MENÜ
İzmir 22°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Hırsız ve dilenci
Ayda ÖZEREN
YAZARLAR
18 Aralık 2021 Cumartesi

Hırsız ve dilenci

Müzik Önerisi: The Beggar and the Thief – Piers Faccini

“Yardım et, çaresizim” yakındı dilenci hırsıza

Bi yuva bulmama yardım et, en zayıf rüzgardan bile güçsüzüm

Kalmadı hiç inancım kalmadı, umutsuzum"

Önerdiğim şarkının sözleri…

Hayata dair yazılar yazacaktım, ekonomiden bankacılıktan paradan puldan mümkün mertebe uzak duracaktım. Ama nafile.

Yaşadıklarımız yüzyılda bir olan, öngörülemeyen, tarif edilemeyen gelişmeler. Herkes bana ne yapacağız diye soruyor…

Cevap bilmiyorum, hayatımda ilk kez mesleğimle ilgili bu oluyor gerçekten; araştırayım döneyim bile diyemeyeceğim kadar karanlıklardayım.

Geldimiz nokta maalesef “hiperenflasyon

Enflasyonun yılda yüzde ikiyüz sınırlarının aştığı nadir durumlardan, ekonominin en kabus hallerinden biridir hiperenflasyon.

Dörtnala enflasyon diye de tanımlanır halk arasında. Paranın değerinin yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimidir.

Yakın tarihin en kabus örneklerinden bahsedeyim

Macaristan: 1946 yılında yaşanan krizde günlük enflasyon oranı % 207’e, fiyatların ikiye katlanma hızı 15 saat olarak açıklanmıştı. Halkın sabah cebinde olan para, akşam olduğunda yarıya inmiş oluyordu. En yüksek para birimi 100 kentilyon pengo banknotu idi. Bu krizin nedeni elbette ki savaş, duran üretim, yıkılan şehirler ve ödenmesi gereken yüksek tazminat tutarlarıydı.

1 Ağustos 1946'da hükümet, katı bir vergi reformu, ülke dışına çıkarılan altın cinsinden varlıkların geri getirilmesi ve altın ve değerli dövizlerle desteklenen yeni para birimi forintin benimsenmesini de içeren radikal bir istikrar programı uygulamaya başladı.

Zimbabwe: 2008 yılında yaşanan krizde günlük enflasyon oranı % 98’e; fiyatların ikiye katlanma hızı 25 saat olarak açıklanmıştı. Sebep Kongo ile yaşanan savaş, hükümete AB ve ABD’nin uyguladığı yaptırımlar ve tartışmalı toprak reformu yüzünden tarım üretimindeki keskin düşüştü. Halk ABD dolarıyla temel ihtiyaçlarını alabilmek için Güney Afrika veya Botsvana'ya geçmeye başladı. Ülkenin ekonomisi artık pratikte Güney Afrika Randı ve ABD Dolarıyla dönüyordu.

Zimbabve Merkez Bankası 2009 yılında “milli parasını” kullanmayı resmen bırakarak işlemlerini ABD doları ve Güney Afrika randı üzerinden yapmaya başladı.

Yugoslavya: 1994 yılında yaşanan krizde günlük enflasyon oranı % 65, fiyatların ikiye katlanış hızı 34 saat olmuştu. Savaş ve iç piyasadaki daralmayla zor duruma düşen Yugoslavya hükümeti kasalarını para basarak doldurmayı denedi. Kontrolsüz kamu harcamaları, yolsuzluk, verimsizlik ve 1992-1993 yıllarında uygulanan Birleşmiş Milletler ambargosu da eklenince sorunlar iyice katlandı.

Toplumsal huzursuzluğu gidermek ve Birleşmiş Milletler yaptırımlarının kaldırılması için pazarlık yürüten zamanın Sırbistan lideri Slobodan Miloşeviç altın ve döviz rezervleri ile desteklenen yeni bir para birimi olan 'yeni dinar'ı kullanmayı kabul etti.

Almanya: 1923 yılında yaşanan krizde günlük enflasyon oranı %21, fiyatların katlanış hızı 3 gün 17 saatti. O yıl Ocak ayında 250 mark olan bir somun ekmek, Kasım ayında 200 milyon marka satılıyordu. İnsanlar maaşlarını bavullarla alıyordu.

Yılın sonunda hükümet tarım arazileri ile desteklenen yeni bir para birimi sürdü. Bu yolla fiyatlar istikrar kazandı ve daha sonra Almanya'nın alacaklıları savaş tazminatlarını yeniden yapılandırmayı kabul ettiler.

Venezuela: Dört yılı aşkın zamandır süren hiperenflasyon nedeniyle Merkez Bankası artık enflasyon istatistiklerini yayınlamıyor. Uluslararası Para Fonu ise (IMF) Venezuela'nın 2021 sonundaki enflasyon oranının yüzde 5 bin 500 olacağını tahmin ediyor.

Akademisyenlerin ve sanatçıların konuştuğu bu mevcut ortamda paranın, üretimin, yatırımın, toprağın, sanayinin sahiplerinin cılız sesler çıkarıyor olmasını anlamak da zorlanıyorum.

Hatırlıyorum da 2001 krizinde bir esnaf Başbakanlık binasının merdivenlerinden dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in önüne yazar kasa fırlatarak Türk siyaset tarihinin sembollerinden biri haline gelmişti.

Yıl 2021…Bir sembol arayışı…Bir düzeltme…Bir umut…

Aklıselim birilerinin, siyasetçilerin, bürokratların, sanayicilerin, ihracatçıların, beyaz yakanın, işçinin, sivil toplum örgütlerinin, ekonomide sözü geçen vatansever herkesin bu gidişatı makul biçimde yola sokmasını bekliyorum.

“gel benimle dedi hırsız senin ve benim gibilere kapıların asla kapanmadığı

Özgür diyarlar göstereceğim nasıl çalınamazsa güneş,

Bizim gördüklerimizi de çalamaz kimseler”

“koyulalım şu bitmez yola karşılığını çabuk alırsın

Yeter ki ayrılmayasın yoldan cennetin kapısına varınca

Kendim kıracağım kilitleri ve yelken açacağız içlerine”

Alıntı : Önerdiğim “The Beggar and the Thief” adlı şarkının sözleri https://lyricstranslate.com

 Hiperenflasyon ülke örnekleri www.bbc.com

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Hasan Arslan
 19 Aralık 2021 Pazar 11:32
Yanınızdayım.
 Hülya İnaner
 18 Aralık 2021 Cumartesi 10:08
Tam da halimiz....... Umutla düzelecek diyorum. En karanlığı gördükten sonra Aydınlık da gelecek bu güzel ülkeye.....
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ege'de Sonsöz