MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Kılıçdaroğlu makûs talihini yeniyor mu?
Tayfun MARO
YAZARLAR
25 Nisan 2019 Perşembe

Kılıçdaroğlu makûs talihini yeniyor mu?

Son yerel seçimlerle birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakaladığı çıkış ve bu süreci yönetiş biçimi bana François Mitterand’ın uzun yılar muhalefette verdiği siyasal mücadelenin ardından 1981 yılında seçimleri kazanışını hatırlattı.

Mitterand, 1965 seçimlerinde, (FGDS) Demokratik Sol ve Sosyalist Federasyon adayı olarak De Gaulle’ün karşısında aday oldu. FGDS ve FKP’nin desteklediği Mitterand oyların %45’ini aldı.

FGDS ve FKP, Şubat 1968’de, Mitterand’ın öncülüğünde, “ortak hükümet programı” hazırlama konusunda bir mutabakata vardı. Ne ki Mayıs 68’de ortaya çıkan siyasi ve sosyal olaylar, bu programı ve ittifakı ortadan kaldırdı.

Mitterand, 1946’da başlayan siyasal yaşamında, uzun yıllar muhalefette kaldıktan sonra nihayet 1981 yılında Cumhurbaşkanı oldu. Ve Eylül 1992’ye kadar görevde kaldı.

Yukarıdaki kısa bilgiden de anlaşılacağı gibi benzeşen iki dönem var;

Birincisi, Mitterand, uzun yıllar muhalefette kaldıktan sonra, müzmin bir muhalif olarak benimsenmişken iktidara geldi.

İkincisi, ittifak oluşturulmasına ve ortak program hazırlanmasına önayak oldu.

Türkiye’de de ittifakın iktidar yolunun açılmış olması, ortak program etrafında bir araya gelme koşullarının olgunlaşması ve Fransızların yarı başkanlık sisteminin, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı sisteminde revizyona ilham verme ihtimali, bende böyle bir çağrışım yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ittifak sürecini iyi yönettiği gerçeği, iktidar çevrelerinde de kabul görüyor; iktidar yolunu açtığına dair öncüller ortaya çıkmaya başladı.

Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’ta uğradığı saldırının öncesi ve sonrasındaki gelişmeler, bu saldırıyı sıra dışı bir konuma taşıdı;

Öncesinde, Kılıçdaroğlu ittifak sürecini başarıyla yönetti ve metropollerde seçimleri kazandı. Bu yolun iktidara gittiği kimsenin meçhulü değil.

Sonrasında, Kılıçdaroğlu zafer kutlamaları yapmaktan özenle kaçındı ve toplumun bütününe seslenerek geniş bir mutabakat arayışına girdi.

Nitekim Erdoğan da “Türkiye ittifakı” diyerek pozisyon aldı.

Bahçeli ise, Cumhur’dan başka ittifak tanımayacağını söyledi, beka meselesine vurgu yaptı.

Ve bu açıklamaların hemen ertesinde, Kemal Kılıçdaroğlu saldırıya uğradı; Çubuk vakası.

Bu meşum saldırıya verilen tepkilerin arka planı bir şeyi görmemizi sağladı;

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönettiği ittifakın başlattığı iktidar yürüyüşü, Cumhur ittifakında panik yarattı. Cumhurbaşkanlığı makamının el değiştirme ve sistemde revizyon ihtimali, Erdoğan ve Bahçeli’nin kimyasını bozdu.

CHP, yeni bir toplumsal mutabakat için çağrı yapıyor. Mutabakat zemini islami değil, seküler olacak. Bu çağrı son derece belirleyici bir siyasal tutumu işaret ediyor.

“AKP’nin içine kadar uzanan uzlaşma arayışları, Kılıçdaroğlu’nun öncülüğünde yol alıyor” algısı giderek güçlenirken, iktidar bloğunda da karşılık buluyor.

Kıyamet alametleri…

Tabii ki söz konusu gelişmeleri dış dinamiklerin etkisini hesaba katmadan doğru anlamak pek mümkün değil. Erdoğan yönetiminin tercihleri sonucu Doğu-Batı hattında oluşan gerilimi görmezden gelerek içerdeki iktidar mücadelesinin ahvalini doğru okumak ne mümkün!

Şimdilik görünen o ki “Küçük Adam” büyük adımlar atmaya başladı ve iktidar bloğunda gedikler açıyor. Öyle yumrukla, tekmeyle de durdurulacak gibi değil.

Not: Madame Mitterand’ın PKK hamisi olduğunu ileri sürerek yazıyı amacından saptırmak isteyen malumatfuruşlardan ricamdır; yorum yazarak zorlamayın, konuyla ilgisi yok.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 REİS
 30 Nisan 2019 Salı 00:55
YAV HOCA BUKADAR YAZDIKLARINDAN SONRA ŞUNU SORMAK İSTERİM,CUMHURBAŞKANLIĞINA BU ZAT NİYE ADAY OLMADI
 Sarı Çizmeli Memed'A
 26 Nisan 2019 Cuma 16:16
Anladım Sn.MARO... Yanıtınız için tşk ederim. Saygı bizden...
 Cumhuriyet
 26 Nisan 2019 Cuma 08:12
Cumhuriyetimiz sekuler ve demokrarik olacaksa bu yine CHP ilenolacaktir .syn Kilicdaroglu nun iktidar yurusu oyle kokay bir olgu degil aksine uzun calismalarin sonucu olmustur : parti de koklu degisimler tabandan baslatilmis tum secimlerde tabanin sectigi adaylar ile yola devam edilmis kisaca parti once kendisi demokratik bir yapiya gelmistir. diger partilerde adaylar tepeden inme yontemle belirlenirken CHP de tum adaylar tabanda belirleniyor ,kisaca CHP toplumda hem ciddi karsilik buluyor hem de iktidara emin adimlarla yuruyor,bu yuruyusu arik kimse durduramaz ,toplum bunu cok iyi gormeye bunun onemini anlamaya basladi artik.
 T. Maro
 25 Nisan 2019 Perşembe 19:06
Sayın Memed'A Türkiye'de ortak program yapılmış değil. İttifakların ortak program yapmasının gereğini işaret ettim. Hepsi bu... Böyle bir girişime kimin öncülük ettiği de önemli değil; ne söylediği ve nasıl söylediği önemli. Saygılarımla.
 Sarı Çizmeli Memed'A
 25 Nisan 2019 Perşembe 13:20
Mitterrand’ın ortak programı, kapitalist toplumu sağaltmak amaçlı devrimci sayılabilecek birtakım önlemlere/değişimlere/yeniliklere yer verdiği için Fransız sağından soluna kadar tüm kesimlerin desteğini aldı ve kendisini iktidara taşıdı... Peki bay kemal, "tüyü bitmemiş yetim hakkı" benzeri sağ literatüre ait kahvehane söylemlerinden başka ne koyuyor ki/koyabiliyor ki ortaya?...Hiç! Öyleyse geçiniz Sn.MARO, "küçük" de olsa "adam" olmak öyle kolay değil.
 Lombak-Campanella
 25 Nisan 2019 Perşembe 12:07
Ülkemizde güneş enerjisini yeterli düzeyde kullanmıyoruz. Güneş santralleri artırılmalı.
 kemal kılıç
 25 Nisan 2019 Perşembe 10:45
Bu seçimde ittifak mı başarılı olmuştur yoksa akp ve erdoğan mı başarısız olmuştur. öncelikle bunun tespit edilmesi lazım değil mi.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz