MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sakın durma yoksa düşersin!
Nikolaj HADZIBULIC
YAZARLAR
26 Temmuz 2017 Çarşamba

Sakın durma yoksa düşersin!

Şöyle arkama yaslanayım da ağız tadıyla depresyona gireyim, aşk acısı çekeyim, iki hüzünleneyim diyorum, olmuyor, başaramıyorum. Oysa yengeç burcu insanı olarak, aşk acısı bedenimde doping etkisi yapar ve yaşadığım aşk acısının mükafatı olarak, kariyerimde atılımlar sıçramalar yaparım. Sırf bu yüzden, yani mesleki yararından mütevellit aşk acısını severim. Yengeç burcunun ataları; Sezen Aksu, Yıldız Tilbe ve Deniz Seki’ye de buradan selam ederim.

Sezen Aksu demişken, geçtiğimiz günlerde dünyamızı şereflendirişinin bilmem kaçıncı yıl dönümünde, kendimce kutlama yaptım. Alkolü bininci kez bıraktığım için, kahve içerek tüm diskografisini, özlü sözlerini, röportajlarını şöyle bir taradım. Serde PR’cılık var… Hayata ve insana dair o kadar güzel şeyler söylemiş ki, onun bu hayatı anlamlandırış şekline bakınca, uzun uzun neden yaşadığımı sorguladım. Küçücük dünyama göre biraz fazla hırslıydım, biraz da hızlı ne gerek vardı tüm bunlara?

Sezen diyor ki ‘’aşk acısının yası tutulur amma üç gün amma beş gün... illa ki saygı ister her aşk ve matem bekler bitişi, velev ki tutmadın yasını, gün gelir o yas hiç ummadığın anda tutar seni, kolunu kanadını kırar!’’

Sezen Aksu’nun doğum gününe denk gelen zamanlarda küçük bir kalp kırıklığı ile baş etmeye çalışıyordum ki geçmişimle kıyaslayınca, baya başarılı buldum kendimi.

Şimdi buradan herkese seslenmek istiyorum, çivi çiviyi söküyor arkadaşlar hem de öyle bir söküyor ki inanamazsınız. Bir kalp kırgınlığı mı yaşadın, hemen ardına bile bakmadan olay mahallinden kaçacaksın.

Büyük umutlarla çeyiz düzdün, nişan yaptın fakat yüzükler atıldı hooop havadayken yakalayıp hemen sana gerçekten değer veren başkasına takacaksın. Hayat çok hızlandı, durursan düşersin! O yüzden asla durmayacaksın. E yeni hayat bu, bu bana ağır geldi dersen de köyüne döneceksin.

Tabii sadece özel hayatla sınırlamak da doğru değil bu durumu. İş hayatı da çok uzun zamandır böyle zaten. Özgür ve kreatif zekaya ihtiyaç duyulan mesleklerden bahsediyorum. Örneğin kuaförün yanında işe başladın, önce düz fön çekmeyi öğreniyorsun. Sonra saç kurutma makinasını bacak aranda tutmayı öğren, saç fırçasını sağ ve sol elin arasında ışık hızıyla geçirmeyi ve aynı anda müşteri eğlemeyi kavra, çat dalgalı saç modası gelsin. Baştan başla öğrenmeye…

Bu yüzden hayata neresinden asılacağın mühim. Hangi normlarla hayatını devam ettireceğin de öyle. Hızlı yaşamak ile tüketmek, yavaş yaşamak ile sıkılmak hep kolellektif olgular.

Ya durursan düşeceksin ya da düşünce canının yanmayacağı bir yere gideceksin.

 

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2017 Ege'de Sonsöz