MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Rant ve Cemaatçilik kıskacındaki siyaset
Engin ÖNEN
YAZARLAR
17 Eylül 2019 Salı

Rant ve Cemaatçilik kıskacındaki siyaset

Siyasetin rant ve cemaatçilik ile ilişkisi hep olmuştur. Ama son dönemlerde rant yönetimi ve cemaatçilik siyaset pratiğinin ana gövdesini oluşturuyor. Bunu açıklamaya geçmeden önce, burada sözünü ettiğimiz cemaatçilik, her türlü dinsel, mezhepsel ve bölgesel kökenli dayanışma ve bunun siyasallaşmasını ifade ettiğini hatırlatalım…

Bir süredir CHP’den ihracı ile ilgili gündeme gelen tarihçi arkadaşım Oktay Gökdemir, sürekli belge paylaşıp, olup bitenleri hukuksuz ve etik temellerden yoksun bulduğunu ifade ediyor. Oktay, benim öğrencilik yıllarımızdan beri arkadaşım. Tarihçi, CHP üyesi ve siyasetle akademik düzeyde ilgilendiği kadar pratiğinin de içinde biri…

Geçen gün kendisi sosyal medya hesabından Buca CHP İlçe Başkan aday olduğunu duyurdu. Gerekçelerini ve bu konudaki düşüncelerini açıklarken, bir süredir siyaseti bir habis ur gibi sarmış iki ilişki ağına dikkat çekmişti…

" ... siyaset üzerinden zenginleşmeye son.. doğrudan temin, iş takipçiliği... inşaat müteahhitlik şirketlerinin hukuki danışmanı olmayacağım... Kalyon, İstinye, rönesans vb. bizim ilgi alanımızda olmayacak... başarabiliriz... yeni bir siyaset dili inşa edebiliriz... siyaseti etnik köken, mezhep, aşiret ve hemşerilik bağları gibi alt kimlikler üzerinden değil yurttaşlık üst kimliği üzerinden çağdaş bir şekilde kurabiliriz…"

Buradaki her bir ifade ayrı ayrı ve uzun tartışma ve açıklamaları gerektirebilir. Ama özetle siyaset sınıfının ve özellikle yerel yönetimler ve yerel siyaset üzerinden iki damarı işin özeti… Biri iş takipçiliği, imar ve ihaleler, müteahhitler vb. üzerinden tarif edilebilecek rant boyutu…

Özellikle kentleşmenin yoğunlaşması ve bize özgü karakteri, denetimsiz ve istismara açık şekli, yerel yönetimleri ve yerel siyaseti rant ilişkilerine endekslemiş durumda. Eskisinden farklı olarak kentlerin ve yerel yönetimlerin bu rant yaratma kapasitesi arttıkça, siyaset pratiğinde de rekabet yükselmektedir…

Bu ayak, siyaseti, bir ortak iyi arayışı etkinliğinden epeyce uzaklaştıran önemli bir faktör haline gelmiştir. Yerel siyasi aktörlerin büyük bölümünün tüccar ve müteahhit olması veya bununla ilgili yan sektörlerde yer alması tesadüf değildir…

Siyaseti, siyasetsizleştiren diğer önemli bir gelişme de etnik, mezhepsel ve bölgecilik esaslı dayanışmaların siyasi pratiğe tahvil edilmesidir. Doksanlardan sonra özellikle metropollerde siyaseti aşındıran ve siyaset sınıfının niteliğini olumsuz yönde etkileyen en önemli gelişme postmodern kabileciliğin yükselişidir…

Sosyolog Durkheim, Cumhuriyet için cemaatlerin (komünite) sorun oluşturmadığını ama cemaatçiliğin sorun olduğunu hatırlatır. Çünkü Cumhuriyet, siyasal alanda yurttaşlık temelinde bütün toplulukları eşitler. Ama topluluk, cemaat ya da kültür grupları, her ne dersek diyelim, eşitlikten ziyade ayrımcılık ve ayrıcalık peşinde olurlar…

Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde liyakati etkisizleştiren ve en kolay siyasi kariyer sunan vasıf cemaatçiliktir…

Gerekçesi her ne olursa olsun, siyasal alandaki cemaatçi dayanışma Cumhuriyet fikrine aykırıdır…

Ve son 25-30 yıldır yaşadığımız da budur esasen. Cemaatçi siyasal dayanışmalar, sadece parti içinde haksız rekabete yol açmıyor, aynı zamanda toplumdaki ayrışma ve mesafeliliği de besliyor ve toplum olma duygusunu aşındırıyor…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz