MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Komşu ile dostluk, ama nasıl?/2
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
YAZARLAR
9 Ağustos 2017 Çarşamba

Komşu ile dostluk, ama nasıl?/2

“Komşu İle Dostluk, Ama Nasıl?/1” adlı yazımı sonlarken  Yunanistan ile Türkiye’nin iyi ilişkiler içinde olmasını istediğimi,nedeninin ise Rodos doğumlu bir Türk olduğumu,iki ülke arasındaki gerginliğin Rodos ve İstanköy’de yaşamakta olan akrabalarım ve soydaşlarımın yaşamını olumsuz etkilediğini belirtmiştim.

Bu kapsamda son olarak Kıbrıs olayları ile Rodos ve İstanköy Türklerine karşı nefret ve baskının ortaya çıktığını ve bunun da Türkiye’ye göçü hızlandırdığına değinmiştim.

Türk- Yunan ilişkileri “ Tek Taraflı Bir Aşk”mı?

Özellikle son yıllarda Türkiye’den adalara çok sayıda insanımızın turizm amaçlı gittiğini ve bunun adalar ekonomisine can suyunun ötesinde bir katkı olduğunu biliyoruz. Adalarda bulunan Yunan esnafı da bundan oldukça memnun. Çoğu da Türkçe öğrenmeye başlamış. Rakı-Uzo kadehleri karşılıklı şerefe kaldırılıyor. İki ülke arasında karşılıklı el sıkışmalar, ortak etkinlikler düzenleniyor, heyetler güler yüzle yan yana fotoğraflar veriyor.

Kimilerimiz, tek taraflı bir aşk yaşadığımızın farkında olsa bile ticaretin yoğunlaştırılmasıyla bunun iki yanlı aşka dönüştürülebileceğini düşünüyor.

Bununla birlikte, Türk-Yunan ilişkilerine gerçekçi gözle bakmakta yarar var.

Yunanistan’da hala Türk düşmanlığı devam ediyor. Yunanlı politikacılar bunu kullanıyorlar. Düşmanlık temelinde,Yunanlıların Türklere karşı yüzlerce yıl Osmanlı egemenliğinde yaşamış olmaktan kaynaklanan olumsuz düşünceleri  var. Bunların getirdiği düşünceler ışığında Türklere karşı düşmanlık-dostluk, nefret-sevgi, aşağılık kompleksi-üstünlük kompleksi gibi yaklaşımlar harman olmuş durumda.

Önce şu konuyu hatırlatalım;dostluk karşılıklı gelişir. Bu kapsamda Rodos, İstanköy adaları ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler’in kültürel kimliklerinin korunmasında önemli sorunlar olduğunu, Osmanlı mimarisinin hoyratça yok edilmek istendiğini, yapılan onarımların göstermelik olduğunu bilelim. Yunanistan’ın her platformda Türkiye’yi zor durumda bırakmak için çalıştığını da aklımızdan çıkarmayalım.

Dostluk için çıkış yolları

Yunan algısındaki Türk imgesinin sorunlu yapısı ve olumsuz yaklaşımların her iki ülke ve halklarına yarar getirmediği açıktır. Bu nedenle Türk-Yunan ilişkilerinde rekabet yerine işbirliği, çatışma yerine uzlaşı ruhunun egemen olması bir zorunluluk. Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin karşılıklı yarar temelinde daha da gelişmesi salt iki ülke ve halkları için değil, bütün bölgenin refah ve istikrarı bakımından önemli.

Türk-Yunan İlişkilerinin gerçekçilik temelinde dostluğu dönüştürülmesi bağlamında genel önermeleri şöyle sıralamak olası:

•             Yunan kamu oyunda, Türkler için var olan yanlış ve tutarsız bilgiler ortadan kaldırılmalıdır.

Bunun için Yunan tarihi ve ders kitapları, nesnel olarak yeniden yazılmalıdır. Bu konuda, özellikle Yunan aydınları tavır göstermelidir.

•             Yunanistan ve Türkiye arasında öğrenci değişimi yapılmalıdır.

Öğrenci değişimi, yakın sınır kentlerinden başlayarak geliştirilebilir. Öğrenci değişiminin başarısı için, tarafların dillerini öğrenmelerinde yarar vardır.

•             Yerel yönetimler arasında bağlantılar kurulmalıdır.

Yerel yönetimler arasında bağlantılar kurulmalı ve var olanlar da güçlendirilmelidir. Ancak, kardeş kentler ilan edilirken bile, düşmanlıkları körüklemekten kaçınmayan Yunanistan’a büyük görevler düştüğü söylenebilir. Örneğin:İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Selanik’i kardeş şehir olarak kabul edeceği sırada, Selanik Belediyesi “Sözde Pontus Soykırımı Anıtı”nı dikiverdi. Mayıs 2006 tarihli gazete ve ajansların bildirdiğine göre; Kent merkezindeki Ayasofya Meydanı’nda dikilen, bronz bir ağlayan kadın heykelinden oluşan anıtın açılış töreninde konuşan Selanik Belediyesi Meclis Başkanı Sotiris Kapetanopulos, bu anıtla “Selanik Belediyesinin soykırımı tanıdığını” söylemekteydi  . Bunun üzerine haklı olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kardeş şehir konusu askıya alınmıştı.

•             İki ülke arasında bilimsel işbirliği olanakları araştırılmalıdır.

Türkiye ve Yunanistan iki Akdeniz ülkesidir. Tarımdan sanayiye kadar her konuda ortak bilimsel çalışma yapılabilir. Örneğin;Ege’nin sularında ortak araştırmalar planlanabilir.

•             Ekonomik ve ticari ilişkiler geliştirilmelidir.

Ekonomik ve ticari ilişkilerde de karşılıklı çıkarlar yaklaşımı egemen olmalıdır. Bu kapsamda günümüzde Türkiye ile Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler, 2001’de yürürlüğe giren “Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması” ile 2001 tarihinde yürürlüğe giren “Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Ekonomik İşbirliği Anlaşması” ile başlatılmış durumdadır. Buna bağlı olarak Türk ve Yunan özel sektörü arasındaki işbirliğinin ve karşılıklı yatırımların özendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla iki ülke arasında düzenlenen YDİK Toplantıları kapsamında İş Forumları gerçekleştirilmektedir.

YDİK toplantılarında alınan kararlar ışığında her iki ülke arasındaki yatırımların ivme kazandığı gözlemlenmektedir.

 •            İki ülke arasında turizm geliştirilmelidir.

Türk-Yunan Halkları birbirlerini yeterince tanımamaktadır. Bu amaçla, turizmi geliştirmekte yarar görülmelidir. Bu konudaki kısıtlar da yine Yunanistan’dan gelmektedir. Vize almada önemli güçlükler vardır. Özellikle, Yunanistan doğumlu olan ancak Türkiye’ye göç etmiş Türklerin, vize alması yakın dönemlere değin neredeyse olanaksızdı. Vize sorununun çözümlenmesi ile gidiş-gelişler hızlanabilir. Böylelikle Yunanlar, Türkleri yakından tanıyabilir ve herhangi bir kötülüğün ya da saldırının gelemeyeceğini görebilirler. Bu açıdan Türk-Yunan Halkları arasında dostluğun geliştirilmesi açısından turizm en önemli sektörlerden biridir. 2017 yılı rakamlarına göre; turist sayısı Türkiye’nin 1 milyon,  Yunanistan’ın yarım milyon dolayında gerçekleşmiştir.

Özetle, “Dostluk için çıkış yolları” ya da “Türk-Yunan Dostluğu nasıl kalıcı olabilir?” sorusunun, birbiriyle bağlantılı birçok yanıtı vardır. Dostluğun sürekli ve kalıcı olma durumu, ağırlıklı olarak Yunan halkına ve devletinin yaklaşımları bağlıdır. Ayakları sağlam yere basmayan dostluk söylemleri kimseyi yanıltmamalıdır. Bir temel gerçeğin Yunanistan tarafından kabul edilmesiyle barış kalıcı olabilir. O da, barışın karşılıklı çıkar ilişkileri üzerine kurulmasından geçmektedir. Burada en önemli konu, Yunan Halkı’nın Türklere karşı beslediği duygu ve düşüncelerdir. Bunların, zaman içerisinde düşmanlıktan dostluğa dönüşmesi gerekiyor. Bu bağlamda, yukarıda da değinildiği üzere “düşmanlığı siyasetçilere bağlamak ve halklar arasında düşmanlıklar yoktur” yaklaşımı, havada kalıyor. Yunan siyasetçileri, Yunan Halkı’nda var olan duygu ve düşünceleri kullanıyor.

Ancak, Türkler ve Yunanlar arasındaki kavgayı, emperyal güçler de olabildiğince beslemektedir. Bu da göz önüne alınması gereken önemli gerçeklerden birisidir.

Bir önerim de Rodos ve İstanköy adaları ve Yunanistan’a turist olarak giden Türkiye yurttaşlarına olacak.

  • Osmanlı Türklerinden kalan ve tahrip edilen mimari eserleri görmeliler,
  • Onların vandalca yıkıma maruz kalmalarını ve gerekli önlemleri almalarını Yunanistan Hükümetinden talep etmeliler,
  • Yurda dönüşlerinde Türk medyasına yazacakları yazılarla konuyu aktarmalılar
  • Ve ayrıca T.C.Dışişleri Bakanlığı’na mektup yazarak durumu telin etmelidirler.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2017 Ege'de Sonsöz