MENÜ
İzmir 21°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Türkiye değişimin neresinde?
Tayfun MARO
YAZARLAR
15 Nisan 2022 Cuma

Türkiye değişimin neresinde?

Ilımlı İslam ve kimlik siyaseti, ülkede neo liberal düzenin sosyolojik yapısını kuran iki ana unsurdur.

Seksen darbesiyle Türkiye’de önü açılan liberal dönemde gerek Sünniler gerek diğer inanç grupları öne çıkarken, Etnisite gruplarının başını da Kürt hareketi çekiyor.

Sistem nimetlerine pek ulaşamayan veya uzak durmayı tercih eden bu gruplar, yeni ekonomik düzenin tüketim kültürüyle buluşacak ve kapitalizmin Amerikan hayali büyüsüne kapılacaktı.

Ancak,uluslararası kapitalist sistemin içinden geçtiği ağır bunalım sonucu sistemin dengeden çıkması, neo liberal dönemi sonlandırma ihtiyacını doğurmuş bulunuyor.

Yeni bir çağın şafağındayız. Öyle bir şafak ki değerler sisteminde çöküş sürerken Dünya yönetilebilir olmaktan hızla uzaklaşıyor.

Türkiye için durum daha da kötü; bu bunalıma hazırlıksız yakalandı… Ekonomik programıyla, siyasal yaşamıyla, yönetim biçimiyle, hukuk sistemiyle, üniversiteleriyle, tarımıyla sorun yüklü bir ülke.

Kimilerinin aklı almasa da insanlığın yaşadığı bu büyük bunalımın adı, uygarlık krizidir.

Pandemi eşliğinde dayatılan yeni normale göre, tüketim alışkanlıkları değişmek zorunda; ihtiyaçlar hiyerarşisi yeniden oluşacak.

Çünkü tüketirken tükendik. İnsanlık sonunda tükeniş çağına girdi.

Arabası, giyim kuşamı, kullandığı markalar, gittiği mekanlarla statü sahibi olanlar, uyduruk yüksek okul diplomasıyla bilgiliymiş gibi ortalıkta dolananlar, üretime yabancılaşan sistem, sağıyla soluyla sistemden beslenen siyaset soytarıları… “Roma’nın son günleri” gibi...

Dünya dijital devrime hazırlanıyor.

Türkiye, kırk yılın sonunda, neo liberal saçmalıklarla heba ettiği bir dönemi sonlandırıyor. Bunu başarabilirse dijital devrime yönelecek…

Uluslararası sistemde yaşanan bunalım, “NATO’nun bekçiliğini yaptığı” demokrasiyi değil ama otoriter rejimleri öne çıkarmaya başladı.

Öyle görünüyor ki kapitalist sistemin dijital devrimle çatışması, yönetim biçimlerini de tartışmaya açacak.

Gel gör ki ancak eteklerdeki taşlar döküldükten sonra, ülke ölçeğinde, “Ne yapmalı?” veya “Nasıl yapmalı?” gibi sorulara yanıt aramak mümkün olacak.

Bu ahval ve şerait içinde, Batı ile görece tartışmalı ilişkilerine rağmen, altılı masada süren mutabakat arayışları değerlidir.

Değişim sürecinde Doğu ve Batı Bloku ile kurulan ilişkileri ille de “emperyalizmin kucağında oturmak” olarak ifade etmek, doğru değil. İlişkilerde ülke yararını önde tutmanın pekâlâ mümkün olduğunu, Cumhuriyet’in kuruluşundan biliyoruz.

Toplumsal mutabakat, Cumhur ve Millet ittifakından öte, Türkiye’nin varoluş meselesidir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 20 Nisan 2022 Çarşamba 10:13
Bak Türk ordusu toplumsal mutabakatı Kandil''de sağlıyor.
 Çözümü söylüyorum
 15 Nisan 2022 Cuma 21:56
Asakiri Mansure-i Yavaş.
 T. Maro
 15 Nisan 2022 Cuma 13:49
Osman bey, Dünya yönetilebilir olmaktan hızla uzaklaşıyor, çünkü kapitalist sistem tarihsel olarak yolun sonunda... Otoriter rejim arayışları genel olarak büyük bunalımlarda ortaya çıkıyor, çünkü güvenlik yitimi kitleleri kendi içine kapatıyor, benzerleri bir araya getiriyor. Uluslararası sistemde süren sıkıntıları işaret etmek istemiştim. Mevcut düzene karşı çıkanların demokrasi taleplerini eleştirmek haddim olamaz. Sorularınız için çok teşekkür ederim. Saygılarımla...
 Osman
 15 Nisan 2022 Cuma 11:56
"Dünya yonetilebilir olmaktan hizla uzaklasiyor" derken, Tek Kutuplu Dünya Duzeninden kopusu mu elestiriyorsunuz? Mevcut duzene karsi cikmak Otoriterlik, Diktatorluk ve Dünya Duzeni icin tehdit olarak degerlendirmek ne kadar dogru?
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ege'de Sonsöz