MENÜ
İzmir 27°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bach çiçekleri 2
Dr. Berna BRIDGE
YAZARLAR
12 Aralık 2018 Çarşamba

Bach çiçekleri 2

Geçen hafta size Dr Edward Bach’ın çiçek özleri ile tedavisini anlatmaya başlamıştım. İzmir’de Bach çiçekleri tedavisini uygulayan yetkili eğitmenin Neşe Çalapverdi olduğunu söyleyip Neşe’nin bana verdiği Dr. Bach’ın kitabının çevirisinden bazı açıklamaları sizlerle paylaşmıştım. Bu hafta Dr Edward Bach’ın söylediklerine Neşe’ye tekrar teşekkür ederek kaldığım yerden devam ediyorum: 

“En iyi korunan yere, ‘düşmanın’ kalesine, yani sıkıntıya neden olan şeyin tam temeline hücum edilerek gerçekleştirilen bu tedavi, tam anlamıyla gerçek iyileşmedir.  

Modern bilimde uygulanan materyalistik yöntemlerin istisnalarından biri de Homeopatinin kurucusu büyük Hahnemann'ın yöntemidir. İnsanın içinde bulunan Yaratıcı’nın cömert sevgisini ve İlahiliği fark eden Hahnemann, hastalarının yaşama, çevreye ve geçirmekte oldukları hastalıklarına karşı zihinsel tavırları üzerinde çalışarak, kırlardaki bitkilerde ve doğa âleminde sadece bedenleri iyileştirmekle kalmayan, aynı zamanda hastaların zihinsel bakış açısını da iyileştiren tedaviyi bulmaya çalıştı.  Dileriz, yüreklerinde insan sevgisi taşıyan gerçek doktorlar, Hahnemann'ın ilmini geliştirsin ve yaysın. 

İsa'dan beş yüz yıl önce eski Hindistan'da Buda'nın etkisi altında çalışan bazı doktorlar şifa sanatını öyle mükemmel bir düzeye çıkarmışlardı ki o zamanlar yapılan ameliyatlar günümüzdekiler kadar, hatta onlardan daha etkili olmasına karşın ameliyat yöntemini uygulamadan kaldırabilmişlerdi. İyileştirme konusunda güçlü ideallere sahip Hipokrat, insanda ilahiliğin varlığından emin olan Paracelsus ve hastalığın fiziksel düzlemin üstünde bir düzlemde ortaya çıktığını fark eden Hahnemann gibi kişiler... İşte bu isimlerin tümü, acı çekmenin gerçek doğası ve bunun çaresi hakkında çok fazla bilgiye sahipti. Kendi sanatlarının bu büyük üstadlarının öğretileri takip edilmiş olsaydı son yirmi veya yirmi beş yüzyılda, tarifi mümkün olmayan bu kötü durumdan kaçınılmış olacaktı fakat başka şeylerde olduğu gibi materyalizm Batı dünyasına çok güçlü bir şekilde etki etmiştir ve oldukça uzun bir süre, gerçekten de buna engel olan sesler, hakikati bilenlerin verdiği tavsiyelerin üstüne çıkmıştır. 

Kısaca ifade etmek gerekirse hastalık, görünüş itibarıyla son derece amansız olmakla birlikte, özünde faydalı ve hayrımızadır; doğru yorumlandığı takdirde bizi, esas eksik yanlarımıza yönlendirecektir. Doğru şekilde tedavi edildiği takdirde ise o hatalı yanlarımızın ortadan kaldırılmasına ve bizim daha önce olduğumuzdan daha iyi ve mükemmel olmamıza neden olacaktır.  

Acı çekmek, başka yollardan kavrayamadığımız bir derse dikkat çekmek için düzeltici bir araçtır ve o ders öğrenilene kadar asla kökünden söküp atılamaz. Şu da bilinmelidir ki,  uyarıcı belirtilerin önemini fark eden ve okuyabilenlerde, eğer uygun düzeltici olan ruhsal ve zihinsel gayret sarf edilirse hastalık daha başlamadan önce önlenebilir veya ilk aşamalarında durdurulabilir. Ne kadar ciddi olursa olsun hiçbir vakada umutsuzluğa düşülmemelidir zira bireye hâlen fiziksel yaşam sunuluyor olması, hüküm süren Ruhun umutsuz olmadığını gösterir.”

Dr Bach’ı dinleyecek olursak ruhsal ve zihinsel bir çaba gerekiyor hastalıkları iyileştirmek için. Denemenin bir zararı yok gibi görünüyor ama ruhun ve bilinçaltının derinliklerine inmek de kolay değil. Haftaya devam edeceğim…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz