MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yönetilmenin dayanılmaz halleri
Tayfun MARO
YAZARLAR
21 Haziran 2018 Perşembe

Yönetilmenin dayanılmaz halleri

Kendisini kime yönettireceğine karar vermek gibi tuhaf bir hakkı var insanın. Yine bu hakkı kullanacak; birilerine “Hadi, beni yönet!” diyecek… Kim en çok oyu alırsa, yönetme hakkı onun olacak.

O muktedir; Size okullar yaptım, gidin okuyun, diyecek… Size iş imkânı yaratıyorum, diyecek… Size hastaneler yaptırıyorum, gidin tedavi olun, diyecek… Ey yoksullar, size yardım ediyorum, yiyecek, para yardımı yapıyorum, diyecek… İşsizlik bitecek, yoksulluk ortadan kalkacak, diyecek… Diyecek de diyecek… Biz insancıklar da minnet ve şükranla muktedirin huzurunda eğileceğiz.

Gerçi bu eğilme eylemi, her cenahta farklı gerçekleşiyor. Sol cenahtakiler hafifçe eğiliyor; sağ cenahtakiler beline kadar eğiliyor.

Öyle ya da böyle, önünde eğildiğimiz muktedirlerin siyaset yalanları, Machiavelli’nin tavsiye ettiği siyaset yalanlarına tur bindirmiş durumda…

Bir insan bir insanı neden yönetmek ister? Bir insanın neden haddi oluyor, birilerini yönetmek?

Galiba muktedirin varlık nedeni yönetmek, hükmetmek olduğundan, her muktedir kendisine yönetecek bir kitle buluyor. En muktedirler de alayını yönetiyor. Böyle bir aşağılanmaya maruz kalmak ne kadar hazin! Gel seni yöneteyim…

Ne olurdu, herkes işini yapsa, üstüne düşen görev ve sorumluluğun gereğini yerine getirse… Kamu yönetimi, teknokratların sistemi işletmesi ve süreçlerin doğru yönetilmesi olarak anlaşılsa… O zaman, kimse kimseyi yönetmeye yeltenemezdi. İş ve üretim süreçlerini yönetmek yeterli olurdu.

Sistem doğru çalışırsa, zekâ engelli veya akıl hastası değilse, her kişi kendi kendini yönetmeye muktedirdir. Yeter ki muhteris efendiler gölge etmesin.

Toplumsallaşmaktan insanlığın muradı bu şekilde yönetilmek olmamalı. Tepemize dikilen ayrıcalıklı efendiler tarafından yönetilmeyi insani bulmuyorum. Yöneticiler sistemi çalıştırmakla yükümlü olmalı; kişi de haklarını doğru kullanmakla…

Vaatler insanın midesini kaldırıyor. Onu vereceğim, bunu yapacağım… Size yol yaptım, köprü yaptım… Hayır, bu ülkenin mühendisleri, uzmanları, işçileri yaptı ve parasını da Devlet hazinesi ödedi.

Toplumsal sözleşme, yönetme erkinin nasıl kullanılacağına dairdir. Bu sözleşmenin gereğini yerine getirmek bir lütuf değil, görevdir. Görevini yaptı diye kimse kimseyi sırtında taşımamalı.

Yönetenler ve yönetilenler arasında olan bitene bakarak, insanlık durumunun hiç de iyi olmadığını söylemek mümkün.

Yığınlar halinde, bir kişinin, bir kurtarıcının peşinden koşan insanlığın nasıl bir geleceği olabilir! Zaten olamıyor da… Dünya nüfusunun dörtte üçü yoksulluğuyla baş etmeye çalışıyor.

Kayıt altına alınmış sosyal varlığımız, yönetilmenin zaruretine odaklanmıştır. Tek gelişme, yönetenleri seçme hakkı kazanımı gibi görülüyor olmakla birlikte, bu kazanım insanlık durumunu iyileştirmemiştir. İktidar grupları ülke yönetimine ister kendi kendilerine gelsinler ister seçimle gelsinler, yoksullar ile varsıllar arasında oluşan dehşet dengesi hiç değişmiyor.

Muktedirler diyor ki; Ben kendim mi gelip tepene dikileyim, yoksa sen mi beni tepene dikeceksin? Birinci tercihe monarşi diyoruz… İkinci tercihe ise demokrasi… Yani mümkün olanın en iyisi…

Her iki durumda da, efendilerin huzurunda iki büklüm olmuş insanlığın durumu umut vermiyor.

Acı bilgi;

Henüz “anne” ve “süt” demeyi öğrenmiş 4 yaşındaki Leyla’nın başına gelenlerin bu seçimlerden önemli olduğunu anlamadıkça, iyimser olmanın âlemi yok.

Leyla’nın veya bir insanlık dersi vererek aramızdan ayrılan Dilek Özçelik’in başına ne geldiyse toplumun da başına o geliyor.

Ne yazık ki algımız bu gerçeğe kapalı ve sürükleniş bütün hızıyla devam ediyor.

Seçimlerin bir akıl ve vicdan buluşmasına vesile olmasını diliyorum.

 

 

 

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Ismail sabaz
 23 Haziran 2018 Cumartesi 01:25
Guzel bir yazi..., Sagolun! Ancak, bu çagda, orangutan niteligini kaybetmemis '' insanlar!?'' arasindan birkaç kisi anlayabilir né demek istediginizi...! Diger deyisle; toplum dediginiz, ''ben yönetiyorum'' DIYEN seytanla, ''aman sen né buyuksun!'' diyen seytanciklardan olusuyor, INSANLAR''dan degil! Kisaca: yönetenlerin kisiliklerinde, seviyesinde, o toplumun né oldugunu görürs?nüz. ... Siz, bu ham dünyaya erken gelmissiniz, neden inlerinde yasayanlara yaziyorsunuz? ... Umut , degil mi? O hiç tükenmez...! Politikanin üstü olan felsefenin de üstüne çikarsaniz, iste orada beni bulursunuz.. Yani , akli biraktiginiz anda.. Yani Sonsuz ask''ta.. Uzun oldu ama, sevilene yazilir... Saygilar
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz