MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Gösteri olarak karşı çıkmanın çekiciliği
Tayfun MARO
YAZARLAR
19 Ağustos 2019 Pazartesi

Gösteri olarak karşı çıkmanın çekiciliği

Altın madenine karşı hızla yayılan eylem ve açıklamaları günlerdir izliyorum. Kanımca, eylemlerde yolunda gitmeyen bir şeyler var… Ve buna sessiz kalmak beni rahatsız ediyor.

İçtenlikle karşı çıkan bir avuç insana haksızlık etmeden itirazımı dile getirmek istiyorum.

Bir kere, gösteri olarak hiç fena değildi. Kanada’ya, emperyalistlere ve işbirlikçilerine karşı çıktık, protesto ettik. Eylemlerde çocuklar gibi şendik. Bayram öncesi herkese iyi geldi. Hem CHP’lilere devrimci eylem yapma imkânı doğdu.

Gelin görün ki benim bu tabloya itirazım var.

Öncelikle, o altın madenini durdurmak için verilen her türlü mücadele saygıdeğerdir. Küçümsemek kimsenin haddi olmamalı.

Fakat amacını aşan anlam yüklemek de doğru değil.

İtirazıma gelince; Kendimi bildim bileli, devlete kafa tutan cenahta, eylemlerin içinde veya kıyısındayım. Bu nedenle, mağduriyet yaşamış, başı belaya girmiş biriyim. Ama asla mağduriyet faturası çıkarmadım. Başlarına gelenlerin diyeti olarak köşeleri tutanlardan da tiksiniyorum. Ve İzmir’de çoğunun nerede, ne yaptığını biliyorum.

Bana yaşadıklarım bir şey öğretti; bu millet bedel ödemeyi sevmiyor, bir avuç devrimcinin fedakârlığıyla da olmuyor. Dolayısıyla sosyal, ekonomik ve siyasal haklar, devletin verdiği kadar var. Bir hakkı elde etmek için sonuna kadar gitmişliğimiz yok.

Batılı, öldürmeyi bildiği kadar ölmeyi de biliyor. Avrupa uluslarının tarihi gerçekten kan ve gözyaşıyla yazılmış. Halklar, hak ve özgürlüklerini ağır bedeller ödeyerek kazanmışlar.

Bizde ise durum pek öyle değil. Hak ve özgürlükler alınmıyor, devleti yönetenler tarafından, uygun görüldüğü kadar veriliyor.

Hakeza Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvelle savaşıp, kayıplar hariç, 9 bin kadar şehit vermiş olmak da düşündürücüdür. Aynı dönemde, Yugoslavya iç savaşında, bir milyon insan öldü.

Bu durum elbet de Kurtuluş Savaşı’nın önemini azaltmıyor. Atatürk Dünya’da olan biteni çok iyi okuduğu için, savaşın yanı sıra masa başında kazanılmış büyük başarının varlığı bir vakıa.

Türkiye’nin Batı ile birlikte uluslararası kapitalist sistemde yer alması bir tesadüf değildir.

Bu ülkede adım başında haksızlık, adaletsizlik ve zulüm varsa, halk buna göz yumduğu içindir. Direnmek, itiraz etmek asla uzun soluklu eylemlere dönüşmüyor. İçimizden beş kişinin veya yüz kişinin tutuklanması, hatta öldürülmesi sonucu değiştirmiyor. Başkaldırı başladığı gibi bitiyor veya düşük yoğunlukta sürüyor. Yani devlet eylemleri zararsız hale getiriyor.

Kaz Dağları’na dönecek olursak; Biz bu filmi yakın zamanda Bergama’da izledik… Herşey olacağına varıyor. Toplumsal bellek 6 ay içinde olan biteni maziye gömüyor.

Ne tuhaf bir rastlantıdır ki 50 bin kadar insan Kaz Dağları’nı savunmak için altın madeni alanına gitmişken, İzmir üç bir tarafından yanıyordu. Muğla, Milas orman yangınlarıyla sarsılıyordu. Bir gün önce, 15 dakikalık yağış sonucu İstanbul’u sel almıştı.

Dünya’nın birçok köşesinde elan kapitalistlerin doğal hayata saldırısı sürüyor. Büyük insanlık karşı çıkıyor. Onlar da doğadan elde ettiklerini büyük insanlığa satıyor.

Kapitalist sistemin nimetlerinden yararlanırken sisteme karşı durmanın sonuçları ve getirdikleri, nihayetinde yine sisteme dönüyor, sistemle bütünleşiyor.

Gerçek hükmünü sürüyor; iklim değişikliği yaklaşan büyük felaketlerin habercisi olurken, kirli hava, kirli deniz, tükenen su kaynakları, bereketi kaçan toprak, “bu oyunda yokum,” diyor.

Gerçek yürüyor. Bu defa, bela, geliyorum demiyor, geldi ve hayatı dört bir tarafından kuşattı. Toprak, hava ve su, insan varlığını tehdit etmeye başladı.

Geçen binyıl, itirazlarla geçti. Bu binyılı itirazlarla geçirme lüksümüz kalmadı. Artık başka türlü düşünmeyi ve hareket etmeyi öğrenmek zorundayız.

Dünya nüfusunun dörtte üçü yoksul, yeryüzünde insan yaşamı tehlike altında… Hiçbir şeyin daha iyiye gitmişliği yok, gideceği de yok. Kendimizi daha ne kadar aldatacağız!

Belki de uygarlığa bakış açımızı değiştirmek gerekiyor…

Hazır Kaz Dağları’na çıkmışken, temiz hava, bol oksijen zihnimizi açmışken, bunu bir düşünmek lazım.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 21 Ağustos 2019 Çarşamba 09:30
Bu başlığı alalım chpnin yangın siyasetinin başlığı yapalım. Cuk oturur.
 Sarı Çizmeli Memed'A.
 19 Ağustos 2019 Pazartesi 13:22
Ama'sız fakat'sız, yorum'suz, ilave'siz İMZA...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ege'de Sonsöz