MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sistemin bekası
Tayfun MARO
YAZARLAR
13 Ağustos 2018 Pazartesi

Sistemin bekası

İnsan türünün en uyanık ve en cüretkâr cinsidir, muktedir. Ve hükmetmekle meşhurdur.

En öne geçip, “gelin peşimden” diyen muktedirler ile bu muktedirlerin “peşine düşen” yığınlar arasında sürüp giden ve yaşamı gözaltında tutan netameli ilişkiler, toplu halde yaşamaktan toplumsallığa geçiş sonucu ortaya çıktı.

Tarih yapıcı bu netameli ilişkiler aynı zamanda, “toplumsal gelişme” denen garabetin karinesidir.

Günümüz dünyasında muktedirler artık en öne kendi kendilerine geçmek yerine, kendilerini halka seçtirerek toplumun en önüne geçiyor ve yönetiyorlar. Geliştiğimiz için, özgür köleler olarak, efendilerimizi kendimiz seçiyoruz. Özgür kölelik çağının getirdiği haktır bu…

Efendi, “sen beni seçtin, ben de geldim seni yönetiyorum” dediğinde, demokrasiye giriş yapmış oluyor, özgür köleler toplumu…

Bu ahvalde, ister para mabetlerinde ister tanrının mabedinde, yatar kalkar efendilerine şükredebilir, özgür köle. Zenginlerin parası varsa onun da yerde ve gökte efendileri var…

Başını kaldırıp, göklerdeki efendiye ve başını yeryüzüne çevirip, yeryüzündeki efendiye şükretmek, en bereketli, en kutsal insan hakkıdır.

Seçimler, yönetenler ile yönetilenler arasında kurgulanan sosyal sorumluluk oyununun en önemli bölümüdür. Seçme ve seçilme hakkının getirdiği yükümlülükte, siyasetin de derin anlamı oluşur.

Bu derin anlamı yakalayan muktedirlere genellikle “kurtarıcı” diye bakar, özgür köleler.

Yönetmek ve kurtarmak, muktedirin doğal misyonudur... Yönetecek ki kurtarabilsin!

Özgür köleleri yönetmek zordur; kurtarmak ise daha da zor… Bir kere özgür oldular ya, durmadan isterler… Efendilerine kul köledirler de, gel gör ki karınları doyacak, barınacak ev lazım, sağlık, eğitim, geçim dertleri var. Oysa servet, %20’nin elinde, yapacak bir şey yok! Sistem böyle işliyor…

Yeryüzünde yaşayan insanların en az dörtte üçüne bol umut ve hayatta kalacak kadar maddi imkân vermek gerekiyor... Ve o insanların buna şükretmelerini sağlayacak iman gücü…

Şu yetmişinde bile ergen halleri bir türlü son bulmayan solcular bir sussa, işler tam yolunda gidecek de, her şeye söylenen bu müzmin muhalifler çok şamata yapıyor. Yok insan haklarıymış, yok sömürüymüş, yok özgürlüklermiş, yok devrimmiş… Herkes sistemin içinde olduğu halde ve kahir çoğunluk böyle yaşamaya razı iken, bu itiraz, bu gürültü de ne oluyor!

Bir ucu mülkiyet, diğer ucu para ve sen bu parantezin içindesin! Kıpırda kıpırdayabilirsen!

Doğrusu, iktidar savaşlarını “devrimci mücadele” diye pazarlayanları pek ciddiye almamak lazım.

Sistemden beslenenler, o sistemi ne değiştirebilir ne yıkabilirler… Belki bir ölçüde sistemi insani boyutta iyileştirebilirler. İnsanlar henüz kendileri için iyi şeyler yapmaya hazır değiller.

Çektiğimiz onca sıkıntı ve başımıza açılan onca dert hep efendilerin iktidar paylaşımının bedelidir. Yani muktedirleri ihya eden sistemin sürgit varlığını sürdürmesi içindir. Tabii ki Allah’ın izniyle…

Toprak, hava ve su, hayata düşman insanlığın zulmüne ve hoyratlığına sonunda isyan etti. Tabiat, “oyun masumiyetine aykırı bu kirli oyunda yokum,” diyor. Doğal hayat insandan elini ayağını çekiyor. Efendiler ise, yeryüzüne hükmetmek ve insanlığı yönetmek için birbirinin gırtlağına basmış, kıran kırana mücadele ediyorlar… Devletin bekası için, insanlığın geleceği için iktidar istiyorlar…

Beka mühim mesele… Uğrunda ölmek de var, kahraman olmak da... Sefalete katlanmak ha keza…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz