MENÜ
İzmir 22°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yaz Kemal Abi… Dünya okusun!
Muhittin AKBEL
YAZARLAR
7 Mart 2022 Pazartesi

Yaz Kemal Abi… Dünya okusun!

Yakın siyasi tarihimizin yaşayan efsanesi…

Allah uzun ömürler versin, bugün 81 yaşında.

Beş dönem milletvekili olarak O’nu TBMM’de gördük.

15 ve 16. Dönemlerde Zonguldak milletvekiliydi.

Henüz 32 yaşındayken, 24 Ekim 1973 seçimleri sonunda Yüce Meclis’te yerini almıştı.

18, 22 ve 23. Dönem Milletvekili olduğunda, artık Zonguldak’ın değil, İzmir’in bir neferiydi.

Meclis’teki görevi bittiğinde 70’indeydi.

Hukukçu bir vekilimizdi.

Hukuk ve siyaset adamı olmanın yanı sıra çok iyi bir çevreci…

Gazetecilik, hukuk kadar büyük bir tutku O’nun için…

Gazete çıkarmışlığı bile var geçmişte.

Aynı zamanda ödüllü bir gazeteci.

Henüz 22 yaşındayken yazdığı bir makaleyle 1963’te Yunus Nadi Armağanı birincilik ödülünü kazandı.

1994’t Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü’ne layık görüldü.

2009’da Dil Derneği Onur Ödülü sahibi aynı zamanda…

***

12 Eylül’ün başı dertten kurtulmayanlardan biri olarak biliyoruz kendisini…

1987’de, darbenin 7 yılında yazdığı “12 Eylül Günleri” adlı kitabının ardından…

Peşpeşe diğer kitapları geldi.

Kartal Maltepe’den Sağmalcılar’a İnsan Manzaraları (1988), Milattan Sonra (1989), Termik Santrallara Hayır (1991), Karşı Yaka Memleket (1998), Büyük Ayrılık (2003), 23. Dönem Parlamento Çalışmaları (2011), Kasırga “Area” 2013, Filmi Geriye Sarınca (2015), Kulağım Karadeniz’de (2018), En Uzun Gün (2021) ve Son Durak (2021)…

…Ve, geçtiğimiz ay, 13’üncü kitabı EGE YAZILARI “PREKARYA” adlı kitabı yayınlandı.

Kimden söz ediyoruz?

Tabii ki Kemal Anadol’dan…

Kemal Anadol, günümüzün ayaklı tarihi…

Yakın siyasi hayatımızla ilgili yaşanmış ne varsa, hepsi hafızasında.

Onunla aynı kurumda, Egedesonsöz’de, aynı “köşe”de kalem oynatmaktan mutluluk duyuyorum.

Kemal Bey, yazılarıyla okurlarını buluşturduğu internet haber portalımız Egedesonsöz ile bir başka yazı adresi olan Cumhuriyet gazetesindeki yazılarını EGE YAZILARI “PREKARYA” kitabında toplamış.

Her sayfası ayır bir lezzet.

Her yazısı, ders niteliğinde.

Kemal Anadol, 12 Eylül darbesinin bu ülkeye verdiği zararı hatırladıkça, çıldıracak gibi oluyor adeta.

12 Eylül’ü kısaca şöyle özetliyor Kemal Bey, kitabın önsözünde:

“12 Eylül faşist darbesinin iki özelliği vardı. Birincisi, darbeden yedi ay önce ilan edilen 24 Ocak kararlarının kalıcı hale getirilmesi; ikincisi ise işçinin, köylünün, dar gelirlilerin canını yakacak bu uygulamaların, silah zoruyla dayatılmasıydı.

Neoliberal model artık Türkiye’de sahneye konulacaktı.

Cumhuriyetin tüm kurum ve birikimleri teker teker satılacak, ürünlere el konulacak, kotalarla tütün, pancar, çay üreticileri mağdur edilecek, tarım alanları boşalacak ve metropol kentlerin çevresi eğitimsiz, mesleksiz lümpen, proleterya ile doldurulacaktı.

Darbe sonrası geçiş döneminde uygulanacak politika da belirlenmişti. Adına “depolitizasyon” denilen halkı siyasetin dışında tutma modeliyle kitlelerin üstüne ölü toprağı serpilecekti! Yaşam koşullarından şikayetçi olan ama bunu seslendirmeyen toplum, iktidarların işine geliyordu.”

***

EGE YAZILARI “Prekarya” kitabı, su gibi akıp giden bir kitap.

Kemal Anadol’un 12 Eylül anılarını okuyunca, hem derin düşüncelere dalacaksınız, hem de gülümseyeceksiniz.

Bir alıntı yapalım:

“…Haftada iki gün, İzmir’den otobüsle İstanbul’a gidiyor, hakim karşısına çıkıyordum. O sırada Zonguldak Barosu’ndan kaydımı alıp, İzmir Barosu’na taşımam gerekiyordu. 12 Eylül faşizmi o kadar çok korkutmuştu ki, devlet hastanelerinden rapor almak imskansız hale gelmişti.

Ankara Gazi Üniversitesi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden öğretim üyesi arkadaşım Prof. Dr. İnanç Ayas bana on günlük rapor verme yiğitliğini gösterdi.

Avukatım Halit Çelenk, raporu mahkemeye sunmuştu. Sen misin mahkemeye rapor veren! Duruşma yargıcı küplere binmiş. Bulunduğum yerde yakalanarak mahkemeye götürülmemi ara kararına bağlamış. Bir anda aranan kaçak durumuna düşmüştüm.

Can arkadaşım Ali Rıza Bodur, o günlerde beni Karşıyaka’da bir lokantaya yemeğe götürdü. Amacı, beni rahatlatmaktı.

Gece saat 11.00’de sokağa çıkma yasağı başlıyordu. Ali Rıza’ya “Kalkalım, biraz sonra yasak başlıyor” dedim ama uzattık sohbeti. Saat 11’e 10 kala, bir inzibat neferi, bize yaklaştı.

Ali Rıza, davudi sesiyle, inzibata seslendi: “Gel oğlum buraya. Ben Albay Ali Rıza!”

İnzibat, selam çaktı, “Emret komutanım” dedi. Ali Rıza, beni işaret ederek, “Bu çok önemli bir adamdır ve konuğumdur. Gideceği yer yakında, Belediye Sokak’ta. Onu evine kadar götür. Dönüşte de gel bana tekmil ver. Seni bekliyorum.”

İnzibat, beni eve kadar götürdü. Kendisine “sağol asker” dedim, arkasından seslendim: “Ali Rıza Albay’a selam ve teşekkürlerimi söyle!”

***

Kemal Anadol’un Egedesonsöz’de yayınlanlanan, 27 Mayıs ihtilalini anlattığı “27 Mayıs’ın Anatomisi” başlıklı beş ayrı yazıyı okuyan, o günleri yaşamış gibi olur.

Peki, kitaba adını veren  “Prekarya” konusunda ne diyor yazarımız?

Bu yeni kavramı şöyle izah ediyor Kemal Anadol:

“Güvencesiz, belirsiz, istikrarsız, tehlikede, anlamlarına gelir prekarya. Hissettikleri duygu olarak da onlara öfkeliler de diyebiliriz. Standing’e 3göre 1980 sonrası değişen üretim ilişkilerinde yeni sınıf prekarya, proleteryanın yerini aldı. Yeni sınıf, şimdilik homojen ve düzenli olmasa da siyaset ve tarih sahnesine çıkmaya başladı. Fransa’daki Sarı Yelekliler, Türkiye’deki Gezi hareketi gibi…”

Daha fazlasını, kitaptan okuyun, derim.

***

Kitapta alıntı yapmayı düşündüğüm çok sayfa vardı.

Fakat sözü uzatmak yerine, içinize sindire sindire okumanızı tavsiye ediyorum.

Uyanışın kitabı diyebileceğimiz EGE YAZILARI “Prekarya” kitabını okuyan, hem Kemal Anadol’u daha yakından tanıyacak, hem de O’nun engin bilgilerinden yararlanacak.

12 Mart Cumartesi günü Kemal Anadol, “Uyanışın kitabı” dediği, “Meşe Kitaplığı”ndan çıkan son kitabı EGE YAZILARI’nı Yakın Kitapevi’nde imza gününde okurları için imzalayacak.

Bir yere şimdiden not edin, 12 Mart Cumartesi günü saat 16.00’da…

***

Son sözüm Kemal Anadol’a…

Türkiye’nin “Tükenmez” kalemi, yaşayan hafızası Kemal Anadol’a diyorum ki:

“Yaz Kemal abi… Dünya okusun.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Erdoğan anadol
 9 Mart 2022 Çarşamba 14:20
Kemal Anadol''u çok güzel anlatmışsınız Gerçek ve hakikat
 Dr. Hasan Yazıcı
 7 Mart 2022 Pazartesi 22:55
Sayın Akbel’e tümüyle katılıyorum!
 Tayfun Orçun
 7 Mart 2022 Pazartesi 19:38
Muhittin Akbel ''in eline sağlık çok güzel yazmış. Kemal Anadol siyasetçi olarakda yazar olarakda çok büyük bir değerimiz sağolsun varolsun
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ege'de Sonsöz