MENÜ
İzmir 10°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Kazanan Kemeraltı olacak
10 Ocak 2018 Çarşamba 00:00

Kazanan Kemeraltı olacak

Uğur Yüce, Hanzade Ünuz'a TARKEM’i ve tarihi Kemeraltı bölgesinde yapılan çalışmaları anlattı.

Başarmak...

Kazanmak ve kazandırmak için doğanlar vardır.

Bilgi, görgü, emek ve inancı aynı potada eritenler…

Elini taşın altına koymaktan çekinmeyenler…

Öne çıkma, rol çalma telaşları da yoktur onların.

Doğal liderdirler...

Topluma, ülkeye, kente katkı sağlamak faydalı olmak gibi bir dertleri vardır.

Hayat doktoru gibidirler.

İyileştirmek için bakar, iyileştirmek için görürler.

Bu idealist isimler çok sık yetişmez şüphesiz.

Uğur Yüce gibi...

Nadir isimler çıkar.

Şükür ki İzmirli’dir Uğur Yüce.

İzmir’in kıymetlisidir.

Duayendir.

Uğur Yüce’nin titizliğinden, disiplininden, çalışma temposundan ürkebileceğiniz gibi...

İnsancıllığı, yardımseverliği, yufka yüreğiyle de ısınabilirsiniz.

Arkadaşlığıyla büyür, dostluğuyla zenginleşirsiniz.

Uğur Yüce bugüne dek onlarca şirket kurdu ve yönetti.

Sayısız dernek ve vakıfta yöneticilik yaptı.

Her zaman “İzmir” dedi...

İzmir, Ege ve Türkiye için çalıştı.

Bilgisini, tecrübesini paylaştı.

Son olarak el attığı konu ise  İzmir’in tarihi Kemeraltı bölgesi oldu.

İzmir’de çoğumuzun hatırlarında çok önemli yer tutar Kemeraltı…

Uğur Yüce iş dünyasından önemli isimleri kurtarılmayı, yenilenmeyi bekleyen Kemeraltı için harekete geçirdi.

Kent değerlerini koruma hedefiyle 2012 yılında TARKEM (Tarihi Kemeraltı A.Ş.) kuruldu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, sivil toplum örgütleri ve dernekler de katıldı TARKEM’e.

Bugün kamu ve özel sektörün buluştuğu çok ortaklı bir anonim şirket oldu TARKEM.

Kadifekale, Basmane ve Konak üçgeninde kalan 270 hektarlık tarihi alan uzman ellerde milim milim, ilmek ilmek çalışıldı.

Stratejik plan yapıldı, projeler çalışıldı,  uygulamaya geçildi.

Şimdi akupunktur tarzı  noktasal iyileşmeler yaşanıyor Kemeraltı’nda.

İyi paranın, kötü parayı kovduğu dönem başladı.

TARKEM murahhas azası Uğur Yüce’yi bir orkestra şefi gibi hayal edebilirsiniz...

Zorlu eserleri seven...

Onlarca enstrüman arasında yanlış sesi derhal fark eden...

Hayata, olaylara kuş bakışı bakar sevgili Uğur Yüce.

Büyük resmi görür...

Uğur Yüce ile şöyle bir kuş uçumu TARKEM’e ve tarihi Kemeraltı bölgesine baktık birlikte...

SİYASİLEŞMEYEN ORTAK AKILTARKEM’in orta ve uzun vadede başarılı olabilmesi için bir takım olmazsa olmazları var. Dünyadaki bütün örnekleri inceledik, bunu başaran insanlar nasıl başarmışlar? Bir “Eski Şehri” (Altstadt) nasıl kalkındırmışlar, nasıl ihya etmişler? Nasıl bir mücevher haline gelmiş, iç ve dış turizme sunulmuş? Hepsinde tartışmasız benzer noktalar var. Hepsinde ortak akılda birleşilen, hiçbir şekilde siyasileştirilemeyen ciddi bir stratejik plan var. Plan ve program dahilinde hareket edenler başarılı olmuş. İzmir’in benzerlerine Prag, Budapeşte, Lizbon gibi Avrupa şehirlerinde rastlanan “Eski Şehir” konsepti ile tanışması gerekiyor. İzmir’in markalaşma sürecinde kentimizin tarihi değerlerine sahip çıkmak,  itibarını ve ticari potansiyelini artırmak, elimizdeki hazineyi gün ışığına çıkarmak gerekiyor.

BAŞKAN KOCAOĞLU’NUN TEŞVİĞİ

Biz bunun için ne yaptık? İlk önce bunu en güzel yapabileceğine inandığımız Büyükşehir Belediyesi ile çalıştık. Ki bizi bu konuya iten Büyükşehir Belediyesi’dir. Biz bu işe sayın Aziz Kocaoğlu’nun teşvikiyle ve katkısıyla girdik. Öncesinde İlhan Tekeli başkanlığında kentin geleceğini tasarlayan, içinde 60 kişinin olduğu bir heyet vardı. Bu heyet Tasarım Kenti İzmir, İzmir Denizle Buluşuyor, İzmir Tarihiyle Buluşuyor çalışmaları sürdürüyordu. Biz İzmir Tarihiyle Buluşuyor aşamasında devreye girdik. Biz İzmir’in tarihi alanını dünyayla buluştursak dedik. İlhan hoca hakikaten dünya çapında çok değerli bir insan ve bu mevzuda çok ciddi mesai sarfetti. Bir stratejik plan hazırladı, Büyükşehir ve Konak Belediye meclislerinden geçti, kabul edildi. Devlet de zaten bu alanı tarihi yenileme alanı ilan etmişti.

TURİZİM PAYI YÜZDE 2.5’A DÜŞTÜBu alan neresi? Bu alan Konak’tan Basmane’ye, Basmane’den Kadifekale’ye uzanan 270 hektarlık bir üçgen. Bu alan 230’u aşkın iş kolu, 800 bin çeşit ürün, 15 bin iş yeri, 10 bin esnaf-tacir, 75 bin çalışan ile yaşayan muazzam bir yer. Bu bölgeye kent bazında, ülke bazında bakmak lazım. Biz yola çıkarken de son derece üzücüydü tablo. İzmir Türkiye turizm pastasından inanılmaz derecede düşük bir pay alıyordu. Bizim çok şikayet ettiğimiz 5 yıl önce turizm pastası içindeki payımız yüzde 5’ti. Bu 5 yıl içinde ne oldu? 2016 yılında yüzde 3.7’ye düştü, bugün 2017 senesinin ilk on aylık turizm sonuçları açıklandı, İzmir’in Türkiye toplamındaki payı yüzde 2.5’a düşmüş. Yani Türkiye’ye 28 milyon turist gelmiş, İzmir’e 700 bin turist gelmiş. Muğla’ya 1 milyon 350 bin, Kapadokya’ya 2 milyon, İstanbul’a 10 milyon turist gelmiş.

İZMİR’İ PAZARLAYAMIYORUZ

Şimdi zaten o ticareti canlandıracak olan iç ve dış turizm değil mi? İzmir’i n ne iç turizme ne de dış turizme yarım günü aşacak bir sunumu yok. Onun için acenteler “Turisti İzmir’e getireceğim de nereye götüreceğim, İzmir’de ne var” diyor. İzmir’de çok şey var, biz bunu sunamıyoruz. Turizm aslında bir pazarlamadır. Belirli şeyleri alıp mevcut öyküsünü kurgulayıp satıyorsunuz. Dünyada kaç kent var ki tam göbeğinde Agora gibi 2 bin yıllık bir çarşı olsun. Sadece bin metrekare içinde altı sinagog barındırsın. Bu sinagoglardan bir tanesi de 1.600’lü yıllarda Yahudi dünyasında Sabetay Sevi’nin kurduğu sinagog olsun, ayrıca adamın evi olsun. İzmir’in Türkiye’nin turizm pastasından yeteri pay alamadığı ayan beyan ortada. Kemeraltı’nda 19 tane han var, bunlardan 5 tanesi yanyana dizilmiş ama bugün hanlar arası geçirgenlik kalmamış. Ana kapısından bile içeri giremiyorsun, eşyalar yığılı işgal altında. 1470 adet tescilli bina var bölgede, bu bizi çok heyecanlandırıyor.

ECZACIBAŞI: “UĞUR BENİ DE AL...”

Biz 116 tane İzmir’e gönül vermiş insan biraraya geldik. Selçuk Yaşar mesela “Ben hayatımda kimseyle ortak olmadım ama buraya şahsen katılacağım” dedi. Bülent Eczacıbaşı beni İstanbul’dan aradı, “Uğur beni de al” dedi. 116 gönül vermiş insan yetiyor mu? Yetmiyor. Neticede bizim ülkemizde, bu iklimde hiç kimse hiç kimseye karşılıksız bir şey vermeyi bilmediği için... Biz buraya iyi bir şeyler yapmaya geldik dediğimizde kimse buna inanmıyor. Kimbilir arkasında neler yapıyor, gizli ajandaları kimbilir nedir endişesi doğuyor. Bunu körükleyen sözde dostlarımız, siyaset yapanlar zehirleyince... Elinizden alacaklar, yıkacaklar, AVM’ler yapacaklar, malınızı dükkanınızı kaybedeceksiniz diye söylentiler yaydılar.

EKREM BEY EBEDİYEN KALMAYACAK

Ama biz buna rağmen bugün özel sektör payını yüzde 64’e düşürdük. Kamunun payı yüzde 36 oldu. Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi, Esnaf ve Sanatkarlar, Borsa, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İhracatçılar Birliği, Deniz Ticaret Odası katıldı ortaklığa. Bir tek Ticaret Odası yok. O da sevgili Ekrem Demirtaş’tan dolayı. İzmir Ticaret Odası’nın TARKEM’de bir kuruşu yok ama Ticaret Odası’na ayırdığımız yüzde 1 hisse şirkette duruyor. Satmıyoruz, neden satalım. Ekrem Bey orada ebediyen kalacak hali yok ya. Bir aklı başında adam gelecek, Ticaret Odası  TARKEM’e ortak olacak. Bir tane kurucu hisse ve yüzde 1 payı Ticaret Odası için hala saklıyoruz. Onu zamanı gelince Ticaret Odası’na devredeceğiz.

HERKESE TARKEM’İ ANLATIYORUZBunu İzmir hakkında düşünen, fikir yürüten insanlarla paylaşmamız icap ediyordu.  Bugüne dek 87 kurumu ziyaret ettik. Her yere, herkese giderek TARKEM’i anlatıyoruz. İletişim fevkalade önemli. Büyükşehir Belediyesi ile birlikte onların inisiyatifiyle Tarihi Alan İletişim Stratejisi yürütüyoruz. 20 atölye çalışması var. Gidiyoruz, alanda yaşayanlara yüz yüze, birebir ne yapmak istediğimizi anlatıyoruz.  Onların sloganı da, “Benim de bir sözüm var” oldu. Görüşleri, ihtiyaçları, eleştirileri topluyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nde ve Vilayet’te iki icra kurulu var, bu kurullar da çalışıyor. Bir de üst kurul var, Aziz Bey ve Vali Erol Bey’in koyduğu irade var. Bu alanda kimse siyaset yapmayı düşünmüyor, herkes çok büyük çapta ve  ortaklaşa sahip çıkıyor. Vali Erol Bey olaya bölgeye son derece duyarlı, Emniyet Müdürü Hüseyin Bey bu konuda fevkalade duyarlı ve yardımcı. Bölgenin en büyük sorunlarından biri uyuşturucuydu. Önce oradan başlandı, uyuşturucudan tamamen temizlenmek üzere. İkincisi hijyen konusu, burada da ciddi düzelme var.

AKUPUNKTUR ETKİSİ270 hektarlık alan 19 alt bölgeye bölündü. Akupunktur stratejisi yapacağız. Batılılar buna “hotpoint” diyorlar. Bakıyorsunuz bazı yerler iyileştirilirse çevresine de sirayet ediyor. Bunun çok güzel  örneklerinden biri Kızlarağası Hanı. Kızlarağası Hanı kendi içinde düzenlendiği için aynı zamanda Hisar camii ve çevresindeki sokakları da etkiledi, canlandırdı. Buna akupunktur etkisi diyoruz. TARKEM’İ TARKEM yapan aynı zamanda bir etik sözleşme var. “Bu alanın tarihi dokusuna sadık kalacağıma söz veririm diyor” orada. Başkaları o bölgeye girmekten çekinse bile akupunktur etkisi için biz oraya giriyoruz.

RESTORASYON BAŞLIYOR

Dönertaş’ın karşısındaki Tevfik Paşa Konağı örneğin bir mücevher. Kestelli  yokuşu üzerinde Yusuf Rıza Okulu vardı. Bizim çocukluğumuzda çok ünlüydü, Türkiye’nin ilk anaokulu, ilk öğrenci servisi çalıştıran okul. Adnan Menderes okumuş, Saraçoğlu okumuş. Orası maalesef yıllar içinde çöküntü alanı olmuş ve yıkılmış. Şimdi bir arsa ve otopark olarak kullanılıyor. Sahibini bulduk, hayat bu hiç belli olmuyor, peygamber gibi bir adam çıktı. Yusuf Düvenci Bey ile birlikte bir şirket kurduk, arsasını ayni sermaye koydu. Sonra yanında 700 metrekare bir yerim daha var, onu da ilave edelim dedi. Biz de orada Yusuf Rıza Tasarım Geliştirme Merkezi yapacağız. Bizim için bölgeye başta üniversiteler ve talebeler olmak üzere nitelikli insan çekmek önemli. Burada bir tasarım geliştirme bölgesi yapmak istiyoruz. Yanda tarihi evlerden birisini de satın aldık, restore ederek kendi şirket merkezimizi oradan  yürüteceğiz.

KORTEJOLAR GENÇLİK OTELİ OLACAK

Önem verdiğimiz bir konu da sayısız eski Yahudi aile evleri var. Kortejo deniyor bu evlere, kort bahçe demek. Bir avluya bakan odalardan oluşan yapılar. Dar gelirli insanların yaşadığı yerler. Bu alandaki kortejolar virane halinde, yıkılmış, çöp deposu  olmuş. Bunlardan biri Agora’nın tam karşısındaki Mavi Kortejo.  Onu satın aldık, projesi bitti. Orada bir gençlik konaklama merkezi yapacağız. İlla talebe yurdu gibi değil, sırt çantasıyla gelen genç turistlere de açık olacak. Çok güzel bir ortak kullanım olacak. Şimdi ikinci ve üçüncü kortejoların peşindeyiz. Hep aynı prensipte düzenleyeceğiz. İzmir’e her sene 2.800 – 4.000 yabancı talebe geliyor. Bunların yüzde  10’u doğru dürüst bir yerde kalmak istiyor.

AÇIKHAVA MÜZESİ GİBİGelecekte her şey dijital olacağına göre bölgenin alt yapısını düzenlemek gerekiyor. Ücretsiz internet olacak, şu anda Kızlarağası Hanı civarında bedava internet ağı var. Hedef bütün tarihi alana bu alt yapıyı yaymak.  Bu alanda 300 tane mutlak surette görülmesi  gereken yerlerle ilgili bir bilgi bankası oluşturuluyor. Sen daha yaklaşırken cep telefonundan sana anlatmaya başlayacak,  “Şimdi Salepçioğlu Camii geliyor, sol tarafta Kestane Pazarı var...” diye. Modern müzecilik anlayışıyla açıkhava müzesi gibi olacak. Bir diğer konu bölgenin  lojistik sorununu çözmek. Mal girdisi, çıktısı çok zor. Bazı yerler trafiğe kapalı, esnafın işinin kolay çözülmesi lazım. Kargo kamyoneti giriyor, iki saatte çıkamıyor. Bunları organize edeceğiz, bununla ilgili bir lojistik şirketi kuracağız. Bütün kargo şirketleri isterse ortak olacak. Sorunlar bununla da sınırlı değil, otopark problemi var, kreş problemi var, tuvalet problemi var hepsini çözmeye çalışıyoruz.

İYİ PARA KÖTÜ PARAYI KOVUYOR

Bölge insanıyla yaptığımız toplantılar çok samimi geçiyor, ne dediklerinin farkındalar çünkü orada yaşıyorlar. İlk söyledikleri biz devletin varlığını görmek istiyoruz diyor. Güvenlik ve işgaller konusunda acayip şikayetler var. Adam benim dükkanımın önüne mal koyuyor, o koymasın diye ben mal koyuyorum, ticareti kaldırımda yapıyorum diyor. Herkes bir asayiş ve düzen istiyor. Tabelada, tentede bunu istiyor. Alt yapı çok ciddi bir ihtiyaç, güvenlik öyle…  Mafya ciddi bir problem olarak ortaya çıkıyor. Sadece otoparklar değil, girişler çıkışlar kapılar sokaklar her yer işgal altında. Bunların temizlenmesini istiyorlar ve temizlenmeye başladı. Akupunktur tedavisi zor bir süreç ama başarıya ulaşıyor. Ekonominin kendi kuralları işliyor. İyi para geliyor, kötü parayı kovuyor.

LÜTFEN SATMAYIN, SIKIN DİŞİNİZİ...Biz esnafın içindeyiz, TARKEM’in ofisi Abacıoğlu Han’ın içinde. Biz esnafla beraberiz, kötü niyetli insan değişmez o nedenle biz onlarla mücadele etmiyoruz. Bize mülkünü satmak için başvuranlar oluyor, satma diyoruz. “Satma, sık dişini” diyoruz. 100 küsur ortaklı Arap han var, satmak istiyorlar. Bize haber verdiler, gittim “Ne olursunuz ve lütfen satmayın. Çünkü burası bir mücevher, biz sizin sorunlarınızı çözeceğiz. Belki üç dört sene sürecek ama malınız çok değer kazanacak. Ne olur dayanın” dedik. Şimdi yolda karşılaştığımızda her biri “Allah senden razı olsun” diyor. Beş yıllık icraatımız ortada çünkü.

25 KURUŞ KAZANIRDIK

Aslında beni tanımıyorlar ama onlara diyorum ki, ben de Şehit Fethi Bey İlkokulu’nda okudum.  Biz Bayraklı’da oturuyorduk, annem Noter’di.  Noter Kemeraltı’nın göbeğinde eski belediyenin yanındaydı. 1948 – 50’lerde Bayraklı’ya gitmek o kadar kolay değildi. O nedenle Bayraklı’dan şehre taşındık. 1950 yılında İzmir’de sadece üç tane apartman vardı. Basmane Garı’nın karşısında Toros Apartmanı, Bit Pazarı’nın karşısında Aydın Apartmanı, bir de Göztepe’de Anadolu Apartmanı vardı. Biz Aydın Apartmanı’na taşındık. Annem babam çalışıyor, öğleden sonra saat üçte okul bitiyor çantayı eve attığımız gibi sokağa çıkıyoruz. Yılmaz Vardaroğlu’nun babasından tanesi 22.5 kuruştan, 10 tanesi 225 kuruşa çikolata alırdık. Şekercilerin içinden geçip Altuniye meydanına gelinceye kadar tanesi 25 kuruşa  çikolata satardık, bize de 25 kuruş kalırdı. Bir saat içinde 25 kuruş, zaten Yeni Sinema girişi 25 kuruş, İnci Sineması 25 kuruştu...

KIRMIZI YUMURTA OYUNU

Kırmızı yumurta arabaları vardı. Katı yumurtayı kırmızıya boyarlar, tokuştururlar kim kiminkini kırarsa o alır. Yumurtacı da parayı alır. Böyle eski bir oyun vardı, bu yumurta oyunu için fuara giderdik. Hayvanat Bahçesi’nde ligorin tavukları vardı. Ligorin yumurtası hem sert, hem de büyük olur. İki üç ligorin tavuğu yumurtası alır, evde kırmızı soğan kabuklarıyla onu haşlayarak boyarsın. Ceketinin cebine koyar yumurta arabasının yanına yanaşırsın. Arabadan yumurta seçmek diye bir ritüel vardır, tık tık tık dişine vurursun. Çıkarttığı sese göre kalınlığını anlarsın, kim kırarsa ötekinin yumurtasını alacak ya… Denerken çaktırmadan cebindekini çıkartırsın onu seçmiş gibi yaparsın. Bir ligorin yumurtası 7 ile 10 yumurta kırar, yumurtanın tanesi 10 kuruştur. Yumurtacı kırılmışını 7.5 kuruşa geri alır. Dolayısıyla bir ligorin yumurtasıyla çok rahat bir şekilde 45  ile 60 kuruş kazanman mümkündür. Oranın ekonomisi buydu (gülüyor)… Çocukluğumuzda Mezarlıkbaşı’nın çevresinde, kuyumcu çarşısının girişinde böyle  para kazanıyorduk.

TASARIM KOOPERATİFİ KURULACAKBu tarihi alan bu kadar ihmale layık değil. Bizler kişisel çıkar peşinde değiliz İzmir’in çıkarının peşindeyiz. Kemeraltı’nın değer kazanmaması mümkün değil. Biz Kemeraltı’nda adeta gergef işliyoruz. Işığı görüp tamamen bizim felsefemizde restore etmek üzere  yatırım yapanlar var Kemeraltı’na, buna çok seviniyoruz. Biz Kemeraltı’nın tarihi dokusuna sadık kalarak yaşamasını önemsiyoruz, sahip olduğu çeşitliliği koruyarak yaşamasını önemsiyoruz. Şu anda üniversitelerle üç alt bölge çalışıldı, bütün Agora ve havralar bölgesi, bütün ikinci Anafartalar bölgesi ve bütün Kestelli bölgesi çalışıldı. Sadece buradan elliye yakın sosyal kültürel proje çıktı.

Örneğin Hatuniye Meydanı’nda caminin hemen karşısında bir kültür merkezi yapılacak. Agora’nın kapısı değişecek, Tevfik Sarı Sokak’tan aşağı alınacak çok katlı otoparkın yanına gelecek, otobüslerin park edebileceği alan açılacak. Agora çevresinde metruk binalar var oralarda sosyal projeler yapılacak. Agora’nın hemen karşısında Mumcuoğlu binası var. Onu 17 yıllığına kiraladık, o binayı bir tasarım atölyesine dönüştürmek istiyoruz. Bu çalışmalarla Kemeraltı’nın markalaşmasını sağlamak istiyoruz. Tasarım kenti İzmir anlayışıyla birlikte bir tasarım üretim kooperatifi kuracağız. Bütün tasarımcıları davet edeceğiz, çıkan ürünleri bütün Türkiye’ye dünyaya yayacağız.

TARKEM’İ HALKA AÇIYORUZ2018 yılında bir kereye mahsus herkesi nominalden TARKEM’E ortak olmaya davet edeceğiz. İsteyen bin lirayla gelsin, isteyen 10 bin lirayla gelsin. Hissedar olacaklar. Sonra da iki yıl içinde şirketi halka açacağız. TARKEM halka açık son derece saydam, kurumsallaşmış bir şirket olacak. Sadece İzmir’in gelişmesi için iyileşmesi için bağışta bulunmuyorum, ticari bir şirkete ortak oluyorum diye anlayacak. Şirketi her geçen gün daha değerli hale getiriyoruz. Sağlıklı bir şekilde büyüyecek, serpilecek. Ülkeye de kazandıracak, ortaklarına da. Ben inanıyorum ki biz iyi niyetimizi ispatladıkça, insanların üzerindeki manevi baskıyı artırdıkça buraya üniversiteler de gelecek, bazı bölümlerini de taşıyacaklar. İnsan dokusu gittikçe iyileşecek, yenilenecek. Kemeraltı akşam 24.00’e kadar yaşayan bir yer olacak, sonunda kazanan Kemeraltı ve İzmir olacak.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Halil tataş
 4 Şubat 2018 Pazar 17:54
Agbi allah yardımcınız olsun tabini bu cümle kılasik abacıoglunda sizi dinlemek isterim saygılar
 Prof.Dr.Murat Tuncay
 16 Ocak 2018 Salı 08:15
Uğur Yüce ve öne destek veren tüm Uzmirseverleri şükran duygularıyla alkışlıyorum.Kemeraltı Ne sanat anlamında neler katabiliceğimiz konusunda projeler üretiliyor mu acaba? İnsanları bir yere çeken en başarılı proJeleri Sanat aktiviteleri destekler çünkü
 Murat tuncay
 16 Ocak 2018 Salı 08:07
Uğur bey ve ona destek veren tüm değer bilir İzmirseverleri şükran duygularıyla alkışlıyorum
 Nese Ors
 15 Ocak 2018 Pazartesi 21:21
Beyler sokaklari ele alindimi yapilacak calismalar basarili olacagina inaniyorum
 Ayşe
 15 Ocak 2018 Pazartesi 16:03
Başarınızın devamını bekliyoruz yazarında çok güzel anlatımıyla yapacaklarınıza inanıyorumallah kolaylık versin Ayşe
 TURGUT TOKUŞ
 14 Ocak 2018 Pazar 18:01
Değerli dostum UĞUR YÜCE ne mutlu İzmire senin gibi bir LİDERLERİ var ve ne mutlu sana. İZMİR gibi çağdaş bir halkı ve Yöneticileri olan bir ortamın var. Kutluyorum. Temennim bu örneğin ve başarının yurdun diğer yerlerinde de uygulanması ve gençlere örnek olması
 Sevgi Postoğlu
 14 Ocak 2018 Pazar 13:26
Değerli büyüğümüz Uğur Yüce ve ekibinin bu değerli çalışmalarını hayranlıkla kutluyorum..
 Yusuf R.Düvenci
 14 Ocak 2018 Pazar 07:47
Uğur bey ve proje arkadaşlarına Kemeraltı çevresindeki tarihi dokuya katkılarından dolayı bir İzmir tutkunu olarak teşekkür ederim. Böyle bir projenin parçası olma da ayrı bir gurur??
 Emin Tüfekçiler
 12 Ocak 2018 Cuma 17:03
Değerli dostum Uğur Yüce,nin el atıpta başaramadığı hiç bir şeyi hatırlamıyorum. Bu konuda da kısa süre içinde çok güzel sonuçlar alacağına inanıyorum. İzmir de özellikle 50 li - 70 li yıllarda gençliği geçmiş herkesin Kemeraltı ile ilgili unutulmaz çeşitli anıları vardır. Bu yönüyle böyle bir proje 10 binlerce kişinin yakından takip edeceği bir proje olacaktır. Başarılar dileğimle saygılarımı sunuyorum
 Ali Nail Kubalı
 12 Ocak 2018 Cuma 13:49
Uğur Yüce ve arkadaşlarının çabalarını kutluyorum! Başarılı olmalarını yürekten diliyorum!
Diğer Röportajlar
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz