MENÜ
İzmir 21°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Leylek Havada Marteniçka!
Ayda ÖZEREN
YAZARLAR
16 Nisan 2022 Cumartesi

Leylek Havada Marteniçka!

Müzik Önerisi : Ederlezi –Le Temps Des Gitans / Goran Bregovic

Baharı müjdeleyen en keyifli geleneklerden birisi de Marteniçka. Kırmızı ve beyaz yünlerden oluşan bu bileklik tarihi çok eskilere dayanan Bulgar ve Balkan geleneği.

Ben ilk kez bu Mart’ta taktım bileğime. Daha önce hediye eden biri olmamıştı, Bursalı dostlarım sayesinde bu gelenekle tanışmış oldum.

Marteniçka; martipi ya da martenitsa adıyla da anılan Balkan ve Trakya coğrafyasında martın gelişiyle tüm ay boyunca takılan ve uğur getirdiğine inanılan bilekliklere verilen isim. Baharın gelmesiyle hediye edilen bu bileklikler sevdiklerine huzur ve sağlık dileyerek mart ayının sonuna kadar çıkarılmıyor. Marteniçkalarda kullanılan beyaz renk yün uzun bir ömrü; kırmızı renk yün ise sağlık ve gücü temsil ediyor.

İnanışa göre bu bileklikler asla parayla satılmıyor, sadece hediye edilebiliyor. El yapımı olan bilekliklerin hem nazardan koruduğuna hem de bileğinizde taşıdığınız süre içerisinde leyleği görür ritüeli yerine getirirseniz dileklerinizin gerçekleşebileceğine inanılıyor.

Bileğinde marteniçka takanlar leyleği havada ilk gördüklerinde en yakın çiçek açmış bir ağaca bu bileklikleri bağlıyor. Bu da bereketin, sağlığın, iyiliğin, gücün duası ve adağı oluyor.

Leyleklere olan inancımı bu bileklikle taçlandırmış oldum. Pandeminin gölgesinde yasaklı onca hafta sonu, bayram, tatil geçirince bu yıl bu hediye bana daha bir anlamlı geldi.

Leyleği havada görmek gezmek seyahat etmek demekti bizim çocukluktan kalma inançlarımızda. En çok sevilen hayvanların arasında bir de elbette çünkü müjde getirdiğine inanır herkes.

Öncelikle baharın müjdecisidir. Göç yollarının üzerinde olmamız, her halükarda üzerimizden uçup gideceklerini bilsek de onu bizzat havada uçarken görmek başkadır bizim için. Kazayla bacada konaklarken görmüş olsak bile umudumuz bu sefer ev sahibi olmaktan yana çalışır. Eğer bir leyleği bacasında otururken gördüyseniz ev sahibi olacaksınız demektir. Uçsa da konaklasa da müjdeleri leylek getirir bize.

Çocukken bizi inandırdıkları diğer bir konu da bebekleri de onların getirdiği. Çocuklarına küçük yaşta cinsellik veya üremeyle bilgi vermekten kaçınan ebeveynler aslında çocukluğumuzun masallarının yaratıcısı Hans Christian Andersen’in “Leylekler” masalıyla  bu kandırmacayı uygun buldu. Aslında Norveç efsanesi ile bütün İskandinavya’nın bildiği leyleğin bacadan bu bebeği eve bıraktığı, giderken de annenin ayağını ısırdığı gerçeği evdeki büyük kardeşlerin anne ve bebeği mümkün mertebe rahat bırakması için tasarlanmıştı. Andersen Masalları sayesinde tüm dünyaya yayılan gerçek bir yalan oldu. Bebeğin müjdesini de leyleğe havale ettik.

Leyleklerin her yıl dönüp dolaşıp aynı bacaya aynı noktaya yuva yapması ve tek eşli olarak ortalama 30 yıl yaşadığını bilmek de onlara ayrı bir saygı duymayı gerektiriyor. Belki de bu yüzden onları ailecek yuvada konaklarken görmek ev sahibi olacağımız inancını pekiştiriyor. Daha genç olanları daha yaşlı olanlara bakıyor, sakatlananlarla ilgileniyor ve kanatlarıyla onları destekliyorlar. İbranice de leylek sözcüğü “erdemli, bağışlayıcı, merhametli” anlamına gelen hasid kelimesinin dişil hali hasida.

Leylekler birbirlerine yardım etmeyi biliyor, paylaşabiliyor. Kendinden güçsüzlere kol kanat geriyor.

49 günde Ayrupa’ya gelen leylekler, Afrika’ya doğru gerçekleştirdikleri sonbahar uçuşlarını ise 26 günde tamamlıyor. Hayatlarının büyük kısmı göç yollarında geçiyor. Bu nedenle onları havada görmek bize seyahati gezmeyi çağrıştırıyor.

Yeryüzünde 26 milyon yıldır bulunduklarına dair fosiller mevcut. Bizim hegemonyamıza ve bilinçsiz tüketim alışkanlıklarımıza rağmen bizden milyon sene fazladır bu yeryüzünün en değerli varlıkları.

Geleneklerin hatırlattığı değerlerimize sahip çıkmak lazım.

İnsanlığımızı hatırlamak için doğadan öğrendiklerimizi uygulamak lazım.

Leyleği hem havada hem de yuvada aynı gün gördüm.

Marteniçkamı yeni çiçek açan bir erik dalına bağladım.

Dileklerimi ve umutlarımı da leyleğin kanatlarına yükledim.

Gökyüzüne her süzülüşünde kanatlarını çırptıkça yeryüzüne tüm umutlarımı serpiştirebilsin diye…
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Elvan / GDZ ELEKTRIK
 27 Mayıs 2022 Cuma 23:47
Gdz Elektrik olarak hizmet bölgemiz içerisinde yer alan İzmir ve Manisa illeri göçmen kuşların göç yolları arasında yer almaktadır. Leylekler yuvalarını kurarlarken uçmalarını da kolaylaştıran yüksek alanları tercih etmektedirler. Leylekler bu nedenle sıklıkla elektrik direklerini de yuva alanı olarak seçmektedirler. 2013 yılında başlayan projemiz kapsamında elektrik dağıtım hattına ait direklerin tepe noktalarına leyleklerin yuva yapması için elverişli olan özel yaşam platformları yerleştiriliyoruz. Göç mevsimi öncesinde yerleştirilen özel yaşam platformlarının teknik bakımlarını yapan ekiplerimiz, leyleklerin yuvalarında temizlik ve kontrolleri yaparak yuvalara yakın elektrik dağıtım hatlarında yalıtım çalışmaları yapıyor ve kurulan yuvaların bakımlarını da gerçekleştirerek leyleklerin hayatını güvence altına alıyoruz. Sayısı 1.500 e ulaşan platforma yuvalarımızla her yıl 13 bine yakın leylek güvenle yaşamlarını sürdürüyor.
 şeraFettin ZEYREK
 18 Nisan 2022 Pazartesi 09:21
Tarım zararlılarıyla savaşımda Tarım bakanlığı, belediyeler ve ilgili gönüllü kuruluşlar NİYE OVALARA YAPAY LEYLEK YUVALARI oluşturmuyorlar.
 ÜLKÜ GEZGİN.
 18 Nisan 2022 Pazartesi 09:16
Özendirdin Ayda cığım benim de bir Martiniçkam olsa keşke...
 Mehmet Dal
 16 Nisan 2022 Cumartesi 13:42
Anadolu Kültüründe leylekler çok önemli bir yere sahip. Bursa içinse ayrı bir önemi var. Dünyanın ilk hayvan hastanesi olarak bilinen Gurabahane-i Laklakan yani günümüz Türkçesi ile Düşkün Leylekler Hastanesi 19. yy. başlarında Bursa''da Osmangazi ilçesinde Gökdere Irgandı köprüsünün hemen yanıbaşında hizmete girmiştir. Önceleri; göç sırasında yaralanmış bir kuş varsa onu tedavi etmek için özel alanlar kurulurdu. Bursa’da Kapalıçarşı içindeki Haffaflar(Ayakkabıcılar) Çarşısı’nın meydanı yaralı leylekler bakım yeriydi. Hem sadece leylekler değil karga, baykuş gibi her türlü yaralı kuş buraya getirilerek tedavi edilmeye çalışılırdı. 19. yüzyılda Bursa’nın varlıklı Ermenilerinden biri olan Fransız Konsolosluğunda görevli Grégorie Bey, Haffaflar Çarşısı’ndan getirdiği birkaç yaralı leyleği tedavi etmiştir. Daha sonra bu leylekler için “Gurabahane-i Laklakan” adını verdiği bir hastane kurmuştur. Uzun yıllar hizmet verdikten sonra unutulan hastane, 2008 yılında bir kültür evine dönüştürülmüş ve yine aynı tarihten itibaren bu kültür evinin bir odası yine başta leylekler olmak üzere sokak hayvanları için bir tedavi merkezine dönüştürülmüştür.
 jülide Aytekin
 16 Nisan 2022 Cumartesi 12:07
marteniçkanın resmini gönderirmisin? Sadece merak ettim. Sevgiler.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ege'de Sonsöz