MENÜ
İzmir 17°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Issız Aşk'ın hikayesi...
Mehmet KARABEL
YAZARLAR
27 Kasım 2021 Cumartesi

Issız Aşk'ın hikayesi...

Altı gün önce…

76 yaşına bastı…

Boncuk mavisi gözleri hala ışıl ışıl…

O ses…

Zaten rakipsiz…

Şarkılarla yaşayan…

Sevdalarını unutmayan…

Ama…

Özellikle bir o sevdalardan birini…

Tam anlamıyla kalbine gömen…

Harika bir ses…

Karşınızda Emel Sayın…

***

Yeşilçam’ın gelmiş geçmiş…

En çekici “baby face” aktörü olarak ün yaptı…

Ama hiç…

Muhallebi çocuğu rollerini seçmedi…

Güzel erkekti ama…

Bileği kuvvetliydi…

51 yıl önce…

Ses Dergisi’nin yarışmasıyla Yeşilçam’a daldı…

Her rolün delikanlısı oldu…

Türk Sineması’nda bir rekoru var ki…

Kırılacak gibi değil…

Sinema yıldızı yarışmasında birinci olunca…

Arka arkaya…

Yeşilçam’ın “dört yapraklı yoncası” olarak kabul edilen…

Fatma Girik… Türkan Şoray… Filiz Akın… Hülya Koçyiğit ile…

Arka arkaya kamera karşısına geçen…

O zamanın tek aktörü olarak tarihe geçti…

Yakışıklı salon erkeği…

1975’ten sonra salon erkeği rollerini tarihe gömdü…

Sosyal içerikli filmlerin…

Değişmez aktörü oldu…

Karşınızda Tarık Akan…

***

Bizim sinema seyircisi…

Yakıştırmayı çok sever…

Ayhan Işık ile Belgin Doruk ikilisini…

“Küçük Hanımefendi” serisinde…

Gerçekten…

Birbirlerine aşık zengin kız - yakışıklı şoför olduğuna inananlar bile çıktı…

Bu yakıştırmalar…

Emel Sayın ile Tarık Akan için de yapıldı…

Harbi miydi?

Yoksa…

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz durumu muydu; Allah bilir!

İlk kez…

1972’de çekilen “Feryat” filminde…

Birlikte kamera karşısına geçtiler…

Seyirci anında notunu verdi:

“Ne kadar da çok yakışıyorlardı…”

Ertesi yıl…

“Yalancı Yarim”de başrolleri paylaştılar…

Üçüncü filmin adı, “Mavi Boncuk”tu…

Yıkıldı ortalık…

Tamam dedi, onları sevenler:

“Bunlar birbirlerine sırılsıklam aşık…”

***

Böylece…

Tarık Akan’ın, Emel Sayın’a duyduğu aşk…

Hayatının…

Gerçek anlamda “ilk aşkı” olarak anılıyor…

Ve…

İddialara göre dört yıl sürüyor…

***

Emel Sayın ile Tarık Akan aşkı…

Özellikle gizli tutuluyor…

Belki üstü örtülmüyor ama o aşka saygıdan…

San’at aleminde bi’anda “ıssız aşk” oluveriyor…

***

Aradan uzuuuun yıllar geçiyor…

Bir arada olmuyorlar ama…

Onları birbirine yakıştıran seyirci ile…

San’at dünyası…

O ikilinin masalsı sevda esintilerini hep hissediyor…

***

Tarık Akan…

2016’nın 12 Eylül’ünde…

Kanser illetinden hayata veda ediyor…

Ve o gün…

Emel Sayın, sosyal medyasında…

O’nun fotoğraflarını koyup…

Altına…

“Elveda sevgili... Tarık...” demekten çekinmiyor...

Dikkatinizi çekerim…

“Elveda sevgili”, diye iki kelime yazıyor…

Üç nokta koyuyor…

Ardından Tarık kelimesini yazıp…

Üç nokta daha ekliyor…

Bu yazı biçimi sosyal medyada…

Emel Sayın’ın…

Yaşadığı derin acının gölgesinde…

“Elveda sevgilim…” cümlesini açık açık yazamadığı…

Şeklinde yorumlanıyor…

Nitekim…

Tarık Akan’ın son ölüm yıldönümünde…

Sarışın yıldız…

Kalbinden geçen samimi duygularını şöyle özetliyor:

“Tarık’ı kaybettiğime hala inanamıyorum… Tarık ile apayrı bir durum... Bir duygusal bağ var... Tarık'ı kaybetmek çok zor geldi bana… O’nu unutmam mümkün değil…”

Bununla kalmıyor Emel Sayın…

Birlikte çevirdikleri bir filmin sahnesinde zorlandığını…

Ancak…

Tarık Akan’ın şu sözleriyle güç kazandığını söylüyor:

“Tarık bana, (Emel, bak seni seven adam yanında... Ve sen de onu seviyorsun… Onun gözlerine bakarak aşkını anlatan bir şarkı söyleyeceksin... Lütfen toparla sadece bunu düşün…) dedi… Ve ben kendime geldim… Hiçbir şey olmamış gibi şarkıyı söyledim…”

***

Bitiriyoruz…

Onların yaşadığı “Issız Aşk” bi’tarafa…

Ne hikmetse…

Aynı yıllara rastlayan acıları da…

Ortak odaklı…

Mesela…

En verimli döneminde…

Türk Sineması’nın “Damat Ferit”i…

12 Eylül askeri rejimi sırasında…

12 yıl hapisle yargılıyor...

İki buçuk ay hücrede yatıyor...

İnanılmaz acılar çekiyor…

Aynı tarihlerde…

O günlerin bir MİT Raporu’na dayanılarak…

Emel Sayın’ın 12 Eylül günlerinde…

Çok üst düzey bir “Komutan”la ilişki yaşadığı öne sürülüyor…

Sonra hepsi yalan çıkıyor…

Amaç…

Popüler insanları huzursuz edip…

Yüreklere korku salmak…

Yakışıklı aktör, o günleri kitabında şöyle anlatıyor:

“Hücreye girdiğim gecenin sabahında, pantolonumu ters çevirdiğim zaman, tek parçamdan 48 tane bitin sirkesini kırdığımı hatırlıyorum... Çevremde yüzlerce, binlerce bit... Zemin ıslak ve pis kokulu... Yüksekliği iki metre; genişliği bir buçuk metre... Hücrede üç kişiyiz... Saat başı dayak... Gördüğüm işkenceleri kimseye anlatmak istemiyorum... O hücre hapsi bana çok şey öğretiyor...”

Nokta…

Sonsöz: “Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım… / Anonim…”
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ege'de Sonsöz