MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Değişimi kavramak için…
Tayfun MARO
YAZARLAR
6 Ağustos 2018 Pazartesi

Değişimi kavramak için…

Eski rejimin 12. Cumhurbaşkanıydı; Yeni rejimin ilk Cumhurbaşkanı… Kurduğu Asya tipi otoriter yönetim sisteminin başında; Bütün iktidar onda…

Erdoğan, tek adam olmayı arzuluyordu ve ülkeyi şirket gibi yönetmek istiyordu. Arzularının önünde hiç engel kalmadı. Şimdi kendisini büyük bir sınav bekliyor. Başaramazsa, islami hareketler siyasal hayattan silinir. Çünkü büyük oynuyor, yıkıntısı da çok büyük olur. Başarırsa da tarihe geçer.

200 yıllık yapısal sorunların çözüm beklediğini söyleyen yeni rejimin sözcüleri, bundan sonra gidilecek yol hakkında da fikir veriyorlar.

Erdoğan’ı eleştiren CHP’lilerin bence en çok yanıldıkları husus; sanki eskiden her şey çok yolundaydı da, son 16 yılda bozuldu… Bu durum hep göz ardı ediliyor.

Mesela, Sayıştay SGK’yı artık denetlemeyecek. CBK ile alınan bu karar elbet de tartışmalıdır. Şeffaflık ilkesini de zedeliyor. Haliyle, ana muhalefet de, SGK’nın halktan kaçırıldığını söylüyor.

Sorun şu ki, SGK Sayıştay tarafından denetlendiği zamanlarda da, ne şeffaflık ilkesi doğru dürüst işliyordu, ne de halkın kaale alındığı vardı.

Eskiden yönetim sisteminde mevcut olan doğru uygulamalar sadece kâğıt üzerindeydi. Şimdi ise tamamen ortadan kaldırılıyor. Halkın kaybettiği bir şey yok. Sadece olabilirliği ortadan kalkıyor. Bu da halkı ilgilendirmiyor. Öyle bir bilinç oluşmadı ki ilgilendirsin…

Hiç unutmamalıyız; toplumun kahir çoğunluğu sistemin kıyısında yaşıyor ve bu insanlar yoksul.

Üstelik devlet her zaman ceberuttu. Vesayet her zaman vardı. Adaletsizlik hiç bitmedi. Gelir dağılımında eşitsizlik zaten kronik. Sadece sorunlar zamanla renk değiştiriyor.

Erdoğan’ın değişim programı salt islami bir rejim veya yerli ve milli bir düzen kurmaktan ibaret değil. Son Afrika seyahatine bakılırsa, yeni Dünya düzeninde, Doğu blokunda yeni ilişkiler arayışında… Bu tercihe sıcak bakmayabilirsiniz ama hafife almak büyük hata olur.

Tekrar tekrar yazmak artık kabak tadı verdi ama yazmadan da olmuyor; Uluslararası kapitalist sistem derin bir krizde. Kapitalizmin metropollerinde büyük paylaşım kavgası var. Doğu ile Batı blokları arasında süren mücadelede, Batı bloku içinde de ayrışmalar yaşanıyor. Belirsizlik çok fazla. Teknolojik üstünlük belirleyici olacak.

Sistemde bozulan dengeler ve ortaya çıkan belirsizlik, Türkiye’yi yeni arayışlara yönelme konusunda cesaretlendirdi.

Bilindiği gibi, kurulmakta olan yeni rejimin bekası dedikleri, ülkenin geleceği ve kalıcılığıdır. Ve yeni yönetim, beka sorununun çözümünü Doğu blokunda görüyor.

İnönü, o ünlü “Johnson mektubu” üzerine; “Yeni bir Dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır.” demişti. 54 yıl sonra sanki bu sözler gerçek oluyor. Yeni bir Dünya ihtimali çok yüksek… Türkiye, Doğu bloku ile hiç olmadığı kadar yakın…

Tabii ki bu işler olup biterken, Erdoğan’ın ve yeni yönetici zümresinin burjuvazi ile ilişkilerini de sorgulamak gerekiyor. Seküler toplumla yeni rejimin ilişkilerini konuşmak gerekiyor. Muhalefetin dinamiklerine bakmak gerekiyor.

Burjuvazi, kapıya dayanan ekonomik kriz ile devlet aygıtını kontrol eden siyasal güç arasına sıkışmış vaziyette, kıvranıyor.

Yerli ve milli hareketin liderleri, seküler toplumla uzlaşma ve mutabakat koşullarını zorlayacaklar. Toplumsal mutabakat için yeni model arayışındalar. İzmir, yeni modelin öncüsü olabilir.

Türkiye bir süredir neredeyse muhalefetsiz. Erdoğan’ın yaptığı işlere kötü demekten öte varlık gösteremeyen muhalefet, ülkenin yaşadığı dönüşüme teslim oldu olacak…

CHP’de, Kılıçdaroğlu’nun öncülük ettiği ittifak hareketi etkisizleştirildikten sonra, yine İnce ve arkadaşlarının marifetiyle daha büyük bir saldırı başlatıldı. Başarılı olurlarsa, CHP, rejim değişikliğinin önündeki engel olmaktan bütünüyle çıkmış olacak.

Belli ki yeni rejim, muhalefetin başında, İnce gibi bir siyasetçi görmek istiyor.

Doğu-Batı hattında gerilip kalan Türkiye’nin konuşulması gereken meseleleri şimdi çok daha fazla ve bir o kadar karmaşık… Olan biten üzerine soğukkanlı düşünmeye ihtiyacımız var.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Tayfun Maro
 8 Ağustos 2018 Çarşamba 18:32
İsmail bey,sizi yeterince dikkatli okumayan aslında benmişim.Özür dilerim. Saygılarımla.
 İsmail
 8 Ağustos 2018 Çarşamba 09:46
Öncelikle açıklamanız için teşekkür ederim. Sorularım sadece düşünce ufukları açmak ve tüm okurlar içindi. Diğer taraftan işbirliğine gidilecek Doğu Blokunu sadece kültür ayrışması olarak nitelemenin eksik olacağını düşünüyorum. Kaldı ki somut olarak bir savunma sistemi alımı söz konusu. Kültür kavramı felsefi ve siyasi açıdan ekonomi kavramından ayrı düşünülemeyeceği gibi karşılıklı ekonomik çıkarlar üzerine kurulu devletler arası ilişkilerde salt 'kültür' üzerinden işbirliğine gidileceğini varsaymanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Saygılarımla.
 Tayfun Maro
 7 Ağustos 2018 Salı 16:28
İsmail bey, Sorduğunuz soruların muhatabı ben değilim. Yazıyı yeterince dikkatli okursanız, iktidar grubunun arayışından söz ettiğimi de görürsünüz.Doğu bloku dediğim, bir kültür ayrışmasıdır. Ayrıca, kapitalist sisteme dahil olduğu gibi, kapitalizmin metropolünde başa güreşen ülkelerin işbirliğidir, Doğu bloku dediğim. Türkiye'nin bu işbirliğine dahil olması elbet de Batı ile yüzyıllık geçmişi olan ilişkiler açısından bir handikaptır. Kaldı ki Batı finans sisteminden para alıp Çin, Rusya veya İran ile tatlı hayat süremezsiniz. Türkiye gibi üretimden uzaklaşan ülkelerin zaten böyle bir gücü yoktur. Sorduğunuz sorular yazdığım meseleyi ilgilendirir ancak yazının konusu dışında kalıyor; bu nedenle açıklama yaptım. Saygılarımla.
 ismail
 7 Ağustos 2018 Salı 12:38
Öncelikle Sayıştay web sitesinde yaptığı duyuru ile SGK nın Sayıştay denetimi kapsamında olduğunu duyurdu. Diğer taraftan Doğu Bloku gerçekten Blok mu bunu görmek gerekir, ne vaad ediyor, ülküsü nedir? Eğer bir Blok olacaksa da daha çok yol alınması gerektiğini kabul etmek gerekir. Ayrıca amaç bir blok a sadece dahil olmak mı, buna gerek var mı, katılmaktaki vizyonunuz nedir? Yine hangi donanım ile Doğu Blok una dahil olacaksınız, hangi teknolojiyi üretiyorsunuz, hangi eğitim olanağını, istihdamı gençlerinize sağlıyorsunuz.Dahil olduğunuz Blok ta sadece tüketici mi olacaksınız, böyle bir üyenin ağırlığı ne kadar olabilir (bulunduğunuz coğrafya yeter mi diyorsunuz) Gençleriniz Doğu Blokundaki üniversitelere mi gidecek? Ayrıca Blok oluşumunu kapitalist sistem ister mi, veya işlemesine izin verir mi, bunu da düşünmek gerekir. Kaldı ki olsa bile Doğu nasıl iş yapacak, şu an Batı pazarına muhtaç ve halen Batı teknolojiyi ve piyasayı domine ediyor. Ve bir sürü sorular.
 Lombak
 6 Ağustos 2018 Pazartesi 20:59
Yeni toplumsal mutabakat, ceberrut devlet gibi Nuray Mertler ve Mehmet Altanlar, Hasan Cemaller Cengiz Çandarlar tarafından halka zorla dayatılan masalsı liberal sol söylemlerin çoktan halk tarafından tarihin çöplüğüne atıldığı zamanlarda yaşıyoruz. Bilmem farkında mısınız? ve asıl CHP'de değişiklik hemen şimdi olmazsa Tayyibin istediği kontrollü muhalefet uzun süreliğine kurulmuş olacak. Marjinal liberal sol, fetöler, PKKlar hadapelerle takılan, marjinellerin, çeperdekilerin kontrolündeki genel merkezin esiri eski orta sınıf aydınlar. Bu ancak patlamaya hazır bir molotof kokteyliydi aslında. Hadi iptal edin bakalım kurultayı. Cevabı Mart 2019'da alın. Ve yine yazın bu terelelli yazıları aman. Hep siz haklısınız. Muhteşem umursamazlıkla yenilgide çift haneli (10 uncu) olgunlaşmışlığa doğru el ele ... inşallah ... dedirtmeyeceğiz. Vatanseverlerin mahallesinde teslimiyetçi liberalizm, ver-kurtulculuk, Yes Be Annemler, sahte barışlar, Doğuş Deryalar, Selahattinler, Figenler, Gülenler satamayacaksınız.
 Sarı Çizmeli Memed'A
 6 Ağustos 2018 Pazartesi 19:15
Anlayamadığım bir şey daha var, yeni rejimin işine neden Muharrem İnce gelsin ki? Yıllardır hafife/ve hatta alaya aldıkları/sokak deyimiyle "kafa buldukları" , seçimdeeeeennn seçimeeeee eleğe çevirdikleri, politik/ve kişisel çizgileri silik, pasif ötesi bir kılıçdaroğlu daha iştah açıcı ve kolay bir lokma değil mi?
 Sarı Çizmeli Memed'A
 6 Ağustos 2018 Pazartesi 19:15
Yapmayın allah aşkına Sn.MARO... İnönü'nün işaret ettiği o "yeni dünya" emperyalizme ve faşizme karşı direnen, içlerinde bağımsızlık hareketlerinin peşpeşe patladığı, hatta emperyalizme ve faşist yönetimlere karşı kelle koltukta bağımsızlık ve demokrasi savaşlarının verildiği bir dünyaydı... RTE'nin yer almak istediği "bu dünya" ise emperyalizmin maşası/ve demokrasiyle, insan haklarıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, koyu islami faşist ülkelerin oluşturduğu bir dünya... İki "dünya"yı nasıl aynı kaba koyabiliyorsunuz, şaşkınlıklar içinde kalıyorum.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz