MENÜ
İzmir 16°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Adaylar
Metin ÖNEY
YAZARLAR
28 Eylül 2018 Cuma

Adaylar

Yerel veya genel seçimlerde hem partiler yarışır ve hem de adaylar.

Ancak önce aday adayları yarışır.

Elbette “yoğurdum karadır” diyen olmaz. Bütün aday adayları hedeflenen makama en uygunun kendileri olduğunu düşünürler, ancak “takdir” bir kişi için tecelli eder ve o aday olur.

“Takdir” nasıl tecelli eder?

Partilerin tüzüklerinde genel olarak ortak bir hüküm bulunur:

Adaylar şu yöntemlerle seçilir:

Önseçim (Delegelerle veya üyelerle)

Merkez yoklaması,

Temayül yoklaması (Delegelerle, üyelerle veya teşkilatla)

Teşkilat yoklaması...

Bütün üyeler ve aday olacaklar bu yöntemlerle aday tespit edilebileceğini bilirler ve önceden kabul etmiş sayılırlar. Bu sebeple karar verilen yöntemle ilgili beyanda bulunmak veya itirazlarda bulunmak lafı güzaftan ibarettir. Çünkü, önceden tüzükte yazılı bu yöntemler ta baştan kişi üye olurken veya aday adayı olurken kabul ediyor demektir. Sonradan illa şu yöntem uygulansın veya uygulanmalıdır demek tüzüğü hiç okumamak demektir ki, bir işe yaramaz.

Şimdi ben:

Ömrünün büyük bölümü siyasal uğraşla geçirmiş ve “siyasi hayatta, okumuş, yazmış, konuşmuş ve koşmuş” ve siyasal teşkilatların hemen her kademesinde görev yapmış biri olarak tecrübelerime dayanarak bazı fikirlerimi okuyucularla paylaşmak istiyorum.

Şöyle ki:

Kimler aday olmalı değil, kimler aday olmamalı?

Öncelikle aynı görevde bir kaç dönem bulunanlar aday olmamalı. Çünkü insan bitmez tükenmez bir “bilgi, birikim, proje, heyecan ve enerji” hazinesi değildir. Esasen seçildiği ilk yıl “heyecanının” en yüksek olduğu dönemdir ve bilgi ve birikimlerin bu dönemde maksimum bir biçimde kullanmaya çalışır. Zaman geçtikçe bu “heyecan” giderek azalmaya başlar ve toplumun da heyecanı aynı ölçüde azalır. Artık doyum noktasındadır ve yorgunluk alametleri başlar. Bunlar da “yanlışların” başlamasına yol açar. Ve daha da acısı evvelce kazanılan seçimler yerine es kaza bir de kaybedilirse “kaybedilen” seçimle anılır olur. Diğer bir deyişle ve tabir uygunsa artık “sermayeden yenmeye” başlama zamanıdır. Bu sebeple “zirvede bırakmak” en güzeli ve doğrusudur.

Evvelce bir başka siyasal görevde bulunanların da başka bir görev için aday olmamaları gerekir. Mesela önceden milletvekilliği yapanların belediye başkanlığına aday olmaları bunun örneğidir. Zaten ilk yaptığı görevde varsa gerekli “heyecanı, bilgiyi, birikimi, projelerini” göstermiştir. O halde bir başka göreve talip olmak yeni bir durum yaratmayacaktır. Bırakın o görevi de başka insanlar yapsın.

Hep “ben” duygusu, “yüceltici” bir duygu değildir.

Aynı görevi evvelce bir kaç dönem yapıp daha sonra çeşitli sebeplerle ara verenlerin tekrardan aynı göreve talip olmalarını da uygun bulmam. Çünkü “köprünün altından çok sular akmıştır” ve zaman artık o zaman değildir. En iyisi yapıldığı zamandaki başarılarla anılmaktır. Zira yeniden aday gösterilse dahi kazanıp kazanmayacağı belli olmadığı gibi başarılı olup olmayacağı da belli değildir ve yukarda bahsettiğim gibi artık “sermayeden yeme” zamanı başlamış demektir.

Son olarak bir konuyu daha eklemek istiyorum. Başarılı “bürokrat” başarılı “siyaset adamı” olacak demek değildir. Çünkü siyaset bir başka ve hatta bambaşka bir alandır ve biraz da “değirmen taşına” benzer yani öğütür. Bu görevlerde bulunmuş kişilerin de iyi düşünmeleri gerekir.

Bunlar benim uzun deneyimlerim sonucu sahip olduğum düşüncelerimdir. Elbette her görüşün istisnaları olduğu gibi bu görüşlerimin de istisnaları vardır. Ancak tamamen “tavsiye” mahiyetinde kaleme aldığım bu fikirlerimin yine de aday olacaklar tarafından dikkate alınması halisane tavsiyemdir…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz