MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Organik ve akustik bir panter!
Mehmet KARABEL
YAZARLAR
17 Ekim 2020 Cumartesi

Organik ve akustik bir panter!

68 yaşında ama…

Kadın yerinde duramıyor…

Son bombası “Ethnic Rock” albümü…

“Urfalıyım, ezelden…” der gibi ama…

Asıl…

Rüyaların yıldızı…

Haldun Dormen gibi bir büyük usta teşbihte yanılmaz…

45 yıl önce…

O’nu ilk kez sahnede izlerken vermiş notunu:

“Herkes ayağını denk alsın, sahnelere bir dişi panter çıktı…”

O gün bugündür…

Sahnelerin dişi panteri…

Üstelik, 68 yaşının…

En canavar…

En çekici…

En imrendirici…

Ve hatta…

En kıskandıran haliyle…

***

Eskiden öyle miydi?

Şimdinin körpecik çiftleri yeni doğan bebişlerinin ismi için…

Daha ana karnında anlaşıyorlar…

Ve bunu yaparken acaba neler hissediyorlar?

Mesela…

Süperstar’ı çok sevdiğiniz için mi?

Kızınıza “Ajda” diye seslenmelerini istiyorsunuz?

Ve yine mesela…

Kim vermek ister?

Dünyaya ilk kez gözünü açan kız bebeğine…

“Seyyal” adını vermeyi?

(Şaşıracaksınız ama kadın nüfusu 41.5 milyon olan Türkiye’de 740 bin Seyyal yaşıyor!)

Seyyal’in şifresi tartışmalı…

“Su gibi akan…” anlamına da geliyor…

100 yılda bir ortaya çıkan…

Çok hareketli bir yıldızın adı diyenler de var…

Bu kadar mı tesadüf olur?

68 yıl önce bir bebek doğacak Urfa’da…

Ve adı “Seyyal” olacak!

Ya sonra?

Sonra o Seyyal büyüyüp süper çılgın bir genç kız olacak ve…

Türkiye’nin müzik sektörüne jet hızıyla girecek!

***

70’li yılların başındayız…

İstanbul Maksim’de sahneye çıkıyor…

Dal gibi, esmer güzeli bir kız…

O gecenin ağır konuğu…

Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay…

Muazzam bir gece…

Kızın dekolte sahne kıyafeti dillerde…

Assolist ise, Emel Sayın…

O kara kız, Emel Hanım’dan önce çıkacak…

Işıklar sönüyor…

Vıınnnn, diye bir motosiklet üstündeki esmer afetle sahneye uçuyor…

Millet şaşkın, hatta heyecanlı n’oluyor diye…

Maksim sahnesinde ilk kez…

Hafif müzik yıldızı körpecik o kız, tüm şarkılarını yabancı dilde söylüyor…

Maksim gibi alaturka gazinoda devrim oluyor, yani!

Ve, o Urfalı kız var ya, öttürüyor Maksim’i…

Cumhurbaşkanı bile soruyor, “Kim bu?” diye…

Aslında…

Bizim esmer kızda…

Öyle hanım hanımcık şarkı söyleyecek bi’hal yok…

Motosikleti bırakıyor; sahnenin bi’ucundan diğerine koşuyor…

Acayip hareketli…

“Life is a Cabaret” ile başlıyor…

Ardından, bi’daha İngilizce…

Kesmiyor; bi’Almanca, bi de İspanyolca söylüyor…

Niyeti, finali “Şaşkın” şarkısı ile yapmak…

Tam beş kez söyletiyorlar Erkin Koray’ın şarkısını yeni kıza…

Kulise nasıl gittiğini o bile hatırlamıyor…

***

Seyyal Taner, bu ülkenin karanlıkta bile…

Pırıltısını hissedeceğiniz yıldızıdır…

Türkiye’nin neonlarında…

50 yıldır adı var…

Müzisyen olarak var…

Şarkıcı olarak var…

Kabere yıldızı olarak var…

Film yıldızı olarak var…

Gençler dahil, yaşı 50’ye vuranlara seslenelim:

Arada sırada da olsa…

“Son Verdim Kalbimin İşine” şarkısını mırıldanmıyor musunuz?

Neşelenince, “Alladı Pulladı” parçası aklınıza gelmiyor mu?

“Naciye” bir zamanlar marş gibiydi; nasıl unutursunuz?

Ama…

Ah, o “Leyla” yok mu, o “Leyla”?

***

Sadece sesiyle değil…

Güzelliğiyle de rüyaların yıldızı oldu…

60’lı yılların sonunda…

İstanbul’a gelen “Los Bravos Topluluğu”nun gitaristine aşık olan her kız…

(O sırada Amerikan Kız Koleji’nden yeni mezun olmuş…)

Yakışıklı gitarist Herald’ın peşine takılıp…

İspanya’ya gider mi?

O’ndan bir kız çocuk sahibi olur mu?

Oluyor işte…

***

Leopar desenli kıyafetleri erkeklerin rüyalarını süslüyor…

O’na…

“Türkiye’nin Tina Turner’ı” diyorlar…

Kıyafetleri, dansları, dişiliği ve…

Şarkılarındaki asi sözlerle…

Başkaldırının öncülerinden oluyor…

***

Bunca işin arasına Yeşilçam’ı da sığdırıyor…

44 yılda 50 film çeviriyor…

Cesur sahneleri var; meraklı olanlar bilir…

***

Gözünü anında karartarak…

Elindeki/avucundaki her şeyi bir kenara itip…

Henüz 18’inde…

Kafasının estiği yere basıp gidecek kaç kız tanıyorsunuz?

Üstelik…

Yelken açtığı yerlerden…

“Yenilmeden” ve hatta “yenilenmiş” olarak geri dönen!

Ben bir tek Seyyal Taner’i bilirim…

Çok küçük yaşlarında…

“Dünyayı tanımam lazım…” deyip…

Bu yaşlı gezegeni dolaşması bir mevzu…

Kariyerinin zirvesindeyken…

Her şeyi bırakıp Bodrum’a yerleşmesi ise bambaşka bir mevzu…

***

Tam 100 gün önce n’aptı biliyor musunuz?

68’inci yaşının şerefine…

Onlarca yıl sonra…

“Ethnic Rock” adında…

Hiç satmayacağını düşündüğü bir albüm yapıp…

Yine… Yeni… Yeniden…

Bu “gezegen”e dönüverdi…

Ancak O’nun gibi “deli/veli” bir kadına yakışıyor; Allah var!

***

Bitiriyoruz…

Söz konusu Seyyal Taner olunca…

Hep (nazar değmesin) yüksek voltaj enerjisinden söz etmezsek…

Hata etmiş oluruz…

Can suyunu Urfa’da, Mezopotamya’da arıyor…

O toprakların yüksek ısısı/ateşi…

Genlerine işlemiş sanki Seyyal Taner’in…

O ateş hiç sönmesin…

Çünkü…

Seyyal Taner, hala organik ve akustik…

Nokta…

Sonsöz: 50 yıldır özgürlüğün sahnedeki temsilcisi Seyyal Taner, iyi ki anılarıyla yaşıyor… Ya şu sırada sahnede olsaydı?)

Özel Not: Canım, ciğerim Ümit Tuncer’in çok özel katkılarıyla…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz