MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Şekerle birlikte hayvancılığın tadı nasıl  kaçıyor?
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
YAZARLAR
4 Mart 2018 Pazar

Şekerle birlikte hayvancılığın tadı nasıl kaçıyor?

Şeker pancarı tarımı, ülkemizde devlet ve çiftçi arasındaki sözleşmeli üretimin ilk  ve en önemli örneklerinden biri idi. Tarımın sanayiye entegre olmasını sağlamış ve gıda sanayinin temel taşını oluşturuyordu. Diğer yandan yan ürünlerinin tamamı değerlendirilen bir bitki olmasının yanı sıra, üretim ve işlenme periyodu içinde kullanılan girdiler ile birçok sektörde dolaylı olarak katma değeri artırıcı önemli bir rol oynuyordu. Şeker pancarı, ailenin  bireylerine çalışma ve istihdam olanağı sağlayarak  çiftçiyi tarlaya ve köye bağlıyordu.

Şeker pancarının bütün bu olumlu getirileri, 2001 yılında getirilen Kemal Derviş Yasaları(*)ile uygulamaya sokulan özelleştirmeler ve kotanın artırılmasıyla yara almaya başlamıştı.Anılan yasalar ile yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarılan ve her yıl artırılan kota ile  şeker pancarı ekim alanı,500 bin hektardan 272 bin 990 hektara gerilemişti.

Geçtiğimiz iki yazıyla   bunun  ekonomiye ve insan sağlığına  getirdiği sakıncaları  özetlemiştim.

Şeker pancarına getirilen kota,bütün bu sakıncaları ile birlikte  hayvan yetiştiriciliği ve besiciliğini,pancardan elde edilen   kaba yemin azalmasıyla  olumsuz olarak etkilemişti.

Anlatalım;Ülkemizin  yaklaşık 24 milyon ton kaliteli kaba yem açığı vardır,bir başka deyişle, hayvanlarımızın yaşama payı besin madde gereksinimlerinin ancak % 58'i karşılanabilmektedir.

Şeker endüstrisi yan ürünleri olan şekerpancarı posası, şekerpancarı gövdesi ve melası,yoğun şekilde hayvan beslemede kullanmakta ve  kaba yem açığımızın giderilmesinde önemli bir paya sahiptirler.

Şekerpancarı posasının kuru ve yaş olarak rasyona katılmasının kolay ve ucuz olması yanında içerdiği karbonhidrat düzeyinin yüksekliğinden  dolayı hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir.Anılan bu özellikleri  şekerpancarı posasının kaba yem olarak  önemini ortaya koymaktadır.

İsterseniz bir hesaplama yapalım:Bir dekar şeker pancarının yan ürünü olan pancar posası,pancar baş ve yaprağının hayvansal besin değeri  yaklaşık 500  kg.arpaya eşdeğerdir.Bir başka deyişle bir dekar şeker pancarı ekmekle,aynı tarlaya 2 dekar arpa da ekmiş sayılıyoruz.

Buna göre şeker pancarı ekim alanının azalmasıyla ,aynı zamanda aradan geçen her dört yılda(**) 1 milyon tondan daha fazla  ya da toplam  4.5  milyon tonu geçen arpaya eşdeğer  besin değerinden de  olduk.Bunun parasal olarak karşılığı günümüz değeriyle 4 milyar TL.ye yakın.

Bu kayıp salt olan pancar posası,pancar baş ve yaprağından geliyor.Şeker pancarının şeker  yanında,melas,maya ve alkol gibi çıktıları  ve de bu kadar besin değeriyle hayvansal üretimle sağlaya bileceğimiz  ette ve sütteki  kayıplarımız dahil değil.

Su soruyu soralım!? Dışarıdan saman dahil neden sürekli kesimlik ve canlı   hayvan ithal ediyoruz?

Bunun en önemli nedenlerinden birisi,hayvansal üretim maliyetlerinin en yüksek giderleri içinde kabul edilen yemin pahalı olmasından, dolaysıyla  para kazanamayan çiftçinin hayvancılıktan vazgeçmesi   oldu.Oysa,şeker pancarı posası, kaba yemler  arasında en ucuza sağlanan bir  girdi değil miydi?

Sonuç olarak “Şekerle Birlikte Hayvancılığın Tadı Nasıl Kaçıyor?”sorusuna,”Şeker Kotası İle Birlikte  Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesidirşeklinde cevap vermek gerçeğin çıplak ifadesi olacaktır.

(*)Özelleştirme çalışmalarında Kemal Derviş’i de iyi tanımak gerekiyor. Ecevit Hükümeti tarafından 2001 yılında,Türkiye ekonomisini kurtarmak (!)amacıyla ekonomiden sorumlu devlet bakanı yapıldı.15 günde 15 yasayla pancara ve tütüne kota konuldu,şeker ve tütün fabrikalarının satılması kolaylaştırıldı,ithalattaki sınırlama yabancı tekeller lehine kaldırıldı ve de kamu ihalelerine yabancıların girmesi sağlandı. Ancak yıllar sonra 2014 yılında yapmış olduğu bir söyleşide Kemal Derviş;“Bizi Özelleştirmeye Zorladılar” diye bir itirafda bulunuyor ve “…Daha sonra ABD’ye geldim ve Başkan Bush’un Hazine Bakanı beni çok soğuk karşıladı…Kendisi ‘krediye hiç gerek yok’ dedi. Eğer bilmiyorsanız ‘özelleştirme konusunda size yardımcı olayım.Ama özelleştirirken satacaksınız, piyasa ne verirse o fiyata satacaksınız. Biz bu kadar ucuza satmayız diye bir tutum içine girerseniz o zaman hiçbir şeyi başaramazsınız.” dediklerini anlatarak aslında kendisine verilen uluslararası görevi örtmeye çalışıyordu(Bakınız: www.egitimajansi.com/haber/kemal-dervisten-itiraflar, www.ensonhaber.com/kemal-dervis ve catherina-40 milyar-dolari-ne yapti).

Kemal Derviş hakkında bir  soru soralım mı?Acaba Türkiye’ye O’nu umut olarak getiren kişi ve daha sonra  milletvekili yapan kişi ve de kadrolar  özeleştiri yaptı mı?

(**)Bilmeyenler için bir anımsatma yapalım: Şeker pancarı tarımı,üç yılı sulu buğday   tarımı+1 yıl şeker pancarı tarımı şeklinde yapılan münavebeli bir tarımdır.Son yıllarda kimi yerlerde münavebe 3 yıla inmiştir. Burada hesaplama dört yıla göre yapılmıştır.

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ege'de Sonsöz