MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Afrin’den sonra…
Tayfun MARO
YAZARLAR
23 Ocak 2018 Salı

Afrin’den sonra…

Afrin’de süren operasyona yüklenen anlamın uluslararası sistemde yaptığı etkinin ne olduğunu önümüzdeki günlerde daha ayrıntılı göreceğiz; ancak içerde yaptığı etkinin şimdiden ortaya çıkan yansımaları sıkıntılı…

Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak için yaptığı sınır ötesi operasyonlardan biri daha yapılıyor. Fakat bu defa, yerli/milli adı altında zuhur eden Türk/Sünni cephesi, görece daha kapsamlı bu operasyona çok fazla anlam yüklüyor. İç siyaset kaygılarıyla olsa gerek...

Öyle görünüyor ki ABD’nin alenen, Rusya’nın örtülü destek verdiği Kürtlere karşı, Türkiye, cihatçı müslümanların hakim olduğu ÖSO’ya destek veriyor.

Ne yazık ki bu milli davaya muhalefet edenin adam akıllı ezileceğine dair algı oluşturan çıkışlar art arda gelmeye başladı. Protesto edeni ezer geçeriz, pişman ederiz… Ya Afrin yıkılsın ya teröristler yakılsın… Afrika’da bile Türkiye için dua ediyorlar… Bunlar, ‘zeytin dalı’ operasyonunun uzantıları…

Ulusal bir meselenin içeride siyasal başarıya nasıl tahvil edilmek istendiğine tanık oluyoruz. Bu niyet o kadar bariz ki CHP’nin tam desteğini açıklaması, yerli/milli cephede adeta yok sayılıyor. Kılıçdaroğlu, Suriyeli Kürtlerin destekçisi olmakla suçlanıyor. Niyet CHP’yi izole etmek olunca...

Karşı çıkmak konusuna gelince;

TSK’nin gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyona salt “savaşa hayır!” diyerek karşı çıkmak sorunludur. ABD bölgedeki çıkarlarının gerektirdiği düzenlemeleri Kürtler ile birlikte gerçekleştirirken, Türkiye’nin olan bitene seyirci kalması beklenemezdi.

Meseleye böyle bakınca, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak için meşru bir hakkını kullanmasını ırkçılık ve faşizm olarak nitelendirmek inandırıcı olmuyor. Güvenlik politikalarının gereğini yerine getiren bir devlete yöneltilen eleştirinin diline özen göstermek gerekir. Nitekim operasyona dair yaptığı açıklamalarda bütün ülkeler dikkatli bir dil kullanıyor.

Bilindiği gibi Ortadoğu’da yüzyıldır taşlar yerine oturmuyor. Belki de böyle olması arzu ediliyor. Batı, Ortadoğu’da kriz yönetmeyi ve belirsizliği tercih ediyor. Dünya pratiği böyle söylüyor.

Oyun büyük olabilir. Satranç tahtasında şu anda yapılan hamlenin kaç hamle sonrasına hazırlık olduğunu bilmiyoruz. Karşı hamlenin de uzun vadede ne olacağını kestiremiyoruz. Süreçleri kim iyi yönetirse o öne geçiyor.

Ortadoğu bir Gayya kuyusudur. Bir kere düşmeye görün, bir daha gün yüzü göremezsiniz. Ve Türkiye sanki yüzyıldır uzak durduğu o Gayya kuyusunda… Meselenin en can alıcı noktası budur. Türkiye’nin Afrin’e girdikten sonra bu sorunlu bölgeden nasıl çıkacağı önemlidir. Sorunu yönetmek ile soruna bulaşmak arasında çok fark var.

Sonuç olarak, bölge halkları kendi içinde bir çözüm oluşturmak için bir araya gelmeyi, konuşmayı öğrenmedikçe, bölge dışı dinamikler belirleyici olmayı sürdürecektir.

Bölge dışı dinamikler dediğimiz, emperyal güçlerdir. Uluslararası sistemin bekası söz konusu olduğunda, aramızdan kaç kişinin ve kimlerin öleceği, emperyal güçlerin umurunda değildir.

Yine benzer koşulların yaşandığı yirminci yüzyılın başında, iki Dünya savaşında, yaklaşık 100 milyon insan öldü. Sistem benzeri bir periyoda girmiş durumda…

Dünya’yı birbirimize çok görmek marazi bir durumdur. Önce bu hastalıklı durumdan kurtulmak gerek. Yani muktedirlerin önünde diz çökmekten vazgeçmeli ve insanın değerine inanmalıyız.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 23 Ocak 2018 Salı 21:09
Fırat operasyonunda da bataklığa girmeyin demişti CHP. Ne oldu? El babta bataklık yokmuş. Her şey yolunda. Chp, iyi parti güven vermiyor. Moral bozuyor bozgunculuk yapıyor. Halk asla bunlara itibar etmiyor. Halk ordu devlet başarılı terör operasyonlarını sürdürüyor. Bölgede istikrarı pekiştiriyor.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2024 Ege'de Sonsöz