayısı ilavesi ile... Görsel bir şölen başlardı…

Karanfilin ve kabuk tarçının rayihası ile bütünleşen bu muhteşem lezzet...

Yemek sonrası, bakır sahanlarda ısıtılarak sofradaki yerini alırdı...

Ve bayramın ikinci günü gelmeye başlayan misafirlere, incecik porselen tabaklarda ikram edilirdi.

Nasıl da unutuluverdi yıllar içinde... Saraydan çıkma o mağrur tatlı...

Şimdilerde ne adı kaldı, ne sanı...

Bilen, pişiren, tadan, tadı damağında kalan ya da geleceğe aktaracak olan kimse mi kalmadı?

Yoksa, İzmir’de... İzmir kültürünü yaşatacak İzmirli mi kalmadı?

Ya da… İzmir’in meşhur yemekleri başlığı altında sıralanıverenlerin içine...

Mağrur bir eda ile girmek istemedi mi acaba gerdan tatlısı?

Belki de...

Göç kültürünün baskınlığı karşısında, bir kenara çekilivermişti büyük bir sükunetle...

Mümkündür... Çünkü İzmir, her konuda tevazunun arzı endam ettiği bir şehirdir...

Faraziyeler bir tarafa... Gerçek olan şu ki...

Yüzlerce yıllık bu kültür, mutlaka hatırlanmalı ve yaşatılmalıdır...

Aksi takdirde...

Bugün, benim di’li geçmiş zaman kipi ile kurduğum gerdan tatlısını anlatan bu cümlelerimi... 

Gelecek nesiller, miş’li geçmiş zaman kipi ile kuracaklardır!

Bu noktada...

”Hatıra yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır” der Fransız yazar Andre Gide...

Bu kadim İzmir kültürünü, mazinin derinliklerine gömmemek adına...

İzmir Büyükşehir Belediyesine ve de Konak Belediyesine bir sual eylesem:

Anadolu’nun birçok şehrine ait yöresel yemeklerin coğrafi işaretle tescillenmiş olması gibi…

Gerdan tatlısına da coğrafi işaret alınması mümkün olamaz mı?

Neden olmasın?

Peki... Şehrin kültür hafızasını  canlandırmak ve yaşatmak için, bu bir çağrı mıdır?

Evet... Kaybolan yüzlerce yıllık bir geleneği bulmak adına yapılan bir çağrıdır.

Geçmiş zamanlarda yaşanmış kent kültürünün günümüze seslenişidir.

Unutulan eski bir İzmir masalını hatırlatma çabasıdır.

Çünkü gerdan tatlısı... İzmir’in kaybolan ağız tadıdır.

Ağız tadı ile geçireceğimiz nice bayram günlerine erişmek dileği ile...

Bayramınız kutlu olsun efendim.

Dip not: Yıllar önce başlayan, bu kadim kültürümüzü unutturmama ve yaşatma gayretlerimde; Sn. Nedim Atilla’nın çekimlerini gerçekleştirdiği bir tv programında gerdan tatlısının yapılışını ve sunumunu gerçekleştirme şansı bulmuştum...  Izmir adına, o kıymeti büyük desteğe tekrar teşekkürlerimle…
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Çiçek Şensan
 26 Temmuz 2021 Pazartesi 17:12
Ne güzel anlatılmış eski bayramlarımız! Herşeyi yozlaştığı gibi bayramları da yavaş yavaş kaybetme korkusu geldi bana. Artık bayram denince akla tatil geliyor maalesef!
 Serap Koca
 24 Temmuz 2021 Cumartesi 08:13
Ben yine yeniden eski bayramları yaşamak istiyorum.Bayramın bittiği bugünün sabahında,bu satırlarla ilk günününburukluğunu,özlemini,birazda suçluluğunu yine hissettim.Ana satır aralarındaki umudu da.Gerdan Tatlısı...Nasıl da güzel anlatımışsın, okuyan herkes gibi beni’ de çocukluğuma götürdü,anneannemin büyük fırın tepsilerine yaptığı kıymalı ve üzümlü cevizli nokullara ve mahalle fırınında tüm komşuların nokullarınıın pişirilmesini ve karışmasın diye üzerlerine konan işaretler.Tatlı ne olursa olsun gerdan tatlısı kıvamında .Tam da Yurttaşlık Bilinci ve sorumlu yurttaşlık bilincinde birleşebilmeyi düşündüğüm şu günlerde yazın bana ışık tuttu.Yüreğine kalemine sağlık arkadaşım.Yaşattığın değerlere,güzelliklere teşekkürle,sevgilerimle
 Leman Akkan
 21 Temmuz 2021 Çarşamba 23:28
Sevgili İhsanım öyle bir yazı yazmışsınki Gerdan tatlısı tadında Çocukluğuma gençliğime ve de geçmişime götürdün beni Bu zahmetli tatlı attık her evde yapılamıyor ama gençlerimize öğretilmeli hiç olmasa tanıtılmalı Bunu sen başlattın devamında gelir inşallah kalemine ve gönlüne sağlıkİhsanım sevgi ve selamlarımla??????????????
 Fatoş Öz
 21 Temmuz 2021 Çarşamba 23:07
Ben de ilk kez senden duymuştum İhsan cım ve merak ediyorum nasıl olduğunu tekrar gündeme getirmene çok sevindim kalemine sağlık dilerim coğrafi işaret tescili alır unutulmaz ve yaygınlaşır tebrikler vefalı arkadaşım
 İpek özçelik
 21 Temmuz 2021 Çarşamba 17:45
Sevgili arkadaşım ne güzel anlatmışsın bendeki yemek proğramında yapmıştın ve çoğumuz o gün tatmıştık ellerine sağlık yemek kitabında anlattığın nadir tatlı bence teşekkür ederim ????
 Gülten Yenisey
 21 Temmuz 2021 Çarşamba 12:00
Her kurban bayramının 1.günü mutlaka ve mutlaka yapardı nurlar içinde uyusun babaannem Bol bademli bol tarçınlı Hatırlattığın için teşekkür ederim
 Fidan Cabar
 20 Temmuz 2021 Salı 23:32
Kutlanacak bayramlarımız geri gelse keşke ağzına yüreğine sağlık
 Gülay Gültek
 20 Temmuz 2021 Salı 22:51
Özlemle hatırladığımız eski bayram günlerimizi öyle güzel, gerdan tatlısı tadında anlatmışsın ki zevkle okudum.Kalemine sağlık İhsancım.
 Aysel şairoğlu
 20 Temmuz 2021 Salı 22:45
Gerdan Tatlısını İlk defa duydum ve çok merak ettim. Mutlaka tekrar yaşatılmalı ve dediğiniz gibi Coğrafi işaret alınmalı Bize bu mirasımızı hatırlattığınız için teşekkürler
 Binnaz Cenksoy
 20 Temmuz 2021 Salı 18:54
Arkadaşım çok güzel dile getirmişsin İzmirli olarak seneler var yemedim Halam yapardı bu tadı yaşatmak lazım yazını Belediye Başkanımız okursa yaşatabilir ve kendisinden rica ediyorum Saygılar,Sevgiler
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ege'de Sonsöz