MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Kuralsızlığın, keyfiliğin aleniyeti
Tayfun MARO
YAZARLAR
22 Mayıs 2019 Çarşamba

Kuralsızlığın, keyfiliğin aleniyeti

Türkiye’de herşey bir otokratın arzusuna göre şekilleniyor. Yasaların, yönetmelik ve tüzüklerin, bütün kurum ve kuralların işleyişi, Saray’ın işaret ettiği doğrultuda gerçekleşiyor.

Seküler toplum, keyfi işleyişi mümkün kılan yeni yönetim sistemine karşı çıkıyor. Ve bu nedenle, seküler toplum, yönetim tarafından sistemin dışına itiliyor; verdiği oyun, söylediği sözün, taleplerinin, iktidar indinde bir değeri, bir karşılığı yok.

Endişeye mahal var; Türkiye’yi Doğu-Batı hattında fiilen bölen şarklı akıl hiç durmuyor.

31 Mart yerel seçimleri gösterdi ki demokrasiden sonra seçim sistemi de işlemez duruma getirilmiş. Demokrasi ve seçimler sadece bir gösteri olarak mevcut.

Son seçimde, seçmenin sandığa attığı zarfa koyduğu dört oy pusulasından üçü geçerli, biri geçersiz sayıldı. Ve bu gerekçeyle salt Büyükşehir Başkanlık seçimi iptal edildi.

Hâlbuki seçimlere yapılan itirazlara konu olan şikâyetlerin, yıllardır yapıla gelen uygulamalar, görmezden gelinen hatalar ve seçim hilelerinden ibaret olduğu biliniyor.

İstanbul’un elden gittiğini gören iktidar, yıllardır düzeltmekten imtina ettiği aksaklıkları öne sürerek seçim iptal ettirdi. Sırf mızrak çuvala sığsın diye, YSK tam 200 sayfa gerekçe yazdı.

Geçen yıl yapılan seçimde, Erdoğan, “atı alan Üsküdar’ı geçti” diyerek, benzeri ihlal iddialarına sırt çevirmişti. Bu tutumun kısa ve açık tanımı; çifte standarttır.

Nicedir, kuralsızlığın ve keyfiliğin olağanlaştığı gündelik hayatımız, günübirlik alınan kararlarla oraya buraya savruluyor. Normları çöken kamusal alanın, iktidarın ihtiyaçlarına göre örgütlendiğini gösteren çok fazla karar ve uygulama var.

Hazin ama gerçek; Kural çiğnemek bu ülkede bir defo değil. Aksine, kural çiğnemek, bir kalite olarak kabul görüyor.

Haliyle, kuralsızlıkla barışık toplumun çocukları da başarıyı böyle bir dolaşımın içinde arıyor. Değil mi ki kural çiğnemeyi bilen çocukların “adam olacağına dair” güçlü bir önkabul var.

Çağdaş normlarda bir hayat inşa etmek için, demokrasiyle yönetilmek için, her şeyden evvel, kural tanıyan insanların çoğunlukta olduğu, yurtseverliğin olağanlaştığı, aklın ve vicdanın lüks olmadığı bir topluma ihtiyaç var.

Kural tanımayan, akıl ve vicdandan yoksun insanların köşe başlarını tuttuğu koşullarda, ancak “mış” gibi yapabildiklerine tanık oluyoruz; Demokratmış gibi nutuk atıyorlar… Haksızlıktan veya haramdan korkarmış gibi yapıyorlar… Adalet varmış gibi yapıyorlar… Dürüstmüş gibi davranıyorlar… Solcuymuş gibi yapıyorlar… Emperyalizme karşıymış gibi nutuk atıyorlar…

Dibe vurmamıza az kalmıştı. Bir kere daha, ülkenin zor zamanlarında, kuralsızlığın ve keyfiliğin zirve yaptığı bir anda; itilen kakılan, aldatılan, yoksullukla teslim alınan sessiz kalabalıklar ses verdi.

İyi insanlar bir araya geliyor. Kötülerin bozduklarını düzeltmek için…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 22 Mayıs 2019 Çarşamba 19:34
Türban ayrıştıcı unsur olmaktan çıktı. Atlantikçiler yeni kutuplaştırma konuları arıyor. Ama yok. Yolun sonundasınız.
 Sarı Çizmeli Memed'A.
 22 Mayıs 2019 Çarşamba 13:38
... Ve dindarmış gibi yapıyorlar; allah'a, peygamber'e, kitap'a inanırmış gibi yapıyorlar. En büyük namussuzlukları da bu imiş gibi yapan "insan(!) türü" üretiyor.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz