MENÜ
İzmir 22°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Asgari müştereklerimiz olmayınca…
Engin ÖNEN
YAZARLAR
10 Aralık 2022 Cumartesi

Asgari müştereklerimiz olmayınca…

Geçen gün Halk TV spikeri, altı yaşında evlendirilen, daha doğrusu istismar edilen kız çocuğu hakkında konuşurken, böyle bir olayda Türkiye ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak, diye feryat ediyordu.

Evet, bu olay çok önemliydi ve toplumun bir bölümünde yoğun bir duyarlılığa neden oldu. Doğal olarak bu vahşet, tarikat ve cemaat yapılanmalarını da tartışılmasına yol açtı. Çünkü bu olay, münferit değildi. Öyle bir erkeğin sapkınlığı veya bir anne babanın zalimliği ile sıradanlaştırılamazdı.

Hem bir süredir sadece su yüzüne çıkan çocuk taciz olayları sayısı bu olayın tekil olmadığını gösteriyor ama öte yandan da böyle bir kültür, iktidar dâhil bazı kesimler tarafından meşru gösterilmeye çalışılıyor. Çocuk tecavüzleri karşısında, bir kereden bir şey olmaz ve çocuğun da rızası varmış türünden açıklamalar, kamu görevlisinin yapamayacağı açıklamalardır. Çünkü onun yetki kaynağı ve yetki sınırları yasalardır.

Normalde bu ve benzeri olaylar tüm toplumu derinden etkilemesi gerekirken, sadece belli bir kesimin tepkisini çekip, diğer belli bir toplum kesiminde ise duyarsızlıkla karşılanıyor. Diğer pek çok olayda da gördüğümüz gibi. Terör eylemleri, katliamlar, kömür madeni faciaları gibi çok sayıda örnek verilebilir.

Toplum heterojen bir yapıdır ve her kesiminin aynı duyarlılık ve beklentiler içinde olması beklenemez. Ama yukarıda saydığımız olaylar bu farklılığa dahil değildir. Bunlar farklı sınıf, etnik köken, bölge ve hatta farklı inançtan her kesimi içine çekmesi, ortaklaşılması gereken önemde olaylardır.

Peki, neden böyle? Çünkü bir süredir bu toplum, asgari müşterekte buluşma kapasitesini kaybetti. Ne deprem ne büyük yolsuzluklar ne katliamlar ne de bu türden yaygın çocuk istismarları toplumun ortak tepkisine neden oluyor…

Herkes kendi mahallesinde, mahallesinin sesini duymak istiyor. Her bir kutup kendi akis odalarında olaylara anlam vermekle, alkışlamak veya tepki göstermekle meşgul olma konforunu yaşıyor. Yani senin derdin benim derdim olmuyor epeyce bir süredir.

Bu denli parçalanmış bir toplumda temel insan hakları üzerinden bile asgari müşterek oluşamıyor. Kutuplaşma sadece oy tercihlerine yansımıyor aynı zamanda ortak kamuoyu oluşumunu engelleyip, farklı kamu oyaları meydana getiriyor.

Bu parçalanma, basit bir sorun değil. İktidar veya muhalefette olsun siyasi partiler de bu parçalanmanın suyuna giderek risk almak istemiyorlar. Örneğin Saadet Partisi lideri, bu kadar can yakıcı bir örnek konusunda, tartışmanın sürmesi halinde ailenin ve İslam dinin zarar göreceğini söyleyiveriyor.

Çocuk gelinler sorunu, Türkiye’nin önemli bir sorunudur. Tarikat ve cemaatlere yapılan yatırımlar ile yaygınlaşan kültür, bazı kesimlerde giderek dini esas alan bir kamu yönetimi beklentisine yol açmaktadır. Böyle bir konuya Diyanet İşleri mi Savcı/yasa mı karar verecek tartışması bile çok tehlikeli bir yaklaşıma müsaade etmek anlamına gelir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2024 Ege'de Sonsöz