MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Dindar ile dini dar
Mahmut YILMAZ
YAZARLAR
15 Eylül 2017 Cuma

Dindar ile dini dar

Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesinin her gün bakıp seyrettiği, ölürsem buraya defnedin diye vasiyet ettiği mezarlığa gömülmesine izin vermemişler.

Önce şöyle bir parantez açalım.

Devlet, devlet olsaydı bu utanç verici olayı duyduğu anda derhal müdahale ederdi, cenaze sahiplerinden özür dilerdi, kalkışanları derhal kulağından tutar hapse gönderirdi ve cenazenin vasiyet edilen yere gömülmesini sağlardı, gerekirse nöbet tutturarak güvenliği sağlardı.

Öyle olmadı. Ya ne oldu kınadılar.

Devlet kınamaz. Devlet gereği ne ise onu yapar.

Kınamak, idari yaptırım gücü olmayan vatandaşlara aittir. Bir vatandaş olarak kınıyorum lanetliyorum.

Şimdi birileri çıkacak, iyide onun kızı da şunu yaptı, bunu yaptı.

Birincisi devlet isen devlet gibi davran yaptırma. İkincisi ölüm kardeşim ölüm. Yani son. Yani yaşamını dünyasını değişmiş bir bedenden bahsediyoruz. Ölen kişi artık Allaha emanettir. Kim bilebilir ki oradaki sonu. Cennet cehennem softaların listesi ile adam almıyor. Adam diyorum çünkü bir çok softaya göre kadınların cennette yeri yok. Oysa cennet analarımızın ayaklarının altında sözü, ne güzel söz ne yaman yakıştırma.

Ölen bir anneydi.

Eminim bunu yapanlara üç beş meczup denilerek geçiştirilecek. Değil, üç beş meczup değil..

Dindar nesil kindar nesil yetiştirme çabalarının sonucudur bu. Dindar diye siyasi islam bedbahtları yetiştirdiler. Gerçek dindar siyasetten uzak durur. Kindar diye kendilerinden olmayanı düşman gören ırkçı bir nesil yetiştirdiler.

Ey dini bütün kardeşim. Ey inanan kardeşim. Dindar ile dini darları ayırmasını bil. Unutma ki hiçbir dini dar dindar değildir. Senin dinini inancını menfaati için kullanan kişidir.

Senin inandığına inanmayanları düşman görme.

Ritüellerine katlan. Katlanmasını bil.

Aynı şeye inanmak sevmek değildir.

Sevmek aykırıya katlanmaktır.

Bazılarının tüylerini diken diken etse de sevmek laisizmdir.

SOKAKLAR

Sokaklar bizim

İzlerimden tanıyorum

Beleşçi itler ulur ay ışığında

Karanlığın karesine küskünüm

Görülsün istiyorum aydınlık yüzüm

Tanıklığımı soruyorlar tanıdıklığıma

Gizem sayımında nabız atışım

Yumuşak bir eli çimdikliyor şahdamarım

Toprak üşüyor altımda

Diş biliyor direncime

Üstümde bir tomar promosyon yalanı

/saygısızlar günlük bile değil üstelik

ben bu yalanlara gülmüştüm/

Aynı şeye iki defa gülünmez

Gözlerimi arıyorum el yordamıyla

Gözlerim sığmıyor gözlüklerime

Sakallarım uzasın diye bekliyorum bedenimi

Yasımı tutacağım söndüren kazanları

Yaslılar yıkanmaz siz demiştiniz ey töre tanrıları

/töreler uyutulmak içindir

cesaret bugün ay aşmayacak

sokaktan geliyorum

selamı ağır sokaklardan/

-hey parkalı kız, utanmıyor musun arkadaşlarının

hakkını yemeye bırak bir tekmede başkası yesin-

Ellerinde yalnız kitapları vardı

Ve demokrasiyi bir meşe kıvamında

Her günden daha sıkı istiyorlardı

Ben ve sokaklar

Saklandık düşlerimin taşrasına

Bütün dileklerde utangaç ünlem

Talepler haklılığımdan masum

İmgem sokakları temizleyen yağmur

Vurulan hakların vurgusuyuz

Vurgu talihli sendromum

Ve yaşamak en talihli düş kırıklığı

Her sabah savrulanları sayarım

Ülkesinin şehirlerinde yalnız gökyüzü şirin

Ve gökyüzü bildik kalabalık

Ve bildik kalabalıklar bilmedikleridir vurgunun

Sessizliğin dönüm noktasında

En sessiz ölüme ağlıyorum

Şairliğim boyuma yakın

/biraz sonra yeşil dudaklarından öpecek sevgili/

Yarın her zamankinden daha sabırlı

Sabırlı

Dirilmişliğimi düşlüyorum haçlı barışlarında

Sokak karanlık

Ve ben bir tanrı kadar çıplak

Yarını üşüyorum

Dehşet kendime ürperiyorum

Dehşet umutlarım var

Ve dehşet umutluyum mutsuzluğumdan

Kimse kimliğime iman etmediğinden

Herkesten daha solgunum

Daha olgunum

Bileklerim mühürlendi geçmişimle

Boyum adam gibi adam

Kalemi adam gibi tutuyorum

Gökyüzü birikir üstüme

Kalabalık kayıyor umuda

Ve kimse ezberlemek zorunda değil suratımı

Biri üstüme çevirdi ilk sayfayı

Gözlerime damladı işkence

Masumluğum sınırlarımı zorluyor

Kimse asfalt çiğnemedi o sabah

O sabah ağaçlar kabuk mevsiminde

Müthiş dirilişi sulanır

Ve diğer saatlerinde günün

Mevsimler sarıya dökülür

Yukarıya daha yukarıya

Saygı zamanı özgürlüğe

Şimdi ben bu yerden

Bitişini bitirip uzamın

Karanlık doğumlara tutsam meşalemi

Yani vurmasalar

Yani soymasalar

Yani rüyaydı görülmeyen

Aslında demokrasi ahbaplığı sevginin

Sürüp gidiyor coşku

Sürüp gidiyor sevgi

Sürüp gidiyor aşk

Ben niye öleyim dostlar

Adım atıyorum kenarıma

Bitişiğimde bütün kenarlar

Ve kurşunlar ökçesine basmış serseri

Başlarında yaratılmış intikam

Tetikçi işaret parmağından solur

Ve yağmur sevgili kadar yumuşak

Ve ben direnmeye yatkınım

Dolunaya yatkınım

Yağmura yatkınım

Özgürlüğümü sarı saçlarından daha çok

Sevmeye yatkınım

Yaşamın bütün çekimlerinde

Yani geçmiş

Yani gelecek

Yani şimdi

Sana yatkınım

Sana yangınım sevdalı özgürlüğüm

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Ali kaskan
 17 Eylül 2017 Pazar 15:20
Eline koluna sağlık Mahmut bey, Belirttiğiniz gibi bu güzel ülkenin başını belaya sokuyorlar, baktıkça batıracaklar Rıza uğruna. Dünyaya rezil olduk, Allah da bu hırsızları rezil etsin.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz