MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Hygge olsun 2018
Hanzade ÜNUZ
YAZARLAR
1 Ocak 2018 Pazartesi

Hygge olsun 2018

2018’e girdik.

İlk saatlerini yaşıyoruz.

O kadar çok umudumuz, isteğimiz, dileğimiz var ki yeni yıldan.

Gözlerini hayretle açmış biraz da korkuyla bakıyor bize muhtemelen.

Altından nasıl kalkacağım bu kadar beklentinin diye tırsmış durumda 2018.

Akla gelebilecek her şeyi istedik kendisinden.

Barış, sağlık, para, neşe, başarı...

Aşk...

Ve mutluluk istedi milyarlarca insan.

Bugün 1 Ocak itibarıyla elinde sonu gelmeyen dilekler listesiyle kalakaldı 2018’cik.

Nereden başlasam diye kan ter içinde kaldı endişeden daha ilk günden.

Kapı eşiğinde durmuş, biz insanlara bakıyor muhtemelen.

Lafta en mükemmel temennilerde bulunup,

Uygulamada en kötü, en saçma, en sevgisiz, en aptal, düşüncesiz ve bencil davranabilen bizlere bakıyor.

Bir eline tutuşturduğumuz temenniler listesine bakıyor, bir de bizlere.

Bir günde birkaç yüzyıl yaşlanmış olabilir 2018 sayemizde.

***

Haksızlık yapıyoruz şüphesiz ki.

Karşımıza aldık 2018’i.

Saydık döktük bütün dileklerimizi...

Lambadan çıkan cin muamelesi yaptık...

Her şeyi sıraladık, istedik istemesine de...

2018 bize ne yapsın acaba...

Barış diyoruz, ötekini istemiyoruz.

Sevgi istiyoruz, kendimizi sevemiyoruz.

Para diyoruz, paylaşmayı bilmiyoruz.

Mutluluk istiyoruz, nefret ediyoruz.

Çevreyi kirletiyoruz, yalan söylüyoruz, çalıyoruz, kıskanıyoruz, öldürüyoruz...

Acaba 2018’in körpe omuzlarına bunca yük bırakacağımıza...

Biz de bir el atsak bu işe...

Kendimizle işe başlasak.

Daha sağlıklı, daha başarılı, sevgi dolu, neşeli ve mutlu olmak için...

Kendimizi de işin içine katsak, yangına su taşıyan karınca misali niyet ve gayret etsek...

2018’den beklentilerimiz daha gerçekçi olmaz mı?

2018’in omuzlarındaki yük hafiflemez mi?

***

Biz gözümüzü 2018’e dikmiş bakaduralım.

Hemen her yıl dünyanın en mutlu ülkesi seçilen Danimarka işin sırrını keşfetmiş.

Mutluluğun keşfine de,

HYGGE demişler.Danimarkalılar’ın kullandığı ve tam net bir tanımı olmayan bu kavram şöyle anlatılıyor: 

“Samimi ortamlar yaratma sanatı”,  

“Ruhun sıcacık hissetmesi” ,

“Tüm dert, sıkıntı ve sinir bozucu şeylerden uzak olma durumu” ,

“Rahatlatıcı ve mutluluk veren şeylerden keyif alma” ,

“En sevdiklerinle birlikte olma...”

Danimarka’da HYGGE oldukça önemli bir kavram ama on şartı gibi bir durum da yok.

Dostlarla ev buluşması, doğada olmak, belki bir kuzine yanan sıcak bir salon, sıcak çikolata, okunacak kitaplar,  iyi bir ses sistemi, rahat mobilyalar,  sıcak şarap, yün çoraplar ve rahat ev giysileri gibi basit, sade ama samimi ortam ve insanlar yeterli oluyor.

***

Kopenhag’daki Mutluluk Araştırma Enstitüsü  hygge ruh haline girmek için önerileri şöyle sıralamış:
- Mumlarla doğal ışık yaratılan bir atmosfer,

- Bilgisayar ve cep telefonundan uzakta yaşanan anı fark etmek, 

- İyi bir müzik, sevdiğiniz bir film, buram buram kokan bir kahve gibi keyifler,

- Evde hiç kimsenin misafir gibi takılmadığı,misafir ağırlama gibi bir havanın yaşanmadığı eşitlikçi ev buluşmaları.

- Hayatımızda var olan  şeylere müteşekkir olma, minnettarlık.

- Rekabetçi, kendini kanıtlamaya çalışan tavırdan, egodan, gösterişten uzak uyumlu davranışlar.- Kasmayan, iddialı olmayan giysiler, rahatlığın öne çıktığı ev aksesuarları.

- Gerginlikten uzak sohbetler, özellikle siyaset ve din gibi tartışma çıkarabilecek konuların hygge ortamında yeri yok.

- Yanyana olabilmek, birlikte ve mutlu hissetme hali.

- Güvende hissetmek, tehlikeden korunduğunu bilmek, sığınak hissi.

***

Bizden ne kadar Danimarkalı olur?

Onu bilemiyorum..

Ama özellikle İzmirliler’in Hygge konusunda doğal bir yeteneği olduğunu düşünüyorum.

Bu Hygge meselesi beni de çok yakından ilgilendirdi ayrıca.

Birkaç yıldır el yordamıyla aynen bu tonda yaşamaya çalıştığım için...

Az insan, öz insan...

Sakin, sade, huzurlu ve rahat ev ortamı...

Az eşya, az kıyafet, az koşuşturmaca...

Çok okuma, çok lezzet, çok anlam peşinde iz sürdüğüm için...

Bu HYGGE meselesi bende cuk oturdu doğrusu.

Şimdi bana 2018’de daha çok Hygge’lamak düşüyor.

O nedenle de yeni yılı,

HYGGE olsun 2018 diye karşılıyorum.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Burhan Ş.
 15 Temmuz 2018 Pazar 17:40
Gerçekten güzel bir yazi
 Aysegül
 10 Ocak 2018 Çarşamba 18:59
Katılıyorum akıllı kızımDilerim 70 lere geldiginde de hepsini gerçekleştirecek gönül enerjin hala var olur.??
 Olcay Sağ
 2 Ocak 2018 Salı 15:27
Güzel öneriler Tatbik etmeye gelince 83 yaşında bazı şeylerin farkındalığınıyeni hissediyorum . Tatbike gelince hiç bir insan kendi kendine yetemezHani meşhur bir sözümüz vardır YALNIZLIK allaha mahsus diye . Toplumuzda en büyük eksik ne yazıki hoşgörüsüzlük . Bazen olmayacak anlarda iraden dışında mutsuzluğa sürükleneniliyorsun . Hayat ne yazıkli çok kısa ,i Açık sözlü ve samimi olanilirsek hem kendimizi hem çevremize huzur dağıtırız Zevkle okudum ,yeni yılda herkese mutluluk şırıngası
 Yesim Yassioglu
 2 Ocak 2018 Salı 11:47
HYGGE O zamannn. Ruhuna kalemine saglikk
 Marilyn
 2 Ocak 2018 Salı 11:14
BA-YIL-DIM!O kadar ince, o kadar içten ve sıcak temenniler ki :) İçimdeki yeni yılda 2017'nin aynısı olacak nasıl olsa hissini hemen dağıttı... Kendime dönüp bir baktım eksik kalan HYGGE'leri tamamlama zamanıdır ;)
 Nesrin Öztüre
 2 Ocak 2018 Salı 09:54
Harika. Urla’da ormanin dibinde nasil yasiyorsun diyenlere kendimi ifade etmeme yardimci oldugun icin cnm arkadasim. HYGGE ‘li yillar.
 Nilgün Artuner
 1 Ocak 2018 Pazartesi 22:08
Sıcacık ve super bir yeni yıl yazısı. Bence de Hygge olsun 2018....
 Gündüz ünuz
 1 Ocak 2018 Pazartesi 22:01
Güzel kızım eline kalemine sağlık çok beyendim. Doğru yazıyorsun
 Hayri Dursunoglu
 1 Ocak 2018 Pazartesi 19:34
Bilmeden HYGGE gibi yasamaya basladik galiba Prenses.Bekliyoruz seni
 Suavi Yardımoğlu
 1 Ocak 2018 Pazartesi 17:28
Özellikle 70''li yıllarda ki İzmir Danimarkalılardan önce bu işi keyfetmiş diyebiliriz. 12 Eylül dönümü ve sonradan görme varsılların İzmir''e pompaladığı lümpen yaşam tarzı bunu örselediyse de eski İzmirliler ve İzmir''e asimile olup bu kentin ruhunu özümseyenler durumu yine İzmirli duruşu lehine çevrilebilir. Yoksa bizden fersah fersah ilerde olan Bizans için de, bir yol ayrımındaki kentin, bu yeni, karmaşık sadece paranın, siyasi erk ve kutuplaşmanın hakim old.yaşamdan zevk almanın ikinci plana itildiği yoz yaşam tarzına evrilmesi tüm çekiciliğini yitirmesine yol açar. Ardından Bodrum gibi high society yeni adresler aramaya başlar. Bize de kala kala, dağ gibi sorunlarıyla (çevre, trafik, düşünce yapısı v.b.) dışı cilalı, ama tadı tuzu olmayan bir kent çorbası kalır. İzmir''e yerleşmenin değil İzmirli olmanın önemine dikkat çeken bu güzel uyaran için teşekkürler. Kalemine, yüreğine sağlık...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz