MENÜ
İzmir 24°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Neptün Soyer’den toplumsal cinsiyet eşitliği mesajı: Tarımda kadının hakları var!
Ekonomi
21 Mart 2023 Salı 12:55

Neptün Soyer’den toplumsal cinsiyet eşitliği mesajı: Tarımda kadının hakları var!

S.S. İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, tarımsal kalkınmada toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine dikkat çekti. Soyer açıklamasında “Tarımda çalışanların yüzde 48’i kadın, yüzde 52’si erkektir. Ancak tarımda sosyal haklar açısında bakıldığında oran yüzde 20’lere düşüyor. Tarımda kadının haklarının kazanılması için çok yol kat edemediğimizi de üzülerek söylemek isterim. Siyasette ve sanayide olduğu gibi…" dedi.

EGEDESONSÖZ- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğini yaptığı İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi'nin son gününde “Çokluğa ve Birliğe Davet” başlığında sunumlar gerçekleştirildi.

S.S. İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, kongrede kooperatifleşme konusunda bir sunum gerçekleştirdi.

TARIMDA KADININ HAKLARININ KAZANILMASI İÇİN ÇOK YOL KAT EDEMEDİK
Başkan Soyer, tarımda toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine dikkat çekti. Tarımda çalışan nüfusun yüzde 48 olduğunu aktaran Soyer, ancak haklar konusunda istenilen düzeye gelinemediğine değindi. Soyer açıklamasında “Kooperatifler eşitlik, adil yapıları ile ortakları için güvenilirdirler. Bu eşitlikçi toplumsal cinsiyet eşitliği için de geçerlidir. 70’li yıllarda hazırlanan İzmir Köy Koop Birliği logosunda kadın ve erkek el eledir. Kadınların kooperatiflerin yönetimlerinde bulunmaları ancak bunların istenilen düzeyde olmaması üzerine de değinilmesi gerekiyor. Bunun ne kadar önemli olduğu anlaşılmamıştır. İzmir ise burada farkını ortaya koymaktadır. Sosyal, ekonomik, kültürel her alanda kadınlar diğer kentlere göre daha çok ön planda… Bugün örneğin İzmir Köy-Koop bünyesinde yönetim kurulu başkanı olarak logomuzda bulunan kadınları yönetime seçtiler. Ancak tarımsal üretimde karar mekanizmalarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bu durumun ülkeye yayılması gerekir. Tarımda çalışanların yüzde 48’i kadın, yüzde 52’si erkektir. Bu orana en yakın sektör hizmet sektörüdür ki bu sektörde yer alan kadın çalışan oranı sadece yüzde 28’dir. Ancak tarımda sosyal haklar açısında bakıldığında oran yüzde 20’lere düşüyor. Toplumun beslenmesinde, gıda güvencesinde, aile ekonomisine katkı sağlamada ev içi-ev dışı görevlerini yerine getirerek sosyal gelişimin fonksiyon sahibidir kadın… Tarımda kadının haklarının kazanılması için çok yol kat edemediğimizi de üzülerek söylemek isterim. Siyasette ve sanayide olduğu gibi… İzmir’deki kooperatif hareketi toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alarak kadın ve erkek ortakları ile amacına ulaşmıştır, köyüne ulaşmıştır, köylüsüne, vatandaşına ulaşmıştır” dedi.

KOOPERATİFÇİLİĞİ DESTEKLEMEK KAMUSAL BİR ÖNCELİK OLMALIDIR
Küçük üretici kooperatifleşmeden verimli, etkili tarım yapması ve emeklerinin karşılığını almasının mümkün olmadığını belirten Başkan Soyer, kooperatifçiliğin desteklenmesinin kamusal bir öncelik olması gerektiğinin altını çizdi. Soyer,  “Dünyada süt sağımını küçük örgütlü üretici yapmaktadır. Gelişmiş ülkelerde tarımın ihracatı dahil olmak üzere tarım kooperatiflerinin elindedir. Yatay örgütlenmede küçük üretici kooperatif çatısı altında, dikey örgütlenmede de kooperatifler birlikler bir araya gelerek güçlenirler. İzmir Köy Koop Birliği bugün İzmir’in tüm havzalarında, köylerde, köylerde üreticinin inisiyatifi ile bir araya gelerek ürünlerini daha iyi üretip pazarlamak için hala çalışıyor. 116 tane birim kooperatifimiz ve binlerce ortağımızla hedefimiz İzmir tarımını, kadim bilgilerle ve ekoloji ile harmanlayarak Köy Koop çatısı altında sürdürüyoruz. Bizler meraların vasfının koruması, üreticinin üretimden adil gelir elde edebilmesi için uğraşıyoruz. Endüstriyelleşmiş tarımsal üretim modeli yerine küçük üreticinin üreterek birleşerek çoğalacağı bir sistemi destekliyoruz. Tarım politikalarındaki adalet hepimizin yaşam, gıda, su hakkını, temiz bir çevrede yaşama hakkını elde etmekte. Üreticinin hakkaniyetli çalışma koşullarının olması hepimizin derdi olmalı. Bu sebepledir ki kooperatifçiliği desteklemek kamusal bir öncelik olmalıdır” ifadelerini kullandı.

KÖY KOOPERATİFLERİ SAYESİNDE İZMİR’DE KÖYLÜMÜZ EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALARAK ÜRETİYOR
İzmir’deki kooperatiflerin ülke ekonomisine yaptığı katkılardan bahseden Soyer, “İzmir, birçok ürünün üretiminde ilk sırada yer almaktadır. Kuru incir,kuru üzüm, zeytin, zeytinyağı, süt ürünleri ve narenciye gibi yaş-meyve sebzeler İzmir’den dünyaya ihraç ediliyor. Aynı şekilde iç piyasada gıda güvenliği kooperatifler sayesinde korunuyor. Çocuklar sütle buluşuyor. Temellerini 100 yıl önce atılan köy kooperatifleri sayesinde İzmir’de köylümüz emeğinin karşılığını alarak üretiyor, bereketli topraklarımız atalık tohumlarla buluşuyor, sofralarımıza iyi, temiz, adil gıdayı sunmaya çalışıyoruz. 1923’te İktisat Kongresi’nde işaret edilen kooperatifçilik, 2000’li yıllarda hala varlığını birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu ile sergilemekte. Biz kooperatifler birbirine ortak deriz. Üye olmayız, katılımcı olmayız. Biz ortağızdır. Bugünkü başlığımız Çokluğa ve Birliğe Davet… Biz 1920’de Atatürk’ün temelini atmış olduğu kooperatifçilik ruhu ile 60’lı yıllarını atılımı ve 2000’li yıllarda üçüncü jenerasyon olarak hem ortaklıklarımız hem de başkanlıklarımızı ile sürdürüyoruz” açıklamasını yaptı.

Türkiye’de ve İzmir’de kooperatifçiliğin tarihsel gelişimi ile ilgili bilgilendirme yapan Soyer şunları söyledi:

İnsan ihtiyaçlarının karşılıklı yardımlaşma yoluyla giderilmesini sağlamak ve ortakların çıkarını sağlamak için kurulan kuruluştur kooperatif… Kooperatif fertlerin tek tek altından kalkamayacağı işleri çözebilecek mükemmel bir kuruluştur. Amacı, biz Atatürk’ün 1920’de başlattığı kooperatifçilik hareketinin sekteye uğraması ile 60’lı yıllarda müthiş bir atılım olmuş İzmir’de…

Kooperatifçiliğin kökleri Anadolu’nun imece geleneğine uzansa da ilk tohumlar genç Cumhuriyet’in temelleri ile birlikte Atatürk tarafından atılmıştır. 1920’de işgal yıllarında Atatürk o tarihte ülkeyi savaşla kurtaracağından ve cumhuriyeti kuracağından o kadar emindir ki yeni devleti kurmadan önce ekonomi mücadelesini gerekli görmüştür. Bu mücadelenin en önemli unsurlardan birisi olan kooperatifçiliği geliştirmek için kooperatif şirketler yasa tasarısını bizzat hazırlayarak meclise sunmuştur. 1923’te İktisat Kongresi’nde Atatürk, “ekonomik mücadeleye askeri mücadele kadar ve hatta ondan fazla önem vermiştir. Bu tasarı ile askeri mücadeleden önce ekonomi mücadeleye adım atmayı önemsemiştir.

1920’de başlayan kırsal dönüşüm hamlesi, 40’larda Köy Enstitüleri ile taçlanmış ve kırsalda dönüşüm başlamıştır. Atatürk’ün mimarı olduğu Köy Enstitüleri ile anadolu köylüleri kooperatifçilik ile anılır ve yoksul köylüler kooperatif sayesinde yoksulluğu elbirliği ile aşabileceğini görür. 50’lerle birlikte genç cumhuriyetle gelişen kooperatifçilik hareketi terk edilir, Köy Enstitüleri kapatılır ve yoksul köylüler ağaların eline mahkum edilir. Ancak küçük üreticiye dayalı tarımsal anlayışı olan Türkiye’de gerçek bir ihtiyaçtı. Hem köylüler hem ekonomimiz için vazgeçilmez olan kooperatifçilik 1960’larda yeniden canlanma başlar. Atatürk’ün Anadolu topraklarına ektiği kooperatifçilik tohumları bu harekete temel olmaktadır. Her toplumsal hareketin ilk tohumunu düşürecek bir lidere ihtiyaç vardır. Kooperatifçiliğin tohumunu ise İzmir’de Bademler Köyü’nde Mahmut Türkmenoğlu’na atmak düşer. Sonrasında Yarımada’dan Kozak Yaylası’na Küçük Menderes’e kadar yeni kooperatifler kurulur. Kooperatif kurmanın yanında iş bitmiyor. Kimi zaman su, iş makinesi, para yok. Dağ gibi sorunlar ama el birliği ve sabırla ve kooperatifçiliğin öncülerinin çabasıyla çözülür. Kooperatifçilikle hayal edilenler gerçekleştirir. Kooperatiflerin il düzeyinde il örgütleri de kurulmaya başlandı bu süreçte…

70’lerde İzmir Köy Koop Birliği’nin faaliyetleri gelişir, birlikten kuvvet doğar, köylünün önünde yeni olanaklar oluşur. Bir yandan üretici için yeni pazar imkanları açılırken diğer yandan makineleşme konusunda önemli adımlar atılır. Yokluk içindeki köylü kooperatif ile kendi zeytinyağı fabrikasının, mandırasının sahibi olur. 74’te Ecevit hükümeti tarafından zeytin üretiminin olduğu bölgelerde zeytin yağı fabrikasının kurmak için projeler hazırlanır. Kendisi makine mühendisi olan başkan Mahmut Türkmenoğlu’nun bu fabrikaları bu makineleri İzmir’e aktarılmasını sağlar. Bu makineler buraya getirilirken de betonu döken de elektrik su tesisatını kuran da köylünün kendisi ve kooperatifin ortaklarıdır.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Irazca
 21 Mart 2023 Salı 23:42
Uzun yıllar tarlada,bağda,bahçede zeytin toplarken parmak uçlarım nasırlı,tırnakları m hep mor ama sadece yevmiye ile çocuklarımı okuttum,okutuyorum üretenler çile çekiyorlar olsun bazılarda ojeli parmaklar ile kürsüden emekten üretmekten bahsederken bizler nerede yaşıyoruz diye düşünmek istemiyoruz...
Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2024 Ege'de Sonsöz