MENÜ
İzmir 14°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Gıda güvenliği mümkün mü?
Harun ÖZDEMİR
YAZARLAR
6 Eylül 2018 Perşembe

Gıda güvenliği mümkün mü?

Farkındaysanız bu aralar güvenli gıda ve türevleri üzerine yazıyorum. Yazacak konu bulamadığımdan değil; güven duyabildiğim ürünlerle bir sofra kuramadığımdan ben de yazarak dertleşiyorum.

Güvenli gıda konusu öyle bir noktaya geldi ki, geri dönüşü sanki mümkün olmayacakmış gibi.

Yaşadıklarımız şaka gibi!

Ne şaşıran var, ne de gülen!

Ne demek arkadaş, 2006’dan beri yerli tohumu almak ve satmak suç!  

Bir tepki varsa o da solculardan! Türk milliyetçileri ve İslamcılar derin uykuda! Bazıları da daha büyük sorunlar yanında bu devede kulak diyor!

Bizler düvel-i muazzama ile uğraşırken sen dikkatlerimizi dağıtmaya çalışıyorsun ki, bu da hoş olmuyor, diyorlar!

Tarımsal ürün desteği sadece yurt dışından ithal edilen tohumlara veriliyor. Tam da düvel-i muazzama ile savaşa destek verelim derken 2018’de bu karar alınıyor!

Bu da yetmiyor; ABD’den ithal edilen tarım ürünlerinde gümrük vergisi sıfır oluyor!

Hani düvel-i muazzama ile savaşın eşiğine gelmiştik?!

ABD, düvel-i muazzama listesinden ne zaman çıkarıldı da bizim haberimiz olmadı?!  

Bugün artık Türkiye’de ekilen ve pazara sürülen ne kadar sebze ve meyve varsa bunların ya tohumu ya ilacı ya da gübresi Dolar ve Euro ödenerek alınabiliyor.

Döviz yoksa bu da yok!

Anlayacağınız bir dolar uğruna, Batı başkentlerinde attığımız taklaların onur kırıcı bir tarafı yokmuş gibi, her şeyi dışa bağımlı hale getirdik.

Ne ağlayan var, ne de gülen!

Ne şaşıran var, ne de çözüm arayan!

Demem o ki, necip Türk milleti nelere duçar olmuş da farkında değil!

Kahvaltı sofraları işgal altında!

İş o noktaya vardı ki, gün boyu tükettiğimiz ekmek hakikaten zehir saçıyor. Bu milletin olmazsa olmazı olan ekmek bu durumda.

Osmanlı’dan beri ürün veren asırlık zeytin ağaçları ne kadar katledilebilirse katledilsin hala bütün doğallığı ile ürün vermeye devam ediyor.

Ne yazık ki, zeytinin bir an önce olgunlaşması için paslı teneke değil; daha kötüsü kimyasallarla hızla olgunlaştırılan zeytinler hızla satışa sunuluyor. Biz de kimyasallarla olgunlaştırılan zeytinleri bi güzel glutenli ekmekle tüketiyoruz.

Yarasın!

Öğlende ne yersek yiyelim, ister etli ister etli sebzeli, isterseniz bakliyatlı… Bu ürünlerin tohumlarının tamamı GDO’lu yani genetiği değiştirilmiş…

Etler ise tam bir facia!

Yemeğin yapımında kullanılan yağ ve salçanın genetiği değiştirilmiş ürünlerden yapıldığını bilelim!

Kendi çiftliğinizde yemek için ürettiğiniz tereyağı varsa ona eyvallah!

Ama marketten aldığınız tereyağını kullanıyorsanız bilin ki yağın yapıldığı süt, antibiyotik, hormonal ilaçlar ve GDO’lu yemlerle şişmanlatılmış hayvanların sütü. Bu nedenle aynı tehlike süt ve süt ürünü tereyağı, yoğurt, peynir, ayranda da var.

Öğün aralarında ne yerseniz yiyin, ne içerseniz için bir tane güvenli gıda bulamazsınız!

Sakın doğal su konusuna girmeyin!

Piyasada satılan ambalajlı suyun %88’i arıtılmış artezyen sularından oluşuyor. Çoğumuzun içtiği “kaynak sular” bunlar!

Gün içinde bu şekilde beslenen vatan evladı, benzer tarım ürünleri ile akşam da yedikten… bir iki avuç Çin çekirdeği çıtlattıktan sonra yorgun bir şekilde bir sonraki güne uyanmak için uykuya dalıyor.   

Sormak lazım:

Bilim bu kadar mı gelişti ki; bir gram süt kullanılmadan su ve kimyasallar desteği ile yoğurt, peynir, tereyağı, ayran üretilebiliyor!

Hani cehalet öldürür; bilim yaşatırdı?!

Bu sloganı ters mi çevirmemiz gerekiyor:

Bilim öldürür; cehalet yaşatır, diye!

İş öyle bir noktaya vardı ki, eksek de diksek de şimdilerde yaptığımız gibi ithal de etsek zarardayız,… ziyandayız... sonumuz vahim!  

Hem maddi hem de sağlık olarak büyük tehlike altındayız.

Bilelim ki artık “biyolojik savaşın” çaresiz hedef kitlesiyiz!

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Mustafa Kaymakçı
 8 Eylül 2018 Cumartesi 12:08
Değerli Özdemir, Yazınızı ilgiyle okudum. Biraz umutsuzluk içeriyor. Elbette gıda güvenliği söz konusu olabilir. Ancak bunu sağlamak için tarım ve gıda politikalarımızda önemli değişiklikler yapmak gerekiyor. En içten dileklerimle.
 şefik kayhan
 7 Eylül 2018 Cuma 10:04
Köyle irtibatımızı kesersek sonuç bu olur...Çare köye dönüş ...50 yaşında emekli biri kahvede hayatını tamamlıyor...gençler haftada bir gün köye gitmiyor...köyünde kendi etini sütünü yoğurdunu yapmıyor...netice bu...köydekiler hayatını yaşamak için köyden kaçıyor...bu halimize de şükür..daha berbat günler de gelebilir...
 Yekhan GÜLDAMLASI
 6 Eylül 2018 Perşembe 13:30
Çok doğru. Herkesin bu konuda duyarlı olmakla kalmayıp birşeyler yapması gerekir (tepki göstermesi -sosyal medya, eylem vb - gibi).
 Sevil Kahraman
 6 Eylül 2018 Perşembe 10:47
Bu dünyaya tek geldiğini ve dünyanın seninmi olduğunu sanıyorsun?”Dünyan” senin ama” Dünya” hepimizin ve dikkatli yaşamak zorundasın!KANUNlara uymalısın!Uymayanları uyarmalısın!Doğru olmalısın,dürüst olmalısın.Sen benim hakkıma giremezsin,beni bırak kendi çocuğunun hakkına giremezsin.Boşuna demiyorum ve boşuna öğrenmiyorum KANUN un Enstrümanını bile,,,KARDŞİM bak;biraz duyarlı ol,biraz uyaran ol,biraz özenli ol,biraz öğrenir ol,biraz düzgün konuşur ol,biraz çabalayan ol,biraz çalışan ol,biraz düzelten ol,biraz SESİN çıksın.Sen yoksa “YOK”musun?Yoksa “VAR”mısın?Bak “VAR”ol,Çünki bir daha hep “YOK”olacaksın zaten...?????????????? Değer verdiğim derinlikte bir İlahiyatçı,felsefeci,yazar yazısını da oku bakalım,ne yazmış!!Ben okudum,hepsi doğru ??ve isyan ettim.Saçımı yoldum ve dondurulmuş, köyden aldığım keçi sütünü ocağa koydum,yoğurt yapmak için.??Amasyadan taa,bazen Şileden.Ama nereye kadar.Hadi bakalım nereye kadar..Kanser ettiniz adamı be...??Dimi ama....diye paylaştığım; yazınız muhteşem ve hepsi gerçek.Çok teşekkür ediyor,Harika yazılarınızın devamlarını bekliyoruz...
 Fikret ASLAN
 6 Eylül 2018 Perşembe 10:07
Ne gıdasından bahsediyorsunuz hocam, ben bu ülkede soluduğum havadan bile şüphe duyuyorum ve bu eleştiriyi yaparken aklımdan geçenleri g.t korkusundan buraya yazamıyorum bile. Avukat bir arkadaşımın uyarıları sayesinde sadece bir iki satır eleştiri babında bir şeyler karalıyorum. Eminim ki cankuşum avukat arkadaşım olmasa ben buraya daha neler yazıcam neler. Neyse fazla gevezelik etmeden ve başım belaya girmeden noktayı koyayım.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz