MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Böyle gitmez
Tayfun MARO
YAZARLAR
21 Aralık 2017 Perşembe

Böyle gitmez

Doğu ve batı kimliklerini bir arada barındıran imparatorluk bakiyesinden doğan Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Modernite ve Aydınlanma düşüncesi üstüne inşa edildi. Devlet, batı kimliğini benimsendi. Ve Türkiye, jeopolitik konumuyla bölgesel aktör olma potansiyeline sahip.

Ancak ikibinli yıllarda izlenen İslamlaştırma politikası nedeniyle, Cumhuriyet’in yüzyıllık batılı kimliği ve bölge politikalarındaki rolü tartışmaya açılmış bulunuyor.

Türkiye, hem içeride hem dışarıda, doğu-batı ekseninde geriliyor. Batı ile ilişkiler hiç olmadığı kadar kötü gidiyor. İçeride, otokrasi ve demokrasi seçenekleri karşısında toplum tam ortadan bölündü.

Geçen yüzyılda, Türkiye toplumunun batılı kimliği ve çağdaşlaşma projesi, batı normlarına dayalı kamusal yaşamın satıhta kalması ve toplum dinamiklerinin genellikle hesaba katılmaması sonucu, istikrarsızlığın ve belirsizliğin yarattığı sorunların altında ezildi.

Bu yüzyılın başında, islamcılar iktidara geldi. “Böyle olmuyor!” dediler; islam âlemine yöneldiler.

Türkiye toplumunun doğulu kimliği, 500 yıldır, Arap dili ve Arap kültürüne dayalı İslamlaştırma politikalarının etkisi altında…

Demem o ki, kimi zaman doğu, kimi zaman batı sapması, Cumhuriyet modernleşmesini ve çağdaş uygarlık fikrini zora sokuyor, seküler toplumu bunaltıyordu. Cumhuriyet el yordamıyla yol alıyordu. Ta ki Sünni islam eliti iktidara gelinceye kadar… Onlar gelince, düşe kalka işleyen yapı da durdu.

Şimdi, Türkiye’nin geleceğine adeta zar atılıyor…

Köprü misali iki kıta arasında uzanan Anadolu, bir göç yolu olarak, Barbar işgalleriyle ün yapmıştır. (Barbar sözcüğünü bir aşağılama sıfatı olarak kullanmadım. Bu bir defo değil, niteliktir.)

Bugün, Cumhuriyet Devrimi ile ayağa kalkan Anadolu, bir kere daha adeta barbar işgalinde…

Hepimizin malumu, Büyük Ortadoğu Projesi’nin destabilize ettiği bölge halkları, savaşlar, iç savaşlar ve işgaller ile yerinden yurdundan edildi.

Ilımlı islamın yarattığı kararsız iklimde kışkırtılan cihatçılar, doğunun ve batının lider ülkeleri arasında süren paylaşım kavgasında kullanılıyor; Merkezi yönetim ile silahlandırılmış gruplar arasında sürüp giden silahlı mücadelede, bölge halkları iki ateş arasında kalınca, milyonlarca insan yabancı topraklara savruldu.

Destabilizasyondan Türkiye de nasibini aldı. Ülkede güçlenen siyasal islamın sığınmacılarla buluşması, yeni sosyolojinin ortaya çıkış sürecine, siyasal islamın lehinde etki yaptı. Tam da İslamcıların arzu ettiği doğrultuda, otoriter yönetim talebini güçlendirdi. Doğulu ve islami değerlerle tahkim edilmiş otoriter bir yönetim biçimi talebi…

Toplumsal gerçekliğin öbür yüzünde ise, batı değerlerini ve seküler alanı tercih eden toplum var; ülkede yaşayan her iki kişiden biri, otoriter yönetim istemiyor.

İslamcı iktidar zümresi sürgit iktidar istiyor. Bu arzuları gerçekleşirse;  Türkiye’nin doğu blokunda yer alması ve otoriterleşmesi güçlü ihtimaldir. Böylece Barbar işgali zemin kazanacaktır.

Bu ahvalde, yeni yönetim biçimine “hayır” diyenler ya diz çökecekler, ya da diz çökecekler...

Toplumdaki yarılmanın önüne demokrasiyle geçilemezse, tam ortasından yarılan toplumu bir arada tutmak için baskıdan başka bir araç kalmıyor. Zor seçim...

Kaldı ki Türkiye’nin İslam elitinin kurmakta olduğu rejimle de uzun süre yönetilmesi mümkün değil. Bırakın ülkenin yönetilmesini, o rejimin ayakta kalması bile çok zor. Böyle gitmeyeceği aşikâr…

Baraj duvarlarının ardında sular hızla yükselmeye başladı. Çıkışa yönelmenin vaktidir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 21 Aralık 2017 Perşembe 15:12
Bozgunculuk yazı dizisi... Yazık.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz