MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sandık Güvenliği
Metin ÖNEY
YAZARLAR
11 Ocak 2019 Cuma

Sandık Güvenliği

İlk oyumu 1969 yılında kullandım.

O gün bu gündür bütün seçimlerde oy kullandım.

Ve seçimlerin çoğunda, ya sandık görevlisi veya parti yöneticisi veyahut aday veya aday adayıydım.

Tüm bu seçimlerde tek kaygımız o zaman mensup olduğumuz partinin ne kadar oy alacağıydı.

Bunu düşünür ve bunun endişesini taşırdık.

Partiler de bunu düşünürlerdi.

İlçe, İl ve Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları ile ilgili en küçük bir endişe veya şüphe duyulmazdı.

Bilhassa Yüksek Seçim Kurulu bildirileri ve kararlarının hukuka uygun olduğu hemen herkes tarafından kabul görürdü.

Yapılan seçimlere küçük istisnalar dışında İdare’nin en küçük bir müdahalesi söz konusu olmazdı.

Seçmenler, oylarını kullanır, sandığı sandık görevlilerine bırakır ve nereye gideceklerse oraya giderlerdi. Akşam olunca da bulundukları ortamda seçimin sonuçlarını beklerlerdi.

Ve bu sebeple seçim sonuçları tartışılmaz, çeşitli yorumlara meydan verilmezdi.

Ta ki, 2002 seçimleri sonrasına kadar…

Belirttiğim tarihten sonra seçmeni de partileri de tabii muhalefet partilerini bir başka kaygı aldı.

“Ne kadar oy alacağız?”ın yerini, nerdeyse “Sandıklara nasıl sahip çıkacağız?” kaygısı aldı.

Ve bu sebeple:

“Sandık Güvenliği” seçmenin oyunun da önüne geçti.

Yapılan bütün seçimlerde ve referandumlarda parti sözcülerinin açıklamaları aşağı yukarı aynı mahiyette:

“Sandıklarla ilgili bütün tedbirleri aldık…”

“Sandıklarda şu kadar bin kişi görevlendirdik…”

“Artık trafolara kediler girmeyecek…”

“Islak imzalı tutanakları şöyle yapacaksınız, böyle yapacaksınız…”

Ve benzer daha pek çok açıklamalar…

Seçmen de artık kaygılı:

“Oy vereceğiz ama oyumuza sahip çıkılacak mı?”

Bunların ne kadarı doğru ne kadarı rivayet elbette bilemiyorum.

Ancak tablo budur.

Halk arasında dolaşan söylentiler budur.

Ve parti sözcülerinin de açıklamaları bu doğrultudadır.

Şimdi:

Şunun altını çizerek bir kez daha vurgulayalım:

Devlet, kurumlar hiyerarşisidir…

Kişilerin tutum ve davranışlarına veya kefil olmalarına göre değil, hukuk içinde kurumların uyguladıkları kurallara göre işler. Ve halkın teminatı bu kurumlardır ve de kurallardır. Eğer seçmen kullandığı oy ile ilgili ciddi endişeleri var ve bu endişeleri mensup olduğu partilerde paylaşıyorsa hem İdare’nin tutumunda ve hem de kurum ve kuruluşlarda ciddi eksiklikler var demektir. Böyle bir ortamdan demokratik ve yasal bir sonuç elde edilemez.

O halde:

Sandık güvenliği Devlet’in teminatı altında olmalıdır.

En küçük şek ve şüpheye yer vermemelidir.

Dilerim ki, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler bu söylenti, endişe ve kaygıların olmadığı bir ortamda cereyan eder ve gerçek ne ise sonuç da ona göre tecelli eder.

Demokrasinin de, hukukun da gereği budur…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak-Trafo kedisi cızbız
 12 Ocak 2019 Cumartesi 18:52
Yabancı gözlemciler seçim güvenliği konusunda olumsuzluk raporlamadı. Avrupa Konseyi, Agit gözlemcileri seçimlerin güvenli geçtiğini söylediler bugüne kadar.
 REİS
 11 Ocak 2019 Cuma 12:42
1946 seçimlerinden bahset hoca bu işler nasıl oluyor diye..
 REHA PARLAR
 11 Ocak 2019 Cuma 10:32
Yaklaşık 60 milyon seçmen,180000 sandıkta oy kullanıyor.Her sandık başında siyasi parti temsilcileri bulunuyor.Kendi partisinin hakkını hukukunu koruyor.Herhangi bir usulsüzlüğe müdahale ediyor.Ve bunun için ücret alıyor. Sandık açıldığında her tutanağa imza atıyor. Sandık sonuçlarını gösterir belgeyi kendisi teslim alıyor. Bu sonucu,mensup olduğu siyasi partisinin ilçe sorumlusuna veriyor. Siyasi partinin ilçe sorumlusu,İL Başkanlığına tutanakları götürüyor. İl de Genel merkeze bildiriyor. Yani Siyasi Parti en kısa zamanda ne kadar oy aldığını biliyor. ANCAK,milyonlarca üyesi olan siyasi parti, 180000 kişi bulup,her sandığa temsilci gönderemiyorsa hatayı kendisinde aramalı. BENCE,en çok ve en güzel becerdiğimiz konu SEÇİM. Kaybeden hep manipilasyon yapıyor. 24/Haziran seçimlerindeki gibi. Seçimden evvel bu konuya dikkat çekmek, mağlubiyete kılıf hazırlamak demektir. 24 Haziran gecesi ana muhalefet partisinin çapsız beceriksiz iftiracı kadrolarının tv.lerdeki siluetleri hala gözlerimin önünde......
 Ayşe sarı
 11 Ocak 2019 Cuma 09:55
Hepimizde bu telaş var. Muhalefete güvenimiz kalmadı. Demokrasiye nasıl sahip çıkacağız. Biz daha oyları teslim etmeden sonuçlar açıklanıyor. Akıl almıyor. Ama yinede direnmeye devam. Dürüstlük en önemli fazilettir. Teşekkürler dikkat çektiğiniz için
 ATATÜRKÇÜ
 11 Ocak 2019 Cuma 09:45
SN.ÖNEY, "DEMOKRASİ AMACA GİTMEK İÇİN BİNİLEN TRENDİR" DİYE DÜŞÜNENLERİN YAZINIZIN AMACINI VE ÖZÜNÜ ANLAYACAĞINI SANMIYORUM.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz